Köşe Yazarları

Vay AK Parti’nin ve Türkiye’nin haline…







“…Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, FaceTime üzerinden partisinin İstanbul İl Yönetim Kurulu üyelerine ve CHP il örgütüne seslendi. Kılıçdaroğlu, “Gösterdiğiniz çabayı sadece İstanbul değil bütün Türkiye takdirle izliyor. Böyle bir örgüte sahip olduğum için son derece mutlu ve gururluyum. Baskıcı bir tek adam yönetiminde elde ettiğimiz bu başarı sıradan değil tarihe geçecek bir başarıdır” dedi…”

Sonuçları henüz resmen açıklanmayan Türkiye’deki yerel seçimlerin en önemli kazananı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’dur galiba.

Rakibi Erdoğan’ın kurduğu ittifakın toplamda yüzde 53 oy almasına ve Kılıçdaroğlu’nu açık ara geçmesine karşın yine de seçimin kazananı Kılıçdaroğlu’dur.

Yukarıda yaptığım haber alıntısı da gösteriyor ki Kılıçdaroğlu bu durumun keyfini çıkarıyor.

Yıllarca, her seçimden sonra, parti kavgalarla uğraşan “istifa et” baskılarıyla boğuşan ve kurultay yapmak zorunda kalan Kılıçdaroğlu ilk kez CHP yöneticilerine “sizlerle gurur duyuyorum” diyebilmenin mutluluğunu yaşıyor.

Bunun sırrı nedir bilir misiniz?

Bunun sırrı Kılıçdaroğlu’nun şu cümlesinde yatıyor:

Baskıcı bir tek adam yönetiminde elde ettiğimiz bu başarı sıradan değil tarihe geçecek bir başarıdır”

                                                                                              ***

 Kılıçdaroğlu eğer spor ayakkabılarını giyip Ankara’dan tek başına yola çıkmasaydı şimdilerde bu başarıyı yaşayamaz ve belki de çoktan emekliye ayrılırdı.

Kılıçdaroğlu, baskı ve hapis düzenine karşı etkin bir şekilde mücadele edilmesi gerektiğine o tarihi yürüyüşüyle önce kendi kendini ikna ederek başladı.

Meclis grup toplantılarında, televizyonların canlı yayınları eşliğinde nutuk atarak veya birkaç ziyaret yaparak Erdoğan’ı alt edemeyeceğini önce kendi anladı.

Siyasette liderin ortaya koyacağı ve bedelini ödeyeceği ideolojinin meşakkatli bir eylemlilik gerektirdiğini anladı.

Bunları yaptı ve sadece dağınık durumda olan CHP’lileri değil, ittifak yaptığı kesimleri ve nihayette Erdoğan’a oy veren ama siyasete aktif katılmayanları da ikna etti.

Ekrem İmamoğlu işte böylesi bir inancın ürünüdür.

***

AK Parti’nin yaptığı yoğun itirazlar nedeniyle Ankara’da ve özellikle İstanbul’da resmi seçim sonuçları bir türlü açıklanmıyor.

AK Parti yöneticileri ve Erdoğan başında “sessiz” kalarak bu itirazların nereye varacağını izlemeye çalıştılar.

Fakat, seçim kaybetmenin kamuflajını sandıklara itiraz etmede bulan il yöneticileri onları da kendi gayya kuyularına çekti.

AK Parti eğer bu gerilimi tırmandırırsa kendi ayağına kurşun sıkmış olacak.

Çünkü seçimin mukadderatını her fırsatta dile getiren ve rakiplerine karşı bunu koz olarak kullanan AK Parti şimdi seçim sistemini dumura uğratmanın tuzağına düşüyor.

Binali Yıldırımın gururunu kurtaracak veya Ekrem İmamoğlu’nu itibarsızlaştıracak diye elindeki son silah olan “halk iradesini” de harcıyor.

***

Binali Yıldırım’ın yerinde olsam Ekrem İmamoğlu ile görüşür, elini havaya kaldırır, tebrik eder ve bırakırdım.

Zaten adı-sanı duyulmamış birisi karşısında düştüğü durum yenilginin diğer adıdır.

Velev ki sandıklar yeniden sayıldı ve Bianli Yıldırım’ın birkaç bin oyla seçildiği açıklandı.

Vay AK Parti’nin ve Türkiye’nin haline…








Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu