Köşe Yazarları

BİR SOKAK LAMBASINA BAKARKEN

Ahmet Okan yazdı






Kendi cenazesini düşünmeyen insan yoktur.

Herkes kalabalıklarda ölmek ister; mitinge gider gibi…



Bu yüzden fırsatı varsa cenazesini bile önceden düzenler; vasiyetini hazırlar gibi…

Yalnız ölmeli insan, çiçeklere basmadan, nasıl olsa cesedi çiçeklerde çoğalacak…

Belki de insan yaşarken değil, ölünce işe yarar.

Ve bazan bir insana bakarken değil, bir ışığa, bir gece lambasına ya da bir sokak lambasına bakarken iyi şeyler düşünür ya da iyi şeyler hisseder insan.

Bir yokluğun içinde herhangi bir şey var mı? Ya da var olan bir şeyde herhangi bir yokluk var mı?

Herkes milyarlarca insandan habersiz yaşar, milyarlarca insan da diğerlerinden habersiz.

O zaman var olmak ve olmamak insanın kendisini ilgilendiren bir şey.

Buna rağmen birçok insan kendi mahallesinde alkış bekler; alkışsız, kalabalıksız yaşayamaz, ama işin aslı bu değildir; herkes yalnız yaşar.

Eğer böyle olmasaydı mezarlar toplu mezar olurdu…

Rezil günlerin içinden geçilse de aldırmayacaksın; avına saldıran bir yılan gibi topuğundan yakalansan da.

Serin rüzgarlarda bir yel değirmeni aklınıza düşebilir, bir düş değildir bu, zihninizde gezinen bir gerçek, ne kadar rezil olsa da hayat, işte, bir yel değirmeninin sesine kapılıp güzel zamanlar hissetmek mümkün.

Her şeyde böyle.

Demek ki var olan kolayına yok olmaz, ya da yok olanın içinde var olan da vardır, en azından anılarda yaşar ta ki zihin karanlığa gömülsün.

Gömüldükten sonra her şey size ne?

Ne güzel muhalefet yapılıyor, ne güzel hükümet ediliyor, ne güzel eylemler yapılıyor, ne güzel yazılar yazılıyor, ne güzel…

Bütün bunların yalnızlığınızla bir ilgisi yok.

Yalnızken sensin.

Ve kim bilir “en güzel” dediklerini hiç düşünmüyor bile insan.

Başka şeyler düşünüyor.

Mesela geceleyin bir sokak lambasına bakarken…

 







Başa dön tuşu