Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Vatansever olmayan Milliyetçilik ve Çevre!

Yazan: Mete Hatay 

 

Milliyetçilik hep bir “vatan” tahayyülü içerir.

Yani “vatanseverlik” normalde milliyetçiliğin vaz geçilmez bir unsuru olmak zorundadır.

Kıbrıs’ta 1930’larda yayılmaya başlayan Türk milliyetçiliğinin vatanı Türkiye yani Anadolu idi.

Tüm referanslar Anadolu’ya yönelikti.

Binlercesi de zaten İngiltere adayı ilhak edince oraya göç etti.

Bir kısmı ise adada kalmasına rağmen devamlı hiç görmedikleri bir “Vatanın” hasretini çekti.

Kıbrıs’ın adadaki Türk milliyetçileri için “vatan” sayılması, ”Taksim” teziyle başlayıp ilk defa ghettolara girdiklerinde yaşandı.

Özker Yaşın, 1964 yılında, sanırım “Savaş’a Mektuplar” adlı kitabında, eskiden “Ne Mutlu Türk’üm” diyene diyorduk, bu topraklar için kan döktükten sonra, artık “Ne Mutlu Kıbrıslı Türk’üm diyene” dememiz lazım gibisinden birşeyler yazmıştı.

Neyse Kıbrıs’ın Türk milliyetçileri tarafından vatanlaşma süreci, en son 1974 müdahalesi ve kuzeye toplanmalarıyla devam etti.

Artık bu ada yarısı vatanları olacaktı.

1990’ların sonunda Loizidu davası, bu inanca büyük bir darbe indirdi.

Zamanla bitmek bilmeyen müzakereler ve KKTC’nin tanınamayacağı inancının artması kuzeyi “vatan” olmaktan çıkardı.

Adeta bir “Talan” bölgesine çevirdi.

Kıbrıslı Türkleri de diaspora toplumuna,

bir türlü “bizimdir” diyemedikleri bir toprakta takılı kalmış “arafta”bir kalabalığa.

Bu yüzden “vatanseverliği” bitmiş bir milliyetçilik de işte bugünlerde gördüğümüz rezalletlerle kendini idame ettirmeye çalışıyor.

Yani birçok diaspora toplumu gibi günlük, şahsi çıkarlarla bu topraklara kenetlenmeye çalışan ve “kısa günün karını” düşünen bir kalabalık gibi.

Milliyetçilik, özellikle ultra etnik milliyetçilik, kendi gibi düşünmeyen ve aynı mekanda beraber yaşadıkları etnik ve dini gruplar için dışlayıcı ve tehlikelidir fakat “vatanseverliğini” yitirmiş böylesi bir milliyetçilik ise özellikle çevrenin düşmanıdır…

Yaşadığı yere saygısı olmayan, her an burayı kaybetme korkusuyla doğanın sürdürebilirliğine bakmadan hunharca onu her gün biraz daha vahşileşerek hınçla katleden bir milliyetçilik..

Çevreye baktığımızda ve milliyetçi geçinen UBP gibi partilerin icraatlarına baktığımızda bunu rahatlıkla görebiliriz…