Köşe Yazarları

Siyasi sorun sıcak tutulmalı


Dün BM’ler Genel Sekreteri özel danışmanı Lute’nin Anastasiadis ve Sn. Akıncı  ile neleri görüştüğünü bilmiyorum.

Ancak bu görüşmeden önce ve görüşmeyle ilgili Sn. Akıncı’nın, Güney’e dolayısıyla BM’lere yönelik, biraz da kulakları çekercesine ve sitemle vurguladığı   mesajı  elimizin altında.

Sn. Akıncı’nın Lefke Portakal Festivali açılışında yaptığı konuşmada müzakerelerle ilgili görüşlerine geçmeden önce  şunu vurgulayım:

Müzakerelerin duraksamasından sonra siyasi sorunla ilgili görüş ve tartışmalar medyadan düşerken, halk katlarından da çekip gidiverdi! Oysa ne olursa olsun hem siyasi hem de sosyoekonomik yönden  “çözümsüzlük” hâlâ varlığımızı tehdit etmektedir. Ki tartışılması gereken sadece “müzakereler” değildir. “Nasıl bir çözüm” konusudur da..

NİTEKİM Geçen gün Sn. Akıncı Lute ile görüşmesinden önce yaptığı festivaldeki konuşmasında  Rum tarafı ile varılan “geçmiş uzlaşılarla” ilgili, “müzakerelere bunlarla yeniden başlamaya hazır mısınız” diye sorması yeni bir başlangıcın umudu olabilir..

Genelde Sn. Akıncı o konuşmasında bir iki temel “uzlaşı” üzerinde duruyordu.

 Birincisi “11 Şubat 2014 belgesinin geçerliliğinin kabulü..”

Türk tarafının siyasi eşitliğinin kabulü..

Guterres çerçevesinin masaya gelip gelmeyeceğinin açıklığa kavuşturulması.       Ve artık olmazsa olmazımız olan  siyasi eşitliğimizin kabulü..

NE var ki Sn. Akıncı’nın “müzakere doneleri” olarak öne çıkardığı geçmişteki bu “uzlaşı” denilen unsurlar, bildiğim kadarıyla siyasi partilerimiz ve STÖ’lerimiz tarafından “uzlaşı haline” gelmiş değillerdir..

Dahası, Sn. Akıncı’nın sözünü ettiği ve Rum tarafına yönelik, “bu geçmiş mutabakatları kabul etmeye var mısınız yok musunuz” diyerek sormasına karşın; ben halkın bu konularda çok da bilinçli ve tartışmaya hazır olduğunu zannetmiyorum.

ÇÜNKÜ  “2014 den beridir müzakereciler tarafından  devre devre alınan kararlar doğrusu şu ki   unutulup giderken, hem Kuzey’de hem Güney’de, 2014’ü de Guterres’in altı maddelik çerçeve anlaşmasını da eskitecek hatta siyasi yönden kadük duruma düşürecek pek çok değişiklikler olmuştur.

Mesela Doğu Akdeniz’deki enerji sorunu bunlardan sadece bir tanesidir. Ki Sn. Akıncı’ya göre Siyasi eşitlik ne kadar önemliyse Enerji konusu da Türk tarafı için o kadar”hayatidir..”

ÇOK kısaca biz “Köşeciler” taifesi de  geriye dönüp “ne olduydu” sorusuna cevap ararken pek çok şeyi unuttuğumuz için  eski notları kupürleri karıştırıp interneti parmaklarız..

Kısaca yeni bir müzakere süreci başlatmadan önce  halkı ve tabi medyayı yeniden siyasi sorunun içine katacak  kampanyayı başlatmak gerekecek..

**********

KOOPERATİFÇİLİĞİN FECİ SONU!      İngiliz Koloni döneminin Kıbrıs’a en büyük hediyelerinden biri “Kooperatiflerdir.”

Şöyle ki daha 1947’lerde okula başlarken biz öğrencilere üzerlerinde “Mağusa İktisat Kooperatif Bankası” yazılı hesap deftercikleri dağıtılırdı. Her hafta bazen yarım bazen bir ya da iki şilin yatırırdık.  Okuldan mezun  olurken de eğer isterse ana babalarımız o birikmiş parayı çeker gereksinmelerimiz için harcardı..

ÖTEDEN beri KOOP’ları hep “halkın malı kurumlar” olarak kabullendik.  Özel sektörün gelişmediği dönemlerde köylerden kasabalara kadar  “koop’ları ve yanı sıra “köy Koop. Bakkaliylerini” ekonomimizin çarkları haline getirdik.

Ne var ki  geçen yıllar içinde Kooperatif kuruluşlarında “paraların  toplanmasıyla dağıtılmasında”  ciddi denetimleri gerektiren işlemler    “tek yetkili ve sorumlu kişi” tarafından yönetilmeye başlanınca; geçen hafta sonunda Koop-Sen Genel Kurulunda da gündeme geldiğince Kooperatiflerde yolsuzluklar artmakla kalmadı! Koop”lar tutanın elinde kalarak işlevlerini de yitirdi..

Üstelik Başbakanlığa bağlı Kurum oluşuyla da hep “siyasi parti  iktidarlarının çıkarlarına göre yönetilerek “partizanlığa” itildi..  Buna karşın her devrede en çok vergi verenlerden olmaya da devam ediyor!

LAFIN kısası şu:  Rahmetlik İsmet Kotak 1967’lerde Koop’ları yeniden yapılandırdı. Ardından gelen İlgili Koop. Bakanları da ellerinden geleni yaptılar ama mesela şu son olaya bakın:

8 Yıldır denetlenmeyen Mallıdağ Kooperatifi yetkilisi bir bayan meğer mudilere yatırımları karşılığında borç senedi imzalatıyormuş.. 8 milyonluk mevduatı ceplemiş..

Konu tabi ki yargıda ama  olanlar 200 kişilik küçücük bir köyde oluyor! Kaldı ki öncesinde Taşkent, Paşaköy, Bellapais Koop’ları da var..

Hantallaşmış, yozlaşmış, üstelik denetlenmeyen Koop. kuruluşlarından bankalarından söz ediyoruz! Ki bu ülkenin hâlâ kanayan yarasıdır “denetimsizlik!”

DAHASI geçen günkü Koop-Sen Genel Kurulunda seslendirilen bir başka acı gerçek daha vardı, şöyle ki:

Biz Rum tarafındaki Koop’ları öve öve bitiremezken meğer onlar da aynen bizim gibi kendilerini bitirmişler ki “Rum yönetimi, artık dejenere olan Koop. Kurumunu, onun bunun paralarını dolandırmaktan  başka bir işe yaramaz diyerek  lağvetmiş!

BİZSE (ben yani)  hâlâ İngiliz döneminden, Kotak’ların Taşkent’lerin döneminden bahsediyor, “hadi kooperatifleşelim” diye öneriler sıralıyorum ki “kurulduklarının ertesi günü zaten ya batıyorlar, ya mudilerin parasını gasp ediyorlar yada  bir araya gelen “çoklu Koop’lar” olarak  ürettiklerini çarşı pazara özel sektörün üzerinde   pahayla satıp “kooperatifçiliğin lafzına ihanet ediyorlar!”

Galiba en iyisi “Güney’i taklit edip hepsini lağvetmeli.. Daha fazla zarar vermemeleri için!

Yada ve MUTLAKA  “yasaların” değiştirilip, denetimlerinin artırılması… Ki otuz yıldır  Kooperatif yasalarında değişiklik olmadı!

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı