Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Vatandaşın inadına demokrasi mi olur…

Girneliler, hatta tüm vatandaşlar örgütlenip, eylem yaparken, Turizm Bakanı Fikri Ataoğlu, Girne bölgesine 5 yeni casinolu otel izni verildiğini açıkladı Yenidüzen’e…

“Kör parmağım gözüne” der  gibi. “İnadınıza” der gibi…

Sosyal medyada kıyamet kopuyor.

Uzmanlar, bilir kişiler bağırıyor, Girne’yi kurtaralım diye…

Hükümetin kulakları sağır. Duymuyor, duymak istemiyor…

Hadi vatandaşı duymak istemiyorlar, ya onca emek, onca para dökülerek yapılan Ülkesel Fiziksel Plan…?

Hani, amacı “Kontrolsüz gelişmeyi önleme, kaynakları verimli kullanma, büyümeyle birlikte kalkınma, doğal ve tarihi çevreyi koruma” olan Plan…

Geleceğe korunmuş bir çevre, yaşanabilir bir ülke bırakma amaçlı Plan… Yatırımları bir stratejiye bağlayacak olan Plan…

Buradan, hatta Türkiye’den uzmanlar hazırlamış.

Onu da umursadıkları yok.

O Plan, Turizm Master Planı’na göre hazırlanmış.

2015’deki duruma göre bile, halihazırda Girne’de “izinlendirilmis otellerin toplam yatak kapasitesi Turizm Master Plan/Turizm Gelişim Yasası hedeflerini aşmış durumda”…

Ne dediği gayet açık.

Bu kent bu büyüklüğü kaldıramaz.

Ben biliyorum da, onlar bilmiyor mu kentin alt yapısının yeterli olmadığını.

Trafik keşmekeşini…

Ya da büyük otellerin, küçük otelleri yutmuş olduğunu…

Bunu daha da ileri götürmenin anlamı ne?

Rant… Başka bir şey değil.

Ülkesel Fiziksel Plan’ın uygulanması için bir dizi plan, program, yasa ve tüzük gerekiyordu. İmar Planları da buna dahildi. Tam 1 yıl geçti. Niye bu arada yapılmadı bu yasalar, tüzükler? Çünkü uygulama niyeti yoktu. Plan ayak bağıydı da ondan… Ne güzel bakın, emirnamelerle yapıp, bozarak yürüyorlar…

Ses çıkarana, “siz yatırıma karşısınız, yatırım düşmanı lobi oluştu” diyerek, planları, programları, bilimi, hukuğu çiğneyerek yapıyorlar. Züccaciye dükkanına girmiş fil misali.

Bu 5 izin de, herhalde Girne halkının eylemleri sürerken verilmiş. Öyle olması gerek. Çünkü bu hükümet geldiği günden, Mayıs’tan  beri sürüyor eylemler.

Önce Zeytinlik, sonra Karaoğlanoğlu, şimdi Kaşgar, yakında Hazreti Ömer…

Sosyal dengeleri, ekonomik dengeleri, piyasayı bozma pahasına. Doğayı katletme pahasına.

Eksik olsun öyle yatırım.

Sonra da biçare Girnelilere bakıyorum.

Toplandıklarıyla, örgütlendikleriyle kalıyorlar.

Naif, çaresiz…

Elimizde hiç bir mekanizma yok durduracak.

Buna demokrasi denebilir mi, buna iyi yönetim denebilir mi..?

Burada geleceği düşünmekten söz edilebilir mi..?

Olsa olsa geleceğe bir kaos bırakmaktan söz edilebilir…

YERİN KULAĞI VAR

NİYETLERİ YOK:

Rum lider Nikos Anastasiadis, Eylül ayında gideceği New York’ta, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile “statülerinin denk olmaması” nedeniyle görüşemeyeceğini açıklamış. Hatırlayacağınız gibi daha önce de aynı bahaneyle, Türkiye’de Akıncı’nın da katıldığı yemeği terk etmişti.  Yahu oturun ve bu işi çözün, siz bu kafada olduktan sonra Kıbrıs’ın ortak geleceğini nasıl konuşacaksınız? Kusura bakmasınlar ama, böylesi bir konuda bile ayak diretenlerin çözüme niyetleri olduğuna kimse beni ikna edemez… 

 

VATANDAŞA ULAŞAMIYORSUNUZ Kİ:

Çalışma Dairesi, vatandaşların ara eleman münhallerine başvurmadığını söylüyor. Bence sorun sadece vatandaşın ilgi göstermemesi değil. Internet sayfalarına baktım, sadece Lefkoşa ve Mağusa görünüyor. Güncellendiği tarih ise Kasım 2015… Bir de hala bu devirde kapıya ilan asıyor Daire. Oysa özel sektör bu işi çözmüş durumda. İşverenler, kurulan internet sitelerine ilan veriyor, işçisini buradan buluyor. Bakanlık da, işverenle böyle bir teknolojik sistem kurabilir. Yaptıkları analiz de bu yüzden bir temele dayanmıyor… Bu arada, 70 bin kayıtlıdan, 38 bini TC uyruklu diye yazmışlar ama bunun dışında binlerce de kaçak çalışan var. Kendilerine düşen, TC’li KKTC’li ayırımı yapmaktan ziyade, kayıtsız çalıştırılanları bulmak…

 

AL SANA BELGE:

“Camilerde izinsiz Kur’an kursu yapılmasının tespit edilmesi halinde, konunun polise taşınacağı”nı söylemişti Sayın Eğitim Bakanı. Yenidüzen gazetesinin dünkü manşeti ise bunun tam tersini söylüyordu. İşte belge, hade gitsin polise şikayette bulunsun. O beyanatı verirken de camilerde kuran kursları yapıldığını pekala biliyordu.  Ama göreceksiniz, hiçbir işlem yapmayacak, aksine sessiz kalıp, “görmedim, duymadım” moduna yatacak… Bir ihbar da benden, gitsinler Doğanköy camisinin karşısındaki cafe’lerde biraz otursunlar…

 

ÖNCE DAĞITTI, ŞİMDİ TOPLUYOR:

Fonlara yapılan %3’lük zammın şokunu atlatmadan akaryakıta yapılan zam, işin tuzu biberi oldu. Bildiğim kadarıyla akaryakıt zammı otomatiğe bağlanmış ve dövizde yaşanacak artış ile orantılı olarak yapılacaktı. Ama bakıyorum dövizde öyle anormal bir artış yok, aksine durağan gidiyor. Petrol fiyatları da durağan. O zaman bu zam neyin nesi? Maliye, şirin görünmek için bol keseden dağıttığı paraları toplama gayretine düştü sanırım…

 

YA TERSİ OLURSA:

Başbakan Hüseyin Özgürgün, DPÖ ve Maliye Bakanlığı’nın yaptığı çalışma sonucu, yüzde 3’lük bir fon artışının, genel fiyat artışları üzerinde binde 8 etkisi olacağını ve bir süre sonra kalkacağını iddia etti. Ekonomistler ise bu artışın fiyatlara %10’luk bir artış getireceğini iddia ediyorlar. Şimdi kalkıp da, bu tahmini tutmazsa istifa eder mi diye sormayacağım çünkü, bugüne kadar böyle birşey yaşamadık. Hiç olmazsa çıkıp “kandırıldım” demesini bekleriz ama…

 

UCUZ KAHRAMANLIK:

Tahir’e yapılanlara gösterdiğimiz tepkinin yarısını hükümetin sırf TÜK’ü kurtarmak için fonlara koyduğu %3’lük zamma da gösteremedik. Ama tek bildiğimiz sosyal medya üzerinden kahramanlık yapmak. Adamlar ha bire vatandaşın cebine el atıyor ama, başka derdimiz yokmuş gibi Tahir’e yapılanlarla oyalanıyoruz. Bu kadar tantanadan sonra kaçımız biletlerimizi iptal ettik söyler misiniz? Bırakın artık bu ucuz kahramanlıkları…

 

 

ZİRVEDEKİLER

Kolombiya Kazandı, Ölüm Kaybetti: Bu savaşlar çağında çok da beklenen bir gelişme değildi. 1964’den beri tam 52 yıldır savaşan Kolombiya devlet güçleri ile  Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri barış imzaladı. Gerillalar, artık siyasi yaşama legal olarak katılacaklar. İki yüz binin üstünde insanın öldüğü, 5 milyon insanın göç ettiği iç savaşın sonlanması bugünlerde ne güzel haber… Hem de sadece 11 aylık bir müzakere sürecinden sora… Umarız gün gele birileri yine kaşımaya kalkmaz…

 

 

DİPTEKİLER

Dayatma: Koordinasyon Ofisikonusu, yüzün üstünde yeni müşavir, son günlerde yeniden hortlayan geçici istihdamları, Bakanlar Kurulu Kararıyla vatandaşlıklar, kararnameyle af, çok katlı binalar, emirname değişiklikleri, sahillere tecavüz, sigaraya fon, akaryakıta sebepsiz zam, şimdi de her türlü gıda maddesine yüzde 3 fon… Hem de Türkiye ile imzaladıkları protokolün hilafına TÜK’ü kurtarmak için… Bütün bunlar birer dayatma… Halkı ezecek, acıtacak, zaten yerlerde sürünen geçim sıkıntısını arttıracak, hayatı yaşanmaz hale getirecek dayatmalar… “Bir hükümet ne için vardır” ? Herhalde bunları yapmak için değil… O seçim elbet gelecek…