Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Vatandaşın bilme hakkı ne olacak?

Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Okandan, Başbakan’a ve Bakanlar Kurulu’na sunduğu raporun medyaya yansımasından dolayı oldukça öfkeli.

Dün Havadis Haber Merkezi tarafından arandı.
“Kıb-Tek’in önündeki süre nedir, tedbirler için bir yol haritası var mı?” diye kendisine soruldu.
Okandan’ın yanıtı çok sertti: Raporu size kim verdiyse, açın ona sorun…
Enteresan bir durum.

Şeffaflıktan neden korkuluyor
Ne olacaktı peki? Vatandaş bir sabah uyanacak ve okkalı bir zam ile karşılaşacak.
Üretici, ay sonu faturasını ödemek isterken fahiş bir ücretle karşılaşacak…
Bırakınız herkes gerçeği bilsin.
Bu kurumun zorda olduğunu bilsin.
Uygulanan politikaların “çağ dışı” olduğunu bilsin.
Şeffaflıktan ne korkuyorsunuz?

Önce hesap sormalısınız
Madem ki Kıb- Tek konusuna girdik, devam edelim.
Kurum yasalarla yönetilir.
Peki bugüne kadar kurumu yönetenler, yasa ve tüzüklere uygun davrandı mı?
İhaleler nasıl yapıldı?
Hangi ihalede kurum nasıl zarara uğratıldı?
Hiç bu konuda bir araştırma var mı?
Yönetim kurulları oluşturulurken nelere dikkat edildi?
Yönetim kurulunda görev alanların koltuklarının altındaki dosya ile iş takibi yaptığını bilmeyen ar mı?
Bu konuda ne yapıldı?
Kurum borçlanma kapasitesinin yüzde 82’sini doldurdu.
Az daha borçlanma demek, iflas demek…
Tahsilat yapamıyor…
Kurumum bunca zaman tahsilat yapmasını engelleyenlere karşı ne yapıldı?
Ama gelinen aşamada öneri ne?
Kurumu yönetmek için göreve gelenlerin aklına ilk gelen zam…
Vatandaş enayi mi?
Ne de olsa kimsenin itirazı yok.

Vicdanlar rahatlatılmalı
Bir vatandaş olarak beklentim, kurumu bu hale getirenlerden hesap sorulması.
Kurumun kaynaklarını “hoyratça” kullananlardan hesap sorulması…
Kurum için yazılan Sayıştay raporlarının dikkate alınarak dava açılması…
AKSA denen organizasyonu yaratanlardan hesap sorulması…
Yoksa nasıl rahatlayacak vicdanlar?
“Vatandaş yüzde 20 zamla öderse faizleri öderiz, yüzde 25 zamla öderse 10 yılda borcu kapatırız, yüzde 30 zamla 5 yılda kurum tüm borçlarını öder…”
Çözüm bu…
Siz önce vicdanları rahatlatın.
Babasının malı gibi gördüğü kurumda cirit atanlardan hesap sorunuz…
Çalışandan da fedakarlık talep ediniz…
Sonra vatandaşa da deyin ki, “siz de fedakarlık yapın…”
Yok eğer aklınıza gelen tek şey “zam” ise, zaten size ihtiyaç yok…

***

Kıb-Tek daha çağdaş ve etkili olmalı
Kıb-Tek stratejik olarak önemlidir ve özelleştirilemez.
Bu net…
Bu konuda hemfikiriz.
Ama herkes de biliyor ki bu şekilde devam edemez.
İleri gitmesini bırakın, faiz borçlarını dahi ödemesi mümkün değildir.
Ödemeyi bırakın tahsilat yapması mümkün değildir.
Bir süre daha fuell-oil alamayacak noktaya gelecek…
Maaş ödemekte zorlanacak.
Herkes de biliyor ki, Kıb-Tek son hız duvara toslamak üzeredir.
Siz istediğiniz kadar, “tahsilatı yapın” deyin.
Onu ben de bilirim.
Tahsilatı yapmak gerekiyor.
Sadece bunu söylemek çözüm mü?
Siz Erenköy Belediyesi’nden nasıl para alacaksınız?
O da diyor ki, “kaldırımlardaki direklerin yer işgal harcı ne olacak?”
Belediyeler de iddia ediyor ki Kıb-Tek’ten alacaklı…
“Hemen şimdi” ne yapılabilir, ona bakmak gerekiyor.
Bunun için de çağdaş yöntemler bulmak şarttır.
Erkan Okandan bir rapor hazırladı ve “zam” dedi.
Ne kolay değil mi?
Biz de bunu çare kabul edip, sarılmalı mıyız?

***
Siyasi irade çözecek

Konu geliyor, siyasetin iradesine dayanıyor.
Siyaset bu sorunu çözmek istiyor mu?
O zaman çözülecek.
Zamla çözecekse, zamla çözecek…
Başka tedbir alacaksa, o tedbirle çözecek…
Riskini alacak ama…
Siyaset de böyle bir şey değil mi?
Kısa vadede risk alacaksınız, uzun vadede de halkınızın kazanacağını öngörebileceksiniz…
Yetki başbakandadır…
Siyasetin yapması gereken budur.
Okandan bir rapor hazırladı, Başbakan’a verdi…
Başbakan ne yapacak?
Soru budur…

***
133 milyon sterlinin üzerinde kim oturuyor?

KKTC’de kalan Rum mallarının, Taşınmaz Mal Komisyonu’na yapılan başvuru sonrasında satın alınması için ödenen meblağ 133 milyon sterlindir.
133 milyon sterlin.
Bu bedel ödenmiştir.
Bir hesap yapalım…
Türkleştirilen malların miktarı 8 milyon 853 bin metrekaredir.
Bir dönüm bin metrekare olduğuna göre 8 milyon 853 bin metrekare, 8 bin 853 dönüm ediyor.
Bu mallar için ödenen para ise 133 milyon sterlin.
133 milyon sterlini, 8 bin 853 dönüme böldüğümüz zaman…
Dönüm başına 15 bin 23 sterlin para ödeniyor demektir.
Ya Rumlar bizi kazıklıyor…
Ya da bedeli ödenen mallar çok kıymetli…
Buna bir bakmak gerekiyor.
Demek ki adına “Türkleştirdik” dediğimiz bu alanlar aslında madden pahalı alanlar.
Değerli alanlar.
Bu da benim üzerinde durduğum noktayı güçlendiriyor.
Birileri, üzerinde oturdukları değerli varlıkların bedelini “Türkiye’ye ödetiyor” sonra da keyif içerisinde yaşamına, yatırımına devam ediyor.
Bu nedenle “şeffaf” olmamız gereken bir alandayız.
Ama bu konuda herkes sus- pus…

***

Allah muhabbetinizi artırsın
Fotoğraftaki iki kişiye iyi bakın…
Biri UBP hükümeti döneminin Turizm Bakanı…
Diğeri de Yatırım Geliştirme Ajansı Başkanı…
Bakan Üstel, Başkan Derviş Besimler…
Fotoğraf nerede çekildi biliyor musunuz?
Miami…
Dönemin Turizm Bakanı ve YAGA Başkanı uzun süredir Miami’de tatilde…
Gözümüz yok…
Allah muhabbetlerini artırsın…
Turizm Bakanı oluşu ile birlikte “sürekli yatırımcılarla” haşır-neşir olan Üstel ve Besimler’in dostlukları devam ediyor.
Üstel de lüks tüketime ve lüks tatillerine devam ediyor.
Gözü olanın gözü çıksın tabii…
Muhabbetleri de daim olsun.
Aklıma kötü bir şey geldiğinden de değil…
Para da Üstel’in keyif de…