Köşe Yazarları

Uygulanan Politikaların ekonomideki etkileri…








Yakın gelecekte enflasyon düşüşü olur mu olmaz mı tartışmalarına baktığımda kanaatimce yakın bir gelecekte TL faizin düşürülmesinin durdurulacağı söylemleri karşısında, şimdiki oranda kalmaya devam etmesi halinde de enflasyonun düşmeyeceği ekonominin genel dengelerine bakıldığında görülmektedir. Zaten sonuç da ortadadır.




2021 yılı izlendiği zaman faiz/kur ve enflasyon üçlüsünde, Eylül ayına kadar biraz kımıldamalar da olsa 3’lü seyir eğrisinin ekonomik seyir içinde yüksek faiz düşük kur veya aksi olan enflasyona paralel faiz ve kur kurallarına uygun,- olması gereken kadar olmasa da- paralel gitmekte idi.



Eylül ayından başlayan TL faiz düşüşleri ile her ayda arka arkaya 4 defa faiz değişikliği ile 500 baz puan düşüşle Eylül ayında kırılma noktası başladı ve her ay artarak hem kurlar patladı hem de enflasyon fırladı. Bu beklenen ve bilinen bir sonuçtu.  İstikrarsızlıklar tüm sektörleri kapsayınca Aralık ayında zararlar büyük küçük, ihracatçı ve tüm işletmelere genelleşince, genel şikâyetler daha yükseldi, sürdürelemez bir seyirle maliyetlerin yükselmesi, yüksek enflasyon, alım gücünün düşmesi ve sektörlerde çöküşler de başlayınca, sürekli değeri düşen  TL’den süratle kaçış, dövize daha da hücum neticesinde Merkez bankası rezervleri daha fazla eridi ve Merkez bankası tarafından dolaylı  müdahale imkânları adeta yitirilmiş duruma geldi.

Bu defa Hazine devreye sokularak TL mevduatına dövize endeksleme getirildi ki bu da bir nevi faiz artışıdır ve devlet ödeyecek. Ayrıca da devletin kaldıramayacağı bir yüktür. Çünkü bunun ödemesi ve devamının hazineye ne kadar maliyet getireceği de görüldü. Bu finansmanın karşılanması için, ya para basma ve daha da enflasyon yaratma, ya da halka vergi yüklemekle gerçekleşeceği gerçeği ile yüz yüze gelinince, şimdi faizlerde duraklama olacağı gündeme geldiği görülüyor.

Ocak ayında şimdi faiz arttırılmayacağı ve 3 ay kadar faiz artırımına gidilmeyerek gözleme yapılacağı yönünde Merkez Bankası’ndan sinyaller gelmeye başladı.

Aralık ayı sonunda dünyada genelde borsaların kapalı olması ve merkez bankasının piyasaya döviz salması ile bir haftaya yakın döviz kurları düşse de tekrar yukarı doğru yükselme başladı ve devam ediyor. Bu safhada dolaylı önlemlerin denemesinden sonra yarar sağlamayacağı görüldüğü cihetle temennimiz bilimsel olarak konunun bilinen iktisadi kuralların uygulanmasının şart olduğu ile ilgilidir.

Çünkü kontrol edilemeyecek duruma gelen fiyat artışları da alım gücünü oldukça düşürmektedir ve aynı oranda sabit gelirlilerin satın alma gücü düşmekte, diğer taraftan orta boy işletmelerin iflas veya işçi durdurma sorunları yaşadığı biliniyor.

Aynı sorunlar KKTC’de de  fazlasıyla yaşanmaktadır. Hükümetlerimizin de son yıllarda türlü seçim telaşlarıyla fiyatlarla, denetimlerle, Bütçeye gerekli enflasyona paralel TL finansman temininde Türkiye Hükümeti nezdinde TL değer kaybının Ülkede yarattığı sorunun yeterli temas kuramadığı veya gayret gösterilmediği cihetle daha da mali ve ekonomik çıkmaza girildiği malûmdur. Bu pandemi döneminde sağlık konuları başta olmak üzere plansız programsız her konuda dağınık bir faaliyet içinde olunması ve direk sorunların halline yönelik hiçbir iyileştirici icraatlarla ve piyasa ile ilgilenilmemesi nedeniyle alım gücü oldukça düşen halkın genelinin her markette aşırı farklı fiyatlarla her gün mağduriyet yaşadıkları ve yalnız ve sahipsiz bırakıldığı günler yaşanıyor maalesef.

İleriyi görememek gibi belirsizlik, ekonomide ve bir ülke halkında yaratılan en büyük travmadır. Halkın bu kadar kale alınmaması görülür bir durum değildir. Umarız bu konulara daha fazla zaman geçirmeden acil önlemlere el atılır. Normalde bir ülkede seçim gezilerinden ziyade icraatların gidişatının iktidarları oluşturması gerekir aslında.

Şimdi halkımız için bu seçimler bir imtihan olacaktır ve bir halkın kaderini belirleyen Hükümetlerle beraber, esas olan halkın duruşunun olduğunu da unutmamak gerekir.

 

 





Başa dön tuşu