Ülkenin eğitiminde yıllardır aşılamayan sorunlar vardı elbette… Pandemi ile birlikte bu sorunlar katlanarak üstümüze üstümüze geliyor artık… Artık eğitimdeki sorunlar tek bir merkezden çözülebilmesi mümkün görünmüyor. Gelinen aşamada yönetmekten çok yönetişime ihtiyaç vardır.
Peki nedir bu yönetişim? En basit anlatımı ile birlikte yönetme, birlikte düzenleme, iç içe geçmiş etkileşimli bir yönetim sürecidir. Bir nevi şeffaflık, hesap verme ve demokratikleşmeyi içerir.
Ülkede covid vaka sayıları dörtlü rakamlara ulaşınca eğitimde tam bir karmaşa ve kaos yaşanıyor. Her kafadan bir ses, kimin ne yaptığı ve ne için yaptığı belli değil. Herkes kendi adına iyi bir şey yaptığına inanıyor. Böyle bir ortamda değil yönetişim, yönetim bile mümkün değil…
Ülke bu halde iken eğitimde tam da yönetişim öne çıkması gerekiyor. Paydaşların ortak çalışması dışında başka bir seçenek yok. Bunu herkesin anlaması gerekiyor.
Geçtiğimiz hafta bir bakalım. Bir özel okul pandemi koşullarında en yetkili kurum olan Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi ve eğitimde sorumlu bakanlık olan Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’nın inisiyatifi dışında “ben online eğitime geçiyorum” diyor. Peki buna karşın bir yaptırım var mı? Yok… Yani bu pandemi koşullarında isteyen istediği gibi davranabiliyor mu? Ortaya çıkan sonuçtan bunu anlıyoruz ki istediği gibi davranabiliyor.
Bunun üzerine devlet okullarında örgütlü sendikalar da “biz da online eğitime geçiyoruz” diyor. Sonuç olarak okullar bomboş veya çok az öğrenci var… İşte yönetişimin olmadığı bir ortamda ortaya çıkan tablo bu… Yönetişim olmadığı gibi aslında doğruyu söylemek gerekirse “yönetme” de yok…
Peşinen söyleyeyim. Ülkenin her yeri açıkken okulların kapatılması pek mantıklı gelmiyor. Üstelik de okullardaki vaka artışının okul kaynaklı olmadığı bilinirken okulları kapatmak en son düşünülmesi gerekir.
Ancak ülkenin kendi nesnel koşulları var ve onları da dikkate almak durumundayız. Örneğin pozitif veya temaslı olan bir öğretmenin yerine dışarıdan bir öğretmen görevlendirebiliyor muyuz? Avrupa’nın birçok ülkesinde olduğu gibi böyle bir sistemimiz yok. Peki o zaman öğretmen eksik olduğu zaman eğitim yapılabiliyor mu? Yapılamıyor.
Geçtiğimiz hafta içinde okullarda 817 öğrenci, 72 öğretmen ve 8 personelin testleri pozitif ise ve buna bağlı olarak 2 bin 729 öğrenci, 219 öğretmen ve 40 personel de ‘temaslı’ ise oturup bir düşünmek ve eğitimi yeniden planlamak gerekiyor. Eğer ilköğretimde 41, ortaöğretimde 26, mesleki teknik öğretimde ise 18 sınıf kapalıysa, toplamda 85 sınıf ve bir okul kapalı ise bir defa değil iki defa düşünmek gerekiyor.
Ben yönetişim derken, eğitimi yönetenler okul müdürleri ile toplantı yapıyor ama müdürlerin önerilerini dikkate almıyor. Peki sonuç? Kaos içinde bir eğitim süreci…
İlk dönemin sonuna geliyoruz ancak nasıl geliyoruz? Dönem sonu sınavların öğrenciler katılabilecek mi? Uluslararası sınavlara katılacak olan öğrenciler bu sınavlara girebilecek mi? Ayın sonunda kolej sınavı var acaba kaç çocuk pozitif ve temaslı olmasından dolayı sınava katılamayacak?
Bugün bunların cevaplarını vermemiz çok güç. Çünkü iş çığırından çıktı. Vakalar kontrol edilemiyor. Böylesi bir ortamda eğitimin sürdürülebilir olması ne kadar mümkün varın siz düşünün.
































