Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sizin altınınız kaç ayar?

Sizin altınınız kaç ayar?

KKTC’deki en kontrolsüz alanlardan birinin de “kuyumcular” olduğunu biliyor musunuz?

Diyelim ki bir kuyumcudan içeriye girdiniz…

Cebinizde de paranız var…

Dediniz ki:

“Bana 22 ayar bir bileklik…”

Fiyatları bilmem de…

Kuyumcu da size dedi ki:

“Abla- abi 3 bin 500 TL”

Ödediniz…

Alıp eve gittiniz…

Oğlunuz 3-5 ay taktı…

Sonra bir köşeye attı…

Siz de evinizde 3 bin 500 TL’ye aldığınız bir 22 ayar altınla yaşadığınızı sanıyosunuz değil mi?

Emin misiniz?

Şüphelenseniz ne olacak?

İşte konu da burada başlıyor zaten.

Kuyumcu ne derse siz onu kabul etmek zorundasınız.

Gerçekten “sizin altınınız kaç ayar” merak ettiniz mi?

Diyelim ki merak ettiniz…

Nereye gideceksiniz?

Kim ölçecek altınınızın ayarını…?

Sıkı durun…

KKTC’de tek bir kurum yok.

Tek bir kuyumcu yok…

Tek bir usta yok…

Neden mi?

Çünkü “ayar evi” yok…

Kuyumcular odası yok

Peki merak ettiniz, itiraf edin.

Ayar Evi dediğimiz “ev” ne işe yarar?

Tabii ki “metallerin değerini” ölçmeye.

Bu memlekette “teneke satsalar” altın diye yutacak insanlar var.

Ben mesela…

Altının ayarından anlamam.

Kuyumcuya güvenirim.

“Milyon Euroların” altınların “ayarı” üzerinden döndüğü KKTC’de, vatandaşın hakkını arayacağı tek bir denetim mekanizması yok.

Çünkü Türkiye’de olduğu gibi bizim ülkemizde “kuyumcular odası” yok…

Ayar evi yok…

Ayar evi olmayınca da “ayarsızlık yapmak isteyen kuyumculara” kapı aralanıyor.

Şu ana kadar bu alanda kriz olmadı…

Ayar evi nedir?

“Ayar Evi” nedir diye merak ettim.

Cevabı çok basit:

“Metal analizi yapan ticari kuruluşlara ayar evi adı verilmektedir.”

Değerli bir “metaliniz” varsa, ayarını bu  “ev” adı verilen ve uzman bir işlemin gerektiği yerlerde öğrenebilirsiniz.

Tüketici hakkını da ancak böyle koruyabilirsiniz.

Bir ülkede “kuyumculuk sektörü” varsa…

Ayar evi olmazsa olmaz…

250 bin Euro civarı bir masrafla KKTC ölçeğinde kurulabilir.

Devlet de kuyumculara “ayar evi” zorunluluğu getirebilir.

Şaka değil.

Hani panik yaratma derdim falan da yok ama…

“Kısa yoldan para kazanma heveslileri” o kadar çok ki memlekette…

“Delik” bırakmamak lazım…

Sürekli kontrol…

Altın dediğiniz şey…

“Sürekli kontrol isteyen” bir alan…

En basit deyimle:

“Ayar evleri kuyumculuk işi yapılan her yerde ihtiyaç duyulan bir kurumdur. Kuyumculuk sektöründe en çok kullanılan metal olan altın devamlı olarak kontrole ihtiyaç duyulan bir metaldir. Altının üretim aşamasından, hurda olarak alınıp satılmasına kadar her durumda saflık kontrollerine gerek duyulur.”

Bu cümleler var ya…

“Altın” alırken güven sağlayacak tek alternatif.

Üstelik bunu düşünmesi gereken de kuyumcular…

Örgütlenin…

Fazla da kasmaya gerek yok.

Yapılması gereken de belli.

Altın ithalatçıları ve kuyumcular bir araya gelecek…

Oyunun kuralları belirlenecek…

Ayar evi…

Gümrükte tartı…

Ayar evinden geçmeyen ve sertifikalandırılmayan hiçbir işlenmiş ürün vitrine konamayacak…

Kuyumcular örgütlenecek…

Yollarına öyle devam edecek.

Bir dostla tartıştım konuyu ve…

Sektörün bu kadar denetimsiz olduğunu anladım.

Sahi…

Sizin altın kaç ayar?

Biliyor musunuz?