Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıSürmanşet

UNUTMAYACAĞIZ UNUTTURMAYACAĞIZ…

Şükürler olsun, bütçe bitti. Muhalefet özellikle de Serdar Denktaş ve Tufan Erhürman talep etmese, daha günlerce sürecekti…

Baktım Başbakan Meclis’te bir melaike. Herkese teşekkürler ediyor, muhalefetle birlikte bir çalışma ortamı yaratacaklarını, ilk toplantıyı salı günü yapacaklarını falan söylüyor.

Sadece bu tavır değişikliğinden bile, durumumuzun ne kadar ciddi olduğunu anlamak mümkün.

Geç oldu. Doğru kararlar, zamanında alınmadı.  Ülke vakaya boğuldu. Olmayan ekonomi, bir o kadar daha dibe vurdu. Ama sonunda bizzat kapanma karşıtı lobi bile “tam kapanma” dedi. Vatandaşın sert muhalefetiyle birlikte, sonunda hükümeti akıl yoluna getirdi.

CTP bundan 10 ay önce “birlikte çalışalım, destek verelim” dediğinde, ödü kopanlar, şimdi, “Ne olduysa oldu bundan sonra gelin birlik olalım” falan lafları ediyor.

Ne olduysa oldu da deldi geçti. Kötü yönetim, bu ülkeye ve insanlarına geri döndürülemez zararlar verdi.

Bakıyorum, sadece şu ocak ayında yapılan yanlışların sebep olduğu duruma dair tek bir cümle yok. Geç alınmış kararlar için, kendi koydukları kuralları çiğnedikleri için bir ikrar, bir özür falan… Aksine bir arogantlık, bir tepeden bakma halleri. Başarısızsınız işte, bugün bu noktaya geldiyseniz, memleketi berbat edip, işin içinden çıkamadığınız içindir…

İşte tam da bu noktada, unutmama kararlığını sürdüreceğiz. Çünkü halkımız maalesef balık hafızalıdır. Yarın seçim sandığı önlerine konduğunda, bugün klavye kahramanlığı yapanlar, gidip aynı kadrolara oy verir.

Tam 10 aydır popülizm, beceriksizlik, adaletsizlik ve bir çok zafiyet nedeniyle bize yaşatılanları  unutmak, böyle bir kötü yönetimden kurtulmayı engelleyecektir.

Eğer bugünlerde, bir kez daha böyle bir yönetimi tekrar başa getirmememiz gerektiğini düşünüyorsak, unutmayacağız, unutturmayacağız…

Tabii yine her zaman olduğu gibi her adımlarını yakından izleyeceğiz. Yine sesimizi çıkaracağız. Yanlışın neresinden döndürsek kardır diyerek.

Çünkü henüz kurtulmadık. Kurtulmak için küçük bir ışık bile görünmüyor. Yani gidilecek çok yol var. Hem de artan vakalara bakarak, çok daha meşakkatli bir yol.

Onun için halk olarak teyakkuzda olacağız. Hem hastalıktan, hem hükümetin yanlışlarından kendimizi korumak için…

 

BU NASIL BİR POPÜLİZMDİR…

Türkiye’den 20 bin doz aşı daha geldi. Bu çaresizliğin için de umut.  Müteşekkiriz. Bilim, toplumsal bağışıklık için nüfusun yüzde 60’ının aşılanması gerektiğini söylüyor. KKTC nüfusu yaklaşık 383 bin olduğuna göre, 230 bin doz aşıya ihtiyacımız var. Bu rakama kolayca ulaşabilecek gibi görünmüyoruz şimdilik.

Aşı geldi güzel de hala siyasi malzeme yapılması öylesine çirkin ki.

Cumhurbaşkanlığından yayınlanan habere bakın; “Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, artan Covid 19 vakalarının ardından yaptığı girişimle ikinci parti Sinovac Covid 19 aşısının ülkeye gönderilmesini sağladı”…

E, işi bu. Görevi bu. Lütuf mu yapıyor? Böyle bir popülizm olmaz. Üstelik aşının geleceğinden Sağlık Bakanı’nın bile haberi yok. Teması sağladın, aşıyı temin ettin, anladık da bari duyurusunu Sağlık Bakanı yapsın, hükümet yapsın. “Parayı en iyi ben getiririm” yarışından sonra “aşıyı en iyi ben getiririm” yarışı başlatmış.

Tatar kadar küçük hesap peşinde koşan bir siyasetçi KKTC sahnesine gelmedi. Bunca yıllık gazeteciyim, ben hiç görmedim…

 

YERİN KULAĞI VAR

ÜLKEYE EN ÇOK ZARAR VEREN ARIKLI’DIR:

“Arıklı, kendini dünyanın en akıllısı zannediyor… Bu şekilde popülizm yapan, bu ülkeyi bu hale getiren o. Erhan Bey bu hükümetin en zayıf halkasıdır ve bu ülkeye en fazla zarar veren kişidir” diyen HP Genel Sekreteri Manavoğlu,“Kapasite dolana kadar ‘kapanma yok’ dedi, 200’müş bu rakam… 5 tane doktorun var, 200 taneye mi bakacaklar? Nereye bakacaklar? Kapandığımız takdirde üzerine büyük bir yük düşeceği için kapanmaması noktasında baskı yaptı. Kolaya kaçtı…” diyerek yaşananların sorumlusu olarak Arıklı’yı gösterdi. Ama bugün bu noktaya gelmemizin başlıca nedenlerinden birisinin UBP’yi doğru yola çekmeyi başaramayan kendi partileri olduğunu da söyleyebilseydi…

 

ERKEN ANLADILAR:

Bülent Kanol paylaştı sosyal medyada, “Ekonomideki örgütlerin önemli bir kesiminin yöneticileri bu yeni iktidarın oluşmasını özellikle istedi ve destekledi… Böylece ekonomide ve pandemi sürecinde istekleri doğrultusunda tedbirler alınacağını ve Türkiye’nin de bu hükümet vasıtası ile kendilerine kaynak aktaracağını düşündüler… Bugün aynı çevreler memleket yönetilemiyor diye feryat ediyor… İşte bizim çıkmazımız bu… Kendimiz eder kendimiz buluruz!!”. gerçekten de öyle. Daha dün Saner hükümetine destek verenler, bugün onu yerden yere vuruyor…

 

BUNU DA UNUTMAYACAĞIZ:

Akıl koymayacaklar da sıkılmaları da yok. Hala atamalar görevden almalar sürüyor. Zaten geçici bir azınlık hükümeti, neredeyse yasa bile geçiremeyecek, reformdu şuydu buydu hayal. Nedir bu hovardalık? Zaten kendi adamlarınız, dama taşı gibi değiştirmenin ne manası var? İyidir, iyidir, yazın bir kenara, bunları da unutmayacağız…

 

İKİ GÜNLÜK GECİKMENİN BEDELİ 100’E YAKIN YENİ VAKA:

Yarı buçuk kapanmanın bir işe yaramadığı da ortaya çıktı. Bir kez daha bilime kafa tutulduğu için, vaka sayısı iki günde tavan yaptı, rekor üstüne rekor kırılıyor. Ne oldu şimdi? Yeni bir karar daha alınacak, bu defa birkaç gün önce yapmaları gerekeni yapacaklar, yine bir çok insanın canıyla oynanmış olacak. sanki mehter takımı, sanki ayaklarından tutan var. Bırakın yahu siyaseti, bilim ne diyorsa yapın, böyle saçma sapan gındırmalarla para mı toplayacaksınız? Bari milleti canından etmeyin…

 

PAZARI AÇMAK NE DEMEK:

Kıyamet koparken, Başbakan’ın talimatıyla Kaymakam Mağusa’da açık pazarın açılmasını sağlıyor. Onlar açıyor, vakalar patlıyor, Sağlık Bakanı perişan, sözünü geçiremiyor. Ben buraya yazıyorum. Bugünden itibaren 14 gün içinde Mağusa’da çıkan yeni vakaların nedeni bu Pazar olacak. Üstelik de tam kapanmayı konuşurken. Bu ne bahtsızlıktır, anlamak mümkün değil…

 

LEFKOŞA 33, MAĞUSA 3: Sanki illa da isim verilmesi lazımmış gibi, haftalardır belediyelerden denetçi ismi beklediklerini söylüyordu Başbakan. İç işleyişlerine müdahale etsin diye günlerce bu işi de bekletti. Sonuçta rakamlar çıktı, Lefkoşa Belediyesi 33 isim bildirmiş, aynı büyüklükteki Mağusa sadece 3… Hükümetin desteklediği belediyeye bakın. Bu mudur? Yerel yönetimlere laf sokanlar görsün.

FOTO GÜNDEM: OMBUDSMAN EMİNE DİZDARLI:

  • “Bizim anayasamıza göre bir düşünce suçu yoktur. Herkes kendi görüşünü, kendi kanaatini din, dil ve ırk gözetmeksizin söylemekte serbesttir. Bu nedenle tamamen bir anayasal korumadır, hukuksal yapımızın bir parçasıdır…
  • Herkes kendi görüşünü, kendi kanaatini din, dil ve ırk gözetmeksizin söylemekte serbesttir….
  • KKTC’de bulunan KKTC vatandaşı olanlar suçluların iadesi kapsamında başka bir ülkeye iade edilmez…