Üniversiteler ülkelerin kalkınması için anahtar rol üstlenmelidir. Pek çok kalkınmış ülkenin arka planında üniversiteler var. Rosan, ulusal bilim kurumunun (National Science Institution) hesaplamalarına göre, ABD’nin ekonomik gelişmesinin yarısından fazlası II. Dünya Savaşı’ndan günümüze, üniversiteler tarafından geliştirilen ‘teknolojik avantajlara’ bağlı olduğunu belirtmektedir*. Üniversite kelimesinin anlamı ‘araştırma’ demektir. Üniversiteler ‘araştırma yapanlar’ ve ‘sadece öğretime odaklananlar’ olarak ikiye ayrılır. Araştırma üniversiteleri ülkelerin kalkınması için çaba sarf edenlerdir. Hem ülkesel hem de küresel problemlere ve sorunlara odaklanıp, çözüm yolu bulmak için tüm güçleriyle çalışırlar.
Sadece derse odaklanıp bilgi aktarımı yapan üniversitelerinse bu tür bir amacı yok. Sadece bilgi aktarıp dersleri sunarak, diploma vermek amaçtır. Diplomalarsa çağdaş dünyanın bilimsel ve teknolojik isteklerine cevap vermez. Çünkü bu tür üniversitelerde, geçmişte bulunup ortaya konmuş, bir yerlerde yazılı olan ansiklopedik bilgiler aktarılır. Çağın ve iş yaşamının gerektirdiği, sosyal yaşamın ve küresel bağlamda insanlığın ihtiyacına cevep verilmez.
Buralardaki, TC’deki ve pek çok gelişmekte ve geri kalmış ülkelerde üniversiteler bu tür bir misyon yüklendiler. Buralardaki üniversitelerin artık yerelden başlayarak evrensel ölçekte problem ve sorunlara odaklanmaları gerekmektedir; sadece ‘dersçilikle’ üniversite olunmaz.
KKTC coğrafik konum gereği pek çok sosyal, politik, ekonomik bağlamda problemleri ve sorunları olan bir ülkedir. Üniversitelerin bunlara çözüm üretmesi gerekir. Bunu için de araştırma fonlarını hayata geçirmeli. 42 yıllık problem ve sorunların hala daha varlığını sürdürmesi ve üzerine yenilerinin eklenmesinde üniversiteler de suçludur.
Siyaset, eğitim, sağlık, hukuk, mimari, veterinerlik gibi bölümlere sahip olan üniversiteler bu alanlarla ilgili problem ve sorunları çözmeye de hizmet etmelidir. CMC, üzeri örtülen Dikmen Çöplüğü, Su problemi, filtresiz Teknecik Elektrik Santrali ve daha nice özel problemler ile çevre, insan hakları, işsizlik, eğitim, sağlık, trafik, gıda güvenliği, sürdürülebilir gelecek gibi genel sorunlara çözüm önerileri getirmeli. Hatta öneri ile kalmamalı eyleme geçmeli. Ancak ne yazık ki üniversiteler bu tür problem ve sorunlardan hiç birine çözüm önerisi getirmedi.
Üniversitelerde 2016 – 2017 öğretim yılı yavaş yavaş başladı. Üniversiteler bu öğretim yılından başlayarak, KKTC’nin her anlamda 21. Yüzyıl ülkesi niteliklerini kazanması için çalışmalı. Vizyon ve misyonlarını yeniden bu amaçla ele almalı. Pek çok gelişmiş Avrupa ülkesinde olduğu gibi.
Üniversiteler kendisi problem olmuş eskimiş siyaset kurumunu da motive etmeli. Siyaset kurumu buralarda köreldi. Onun rolünü de üniversiteler üstlenmeli. Yetişmiş insan kaynağını bu yönde kullanmalı çünkü eski siyaset kendisi ayrı bir problem haline geldi; o da çözüm istemekte. Üniversitler siyasetin yapması gerekenleri de yaparak siyasete de motive olmalıdır.
Yoksa varolan statüko ile KKTC 21. Yüzyılı da ıskalayacak ve çok yazık olacak. Kıbrıs Sorunu’nunda liderler çözüm yolunda ilk kez çok ileri bir aşamaya geldi. Adeta ‘Barış’a ramak kalmış ancak üniversitelerden bu konuyla ilgili tek bir satır öneri yok. İlgili bölümler bu konuda ne yapıyorlar? KKTC’nin geleceği ile ilgili bu çok önemli konuda fikirleri ne? Halkın önünde gidip, bu konuda aydınlatıcı ve yol gösterici olması gereken üniversitlerdir ama ne yazık ki ‘çıt’ yok. Kıbrıs Sorunu ile diğer problem ve sorunları üniversitelerimiz artık ele almalıdır. Bu bir gerekliliktir. Üniversite kavramının tanımı gereğidir bu çünkü üniversite demek araştırma demektir; dersçilik demek değildir.
- yüzyılda toplumlar küreselleşmeyle birlikte Bilgi Toplumu’na doğru evrimselleşmede hızlı adımlarla ilermektedirler. Dünyayla yarışmak için tek yol üniversitelerdir. KKTC üniversitleri de KKTC’nin bilgi toplumu niteliklerine ulaşması için artık harekete geçmelidirler. Ancak bugünkü üniversite anlayışıyla bunu yakalamak çok zor. Üniversiteler vizyon ve misyonlarını yeniden ele almalı, YÖDAK sil baştan ele alınmalı ve eğitim bakanlığı da yüksek öğretim vizyonunu yeniden ele almalı. 2016-2017 öğretim yılı milat olsun. KKTC’nin 42 yıl boşa harcadığı zamanı oldu, artık harcanacak bir gün bile yok. Üniversitler üzerlerine düşen görevi artık yapmalı. Yoksa KKTC olmazsa üniversiteler de olmayacak. Yeni öğretim yılının bilgi toplumu yolunda, tüm üniversite paydaşları için başarıyla dolu olması dileğiyle…
*https://dergipark.ulakbim.gov.tr/makusobed/article/viewFile
































