Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Vasiliu’nun temennileri:

(EN ILIMLISININ BİLE AKLI KUZEY’E EGEMEN OLMAKTIR!)

Yorgo Vasiliu 1988-1993 yılları arasında Güney Kıbrıs’ın Cumhurbaşkanıydı. Adamın Güney Afrika’da altın madenleri olduğu söylenirdi. Şirketleri falan varmış derlerdi. Kısaca zengin adamın serveti fukaranın çenesini yorar kabilinden Kuzey’de bile umut rüzgârları estirdiydi.

Ayni yıllarda Asil Nadir de dünyasal işadamlığı ile önlerde koşturuyor yatırımları ile dillere pelesenk efsane haline geliyordu. Doğrusu ya KKTC ekonomisini bayağı havalandırdıydı.

Yine ayni dönemlerde Lefkoşa’da espritüel bir işinsanımız bir Güney’deki Vasiliu’ya bir de Kuzey’deki Asil Nadir’e bakıyor ve zaten çoktan beridir ağızlarda sakız gibi çiğnenen “Asil Nadir’in de KKTC Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde Vasiliu ile çözümü şip şak sağlayacakları” söylentilerine dayanarak şöyle diyordu: “Güney’de Vasiliu Kuzey’de Asiliu, bu iş bitti vallahi…”

Kıbrıs Türk halkı ile medyası o yıllarda çözüm umutları uçurmaktaydı. Hatta “çözüm olduktan sonra maaşların Kıbrıs parası ile ödeneceği beklentilerinde hesap kitap yapanlar” az değildi!

PEKALA: Var mıydı böyle bir olasılık? 1998’lerde ABD’nin Kıbrıs Temsilcisi Lenski galiba Asil Nadir’in kulağına “hadi seni Cumhurbaşkanı yapalım Vasiliu ile iki güçlü işadamısınız çözümü sağlayın”diye fısıldamıştı da Asil Nadir Denktaş’a karşı aday olmam demişti, falan…

NASIL GELECEK: İşte bu Vasiliu geçtiğimiz günlerde “çözüm yoksa gelecek de yok” deviverdiydi. Haberi okuduğumda şaştımdı! Çünkü:

Hem BM’ler hem de AB üyesi olan…

 Adanın büyük bölümünün egemenliğini elinde tutan.

Tanınmış devlet olduğu için uluslar arası ticari ilişkilerle her türlü ikili anlaşmaları yapabilen bir Güney’e karşılık bakın Kuzey ne hallerdedir:

 “Tanınmayan, ambargolar altında sıkboğaz olurken ekonomik yönden parmağını bile oynatamayan, Türkiye’nin maddi manevi katkıları olmasa ayakta duracak takatı bile bulamayan bir  Kuzey!”  Dolayısıyle “acaba Vasiliu çözüm yoksa gelecek de yoktur lafını bizim için mi söyledi” şüphesine düştüm!

ÇÜNKÜ: Gerçekten çözüm isteyen KKTC halkıdır. Annan planına “evet” derken bunu ispat etti. Bugün de masada çözüme kapı açacak uzlaşma peşinde koşan taraf yine Türk tarafıdır. Sırf gelecekleri kurtarmak, dünya hukuku içinde yerini almak için…

Eee! Vasiliu kimin için hangi gelecekten söz ediyor? Güney’in bir eli yağda bir eli balda iken ve müzakereler Kuzey üzerinde pazarlığa dönüşmüşken Vasiliu hâlâ neden her iki taraf birbirlerine ödünler versin diyor? Neden tarihi saptırarak ve kanına girerek Kıbrıslı Rumlarla Türklerin birlikte ve kardeşçe yaşadıklarını söylemek gereğini duyuyor?

Neden Kıbrıs’ın artık bir AB ülkesi olduğunu hatırlatarak çözümü bu çerçevede görüyor?

SON SÖZ: Vasiliu ne kadar ılımlı ve barışçı olursa olsun! Önce Yunanistan’ı Anavatan’ı olarak gören zengin bir Rum’dur! Güney için derdi de yoktur! Gailesi Kuzey’dir bir! Türkiye’nin bir gün Güney’e saldıracağı korkularının tiyatrosunu oynarken “gitmelidir” diyor iki! Ve tabi Rumlar Kuzey’deki mülklerine dönsünler demek istiyor üç! Sonra? “Rum’un egemenliğinde bir Kıbrıs adası oluşumu!” Rum’un en ılımlı ve barışçı olanının bile  “gelecek tasavvuru” budur işte!

BUNDAN SONRASI: (BAĞIMSIZLAR GÖLGE KABİNE OLDULAR!)

Hükümet 22 ret oyuna karşılık “bağımsızların” da desteği ile 27 oyla güvenoyu aldı. Bundan sonrası Meclis oturumlarında ve de yasa tasarılarını oylamalarda da iki aşağı bir yukarı bu matematikle karşılaşacağız. Kısaca Bağımsızlar muzırlık yapmadıkça hükümet rahat çalışabilecek..

GÖLGE KABİNE: İlk haberlerden anlıyoruz ki  hükümetin muhtac’ı dide durumuna düşmesini kendileri için “imtiyaz ve prestij” olarak kullanmak isteyen bağımsızlar, oluşturdukları grupla tutun ki “gölge kabine” olmak yolundadırlar! Nitekim ne diyorlar:

Körü körüne hiçbir şeye evet demeyiz!” “Gerektiği zaman hükümete muhalefet edeceğiz!” “Desteğimiz koşulludur!” “Denetim noktasında ısrarlı olacağız…”

Yani diyorlar “ne emrinizdeyiz ne izinizde!” (Ki daha düne kadar ya DP’liydiler ya UBP’li! Bu da madalyonun arka yüzüdür. Çünkü yarın seçim olsa yeni seçim yasasıyla bu “bağımsızlar” sandıkların dibinde kalırlar! Ki seçimin kokusu çıkar çıkmaz partilerine dönecekler, çareleri yok!)

 İYİ NİYET: Bundan sonra her Meclis oturumu heyecanlı olacak! Muhalefetin tekmili birden Hükümeti değil, “bağımsızları” gözleyecek! Ve tabi artık baş rol oyuncuları da Bağımsızlar olacak! Kısaca enteresan bir “yasama” dönemine girdik. Şöyle ki “iktidar kanadı başarılı olursa geleceklerin koalisyon hükümetleri oluşumlarına emsal teşkil edecek..

VE BİSMİLLAH: Değişmez kuraldır. Her gelen hükümet kadrolarını oluşturmakla başlar göreve. İsmet Akim “siz götürmeden ben giderim” dedi istifa etti. Siftah bir Tabi icraatlar faslı ne zaman başlar bilemeyiz.

FAKAT: Bundan sonra icraatların paralelinde Demoklesin kılıcı gibi bu hükümetin de başının üzerinde duran sendikaların eylemlerinin başlayacağını iyi biliriz!

KISACA TAKILDIĞIM. SADECE SENDİKAL ÇIKARLARLA MI YETİNİLMELİDİR?

İIkokul Öğretmenler sendikasının ilk kuruluş yıllarında Yönetim Kurulundan iki karar çıkartıldıydı: Birisi “siyasete karışılacağıydı.”  Diğeri sendikayı toplumun malı yapan “zümre çıkarları ile toplum çıkarları birbirinden ayrılamaz” kararıydı. Bugün de gelinen noktada “sendikal çıkarlar” iddiası ve politikasında “toplumsal çıkarlar” için sürdürülen bir mücadele vardır! Müzakerelerden Türk Rum ilişkilerine, siyasi iktidarların TC ile olagelen anlaşma ve protokollerine kadar…

Kısaca: Artık KTÖS bir sendika oluşu aşmış,  elindeki sendikal hakları kullanarak mesela gelip giden hükümetlere siyasi muhalif partilerden çok daha etkin muhalefet yapan bir konuma sahip olmuştur. Artı öteki sendikalarla oluşturulan “sendikal platformlarla” da hükümetler düşürecek kadar etkili olabilmektedirler!

Ne var ki artık hükümetlerin programlarını uygulayabilmeleri için sendikaların “iyi niyetli ve barışçı” tutumları ile  toleranslı yaklaşımlarına da büyük ihtiyaçları vardır. Dolayısıyle yeni hükümetin ilk icraatı “bu iç barışı sağlamak için” sendikalarla ortak paydada uzlaşı sağlaması olmalıdır. Yoksa hükümet programı tepetaklak gidecektir!