EğitimKöşe Yazarları

Üniversiteler: Aşılı mı aşısız mı?






Covid-19 salgını küresel bir salgın olarak tüm dünyada bütün sektörleri etkilediği gibi üniversiteleri da direkt etkiliyor veya etkileyecek. Yaklaşık 16-17 aydır dünyayı derinden sarsan bu salgının bir türlü önüne geçilemiyor. Öyle anlaşılıyor ki 2021-2022 öğretim yılı da yine Covid-19’un gölgesinde geçecek. KKTC’de vakalar bir türlü istenilen seviyeye inmezken, İngiltere gibi aşılamada başarılı olmuş bir ülkede bile vaka sayısında ciddi artışlar yaşanıyor.

Dünyanın birçok yerindeki benzer vaka artışları insanları endişelendiriyor. Eğitim kurumları da benzer endişeleri vatandaşla birlikte taşıyor. Üniversitelerin yüz yüze eğitime başlama isteği olsa da, covid-19 vakaları ile ilgili göstergeler yeni öğretim yılına umutlu bakmamıza engel oluyor. Ciddi önlemler alınarak üniversitelerin açılması gerekiyor. KKTC’de son günlerde 100’ü aşan vakalar arasında ciddi sayıda ülkede kalan üniversite öğrencisinin olduğu söyleniyor.



Dünyanın birçok yerindeki bazı üniversiteler, (Amerika ve İngiltere’deki üniversiteler başta olmak üzere) öğrencileri aşılanmadan kampüslere almama eğilimi içerisindedir. KKTC’de bu konuda durum nedir tam olarak bilmiyorum ama Türkiye’de bile bu konu tartışılmaya başlandı. Türkiye’deki bazı üniversiteler aşı olmayan öğrencileri üniversiteye almayacağını duyurdu ve akademi çevrelerinde ciddi bir tartışma başladı.

Tartışma eğitim hakkı üzerinden yürütülüyor. Kısacası üniversitelerin aşısız öğrencileri kampüslere almaması, öğrencilerin eğitim hakkını engelliyor mu? Türkiye’deki hukukçular bunu “eğitim hakkı engelleniyor” diye yorumluyorlar. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 42’nci maddesi  “Kimse eğitim öğretim hakkından yoksun bırakılamaz” diyor. Dolayısı ile kanun çıkarılarak aşısız öğrencilerin üniversitelere girişi engellenirse, öğrencilerin açacağı dava üniversitelerin aleyhine sonuçlanacağını sadece hukukçular demiyor, biraz hukuk bilgisi olan bunu anlıyor.

KKTC Anayasası’nın 59’uncu maddesinde de aynı ifade var. Yani hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Buradaki kritik soru su? Aşılı olup da güvenli bir ortamda üniversite eğitimine devam etmek isteyenler, aşısız öğrenciler ile öğretim faaliyetlerini sürdürmek istemez ise üniversiteler nasıl bir karar alacak? Onların eğitim hakkı ne olacak?

Dünyada genel eğilim aşılanma yönündedir. Ancak aşılanmak istemeyen bireyler de mevcuttur. Örneğin İngiltere’de 46 milyon kişi birinci doz aşı, 37 milyon kişi de ikinci doz aşısını oldu. Buna karşın Cumartesi günü Londra’da aşı karşıtlarının ciddi bir de gösterisi oldu. Bu durumun üniversitelere ve diğer eğitim kurumlarına nasıl yansıyacağını hep birlikte göreceğiz. İngiltere’de toplumun önemli bir kısmı aşılanmasına rağmen son günlerde artan vaka sayıları insanların endişelendiriyor.

En yüksek vakanın göründüğü yaş aralığı 20-29, ikinci sırada ise 10-19. İngiltere’deki verilere göre yetişkinlerin %88’inin birinci doz aşıyı olduğunu gösteriyor. Vakalardaki artışın gençlerin yeterince aşı olmamasına bağlanıyor. Sanırım tüm dünyada benzer bir durum var. Buna KKTC de dahildir diye düşünüyorum.

Yakın zamanda bu tartışma daha da büyüyecek gibi görünüyor. Aşılılar mı aşısızların eğitim hakkını engelliyor yoksa aşısızlar mı aşılıların eğitim hakkını engelliyor? Ben aşılanma taraftarıyım ama aşı olmamış insanların da eğitim hakkını savunuyorum.

Üniversitelerimiz bu ikileme hazır mıdır? Kamuoyunu yansıyan bir şey yok ancak eminim kapalı kapılar ardında bu konular tartışılıyordur. KKTC’deki üniversitelerin bu sorunla karşılaşması mümkündür. Dolayısı ile hem üniversiteler hem de Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı bu konuda bir politika geliştirmesi gerekiyor.







Başa dön tuşu