Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Uyuşturucu

Kış gelir soğuğa alışırsınız, yaz gelir sıcağa.

“Alışmak” insanın doğasında mı var?

Alışılacak şeye göre değişir herhalde.

Hapiste yatan biri tutsaklığa alışabilir mi?

Tam aksine özgürlük için gün sayar…

Hayat insanın önüne ne çıkaracak belli değildir.

Beklenmedik bir rastlantı hayatın gidişatını değiştirebilir.

Mühendis olmak isteyen bir öğrencinin, eğitim sisteminin özellikleri yüzünden turizmci olması gibi…

Yanlışlıkla uçağını kaçıran biri, bir müddet sonra o uçağın kaza yaptığını öğrenince, yaşamın ona küçük bir hata ( rastlantılar da denebilir) sonucu bağışlandığına inanabilir.

Demek ki bazan kendinizden kaynaklanan hatalar size çok şey verebilir.

Bunun tersi de olabilir.

Mesela elde edilen bir başarı ve ün hayatınıza mal olabilir.

John Lennon’un bir manyak tarafından hayattan koparılması gibi…

Şöyle bir hikaye var mıydı yoksa uydurma bir şey miydi bilmiyoruz ama konumuza uygun:

Ölümünün sudan olacağına inanan biri hiç deniz yolculuğu yapmaz, denize, göle ve buna benzer yerlere hiç girmez uzak dururmuş.

Bir gün su içerken ölmüş.

Hani çok korkuyorsanız korkulan şey başınıza gelir derler doğru ya da yalan.

Ama doğanın kendinde bir enerjisi olduğu ve canlıların da bu enerjiden nasibini aldığı söylenebilir belki, ki bu bizim üstesinden gelebilceğimiz bir konu değildir.

Çok hararetle hayal edilen bir şeyin, içtenlikle istendiği için gün gele gerçekleştiğine inanan çok kişi vardır ve doğrusu bunun örnekleri de çoktur ama tartışmaya açıktır.

Bunun sırrı nedir?

Kimisi bu tür olayları teolojik görüşlerle açıklar, kimisi doğanın özellikleriyle, kimisi öğrenim ya da çaba ile…

“Alışmak” üzerinde duracaksak, kişisel boyuttan toplumsal boyuta atlayalım ve bölgemize bakalım:

Buna göre, toplumların bile kendi iradeleri dışında kendilerine ısmarlanan ( ya da tasarlanan) hayatı yaşamalarına alıştıkları görülür.

Barış ve çözüm düşleyen biri tel örgüleri, varilden barikatları umursamaz hale gelir.

Hatta önlerinde hatıra fotoğrafı çektirenler çoktur.

Dahası, güneyde ya da kuzeyde malını mülkünü bırakan vatandaşların buralara turistik gezi düzenler gibi gidip gelmeleri ve bu duruma alışmaları nasıl izah edilebilir?

Bu durum, uyuşturucuya alışmak gibi bir şey.

Uyuşturulmuş bir toplumun umursamaz olması da gayet doğal.

Evi gasp edilenle evinden olan birlikte mangal sefası yapabiliyor…

M.Ö köleler bile isyan edip başkaldırmışlardı.

Spartacus’un öncülüğündeki köle başkaldırısı tarihin belki de ilk “kalkışma” hareketiydi.

Sonu hüsranla bitse de, bütün alışılmış olanları ve rastlantısal gelişmeleri yıkan bir hareketti bu.

İnsanlar topluca yaşıyorlarsa, geleceklerini kendi ellerine almanın mümkün olduğu biliniyor ve bunun da örnekleri vardır.

Bu uçağı kaçıran birinin hikayesine benzemez.

Ne de ünlü birinin katledilmesine.

Orada irade yoktur; kendi dışında etkenler vardır.

Bütün mesele uyuşturucu alındığının farkında olmak…