Köşe Yazarları

ÜSTEL’İN TEK YAPACAĞI ŞEY İSTİFA ETMEKTİR…

Mehmet Moreket yazdı






Sağlık Bakanı Ünal üstel, televizyonda gösterilen bir tekno partiyi izliyor, ben bekliyorum, açıklama yapsın, ‘şu kadar ceza kestik, bu kadar gün kapattık’ desin, yok… Gayet “hiddetli” bir şekilde “tasvip etmiyoruz, işletme sahibi sorumludur” diyor…

İşletme bildirmeliymiş, önlemeliymiş… Bu partilerin reklam broşürleri ortalarda dolaşıyor. Bunlardan kimsenin haberi olmuyor mu? Mesela Mağusa Belediyesi’nin, mesela Sağlık Bakanlığı’nın, mesela polisin…



Halk sıcakların başlamasıyla büyük bir rahatlığa girmiş falan.

Biz de izledik. İnanılır gibi değil.

Bu görüntüleri gören Bakan’ın yapacağı tek şey var; istifa etmek…

Binlerce gencin alt alta üst üste olduğu bu parti, devletin sözde denetim yaptığı bir süre içinde oluyor. Demek ki o denetim yapılmıyor, bu kadar basit.

Bu kadarinsan bir araya gelecek, yer yerinden oynayacak da bu makamların haberi olmayacak. Bir kere her şeyden önce izin alınması gerekir. Kim verdi acaba bu izni? Yoksa izinsiz konser de mi yapılabiliyor artık bu ülkede?

İşte bu hafta sonu yapılacak başka bir partinin broşürleri, Girne bölgesinde bütün cafelerde dağıtılıyor. Yeni açılacak bir club’ın partisi var. Aynısı değil mi? Ben görüyorum da devletin denetim mekanizması bunu görmez mi?

Görmüyorsa baştan suçludur.

Halk değildir sorumlu olan. Denetlemeyendir…

Sen denetimini yapmazsan, işletmeci ya da vatandaş bunu hissetmezse, başında bir otorite görmezse, olacağı budur.

İşletme parasına bakar, çocuklar eğlence arar.

Üstelik bunların yaşı çok genç. Zaten covid’in varlığını inkar ediyor onlar.

Halk sağlığını korumak, halka rağmen yapılacak bir iştir. Temizlik de öyle, trafik de öyle, her konu öyle.

İnsanların kendiliğinden kurallara uymasını bekleyemezsiniz. Siz koyduğunuz kuralı denetleyeceksiniz…

Bu son olayda da görüldüğü gibi, denetim falan yapılmamıştır. Ne başından, ne sonundan. Uyarı gönderilmiş. Hani ceza? Kumarhanelere de öyle, “uyarın” diye talimat vermiş. Cezaları niye koydunuz o zaman? Uyarıyı takarlar mı?

Tek sorumlusu, denetimi yapamayan makamlardır. Ve onun başında gelen de Sağlık Bakanı’nın bizzat kendisidir.

Çıkıp halkı halka şikayet etme gibi bir hakkı yoktur. Sen denetledin, uyardın da yine mi yaptı? Anladığımız kadarıyla ortada böyle bir durum yok…

Göreve ilk geldiğinde de aynen bu hiddetle “onu bunu yapacağız” demişti. Biz de bir şeyler değişecek sanmıştık. Ama olmadı. O denetim bir türlü yapılamadı. Toplam kapasitesi 30 kişiyi geçmeyen cafelere ceza keserler, güçleri ona yeter.

Ben sorumlu Bakan olsam ve benim ülkemde böyle bir rezalet yaşanırsa, istifa ederim.

Ne gezer, kendini suçlu hissetmiyor bir kere. Suçu bir güzel başkalarına atıyor, işin içinden sıyrılıyor.

Olan da halka, sağlıkçılara oluyor.

Kim bilir bunun gibi daha kaç parti yapıldı ki, bu bulaş bu kadar arttı.

Şimdi esnafın ödü kopuyor kapanma gelecek diye. Hastanenin iş göremez hale gelmesi an meselesi. “Kapanma yok” dediklerinden 24 saat geçmeden kapatmak zorunda kalabilirler yine, geçen defaki gibi. O zaman herkes de bilecek ki, kapanmanın tek sorumlusu, denetim yapamayan devlettir.

Yazıklar olsun…

 

YERİN KULAĞI VAR

ELİF PEKRİ’NİN TAVRI KOLAY BİR ŞEY DEĞİL:

Turizm ve Çevre Bakanlığı Tanıtma ve Pazarlama Dairesi Müdürü Elif Pekri’nin, doğru olmayan bir işi yapması için baskı uygulandığı gerekçesiyle görevden affını talep etmesi, KKTC tarihinde bir ilktir. Elif Pekri, dünkü bugünkü memur değil. Polis’te çalışmışlığı var, Sayıştay denetçiliği var, Maliye Bakanlığı’nda Müdürlüğü var. Pekri’nin yaptığı büyük bir cesaret işidir, boşuna yapmamıştır. Zamanında denetçiyken bulduğu yanlış işler tekrardan dayatılmış. Bakanlığın “mesnetsiz” diye açıklama yapmasının hiçbir kıymeti harbiyesi yok. Polisin ve Sayıştay’ın görevini yaptığını görmek istiyoruz…

 

ANAYASAYI YİNE ÇİĞNEDİLER:

Koral Çağman’ın bakanlıktan istifasının üzerinden iki hafta geçti, yasaya rağmen hala yeni bir atama yapılmadı. Belli ki DP içinde kavga büyük. Ersan Saner, “yeni bakan Tatar’ın adaya gelmesiyle birlikte en geç Çarşamba gün belli olur” demişti. Bugün günlerden Cuma, hala atama yapılmadı. Herhalde Saner’in Çarşamba’dan kastı, “herhangi bir Çarşamba” olabilir… Anayasayı bir defa deldikten sonra arkası geldi.

 

BATSIN SİZİN KOLTUK KAVGANIZ:

Siz kimin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın kim olacağını düşüne durun. Dün 15 yaşında bir çocuk işçi öldü bu ülkede. 15 yaşında çocuk, mecburi öğretim yaşındadır ve çalıştırılması yasaktır. Batsın sizin pazarlığınız, koltuk aşkınız. Bundan da utanmayacaksınız eminim.

 

KORKUNÇ BİR İDDİA:

Üstel’in vukuatları devam ediyor. Tabipler Birliği’nin iddiaları korkunçtur. Aynen Türkiye’de olduğu gibi, pozitif vakalar, Bakan’ın talimatıyla evlerine gönderiliyormuş. Şunu bileceğiz ki, bu kafalarla bu işin sonunu getiremeyiz. Nasıl Türkiye getiremiyor, biz de o durumdayız artık. Kapanmamak ya da karantina otellerini ödememek için hastalar evine gönderiliyorsa, bittik demektir. Evdekini nasıl denetleyeceksin? 24 saat başında durabilir misin? En azından bari bileklik taksalardı.

 

SONUÇ NE?:

Cumhurbaşkanı Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi Özel Danışmanı ve Müzakere Heyeti Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Işıksal, Ersin Tatar’ın Kıbrıs meselesine dair çözüm vizyonunun, uluslararası platformlar nezdinde kayda geçirildiğini iddia etmiş. Hani ispatı? Biz de görelim.  TC dışında destek veren tek bir ülke, tek bir örgüt var mı? Gösterin.

 

BUNLARA GÜVENMEK HATA:

Türkiye Cumhurbaşkan Yardımcısı Fuat Oktay Meclis’in yasama görevini savsakladığı anlamına gelen şeyler söylemiş. E, Sayın Oktay, güvendiğiniz insanlar nisabı bile sağlayamıyorlar ki. Yasa yapmak şöyle dursun, Meclis’i toplayıp yaz tatiline bile sokamadılar. Sorun buradadır. Siz şikayetçi olduğunuz halde destek vermeye devam edebilirsiniz, o sizin bileceğiniz iş, ama vatandaşın canı yandı. Her halukarda gidecekler. Çünkü biz buna layık olmadığımızı düşünüyoruz.

 

 

 







Başa dön tuşu