EğitimKöşe Yazarları

Yaratıcı Tür; Beyin nasıl eğitilmeli?








Beyin öğrenme organıdır; öğrenme orada gerçekleşir. Beyin öyle bir işlemcidir ki sürekli yenilik arar. Eski onu rahatlatır ama o hep yeniliği kurmak için dizayn edilmiştir. Beyin gelinen noktadan çok hoşlanmaz bir sonrakini arar. Bu nedenle beyinin devinimini anlamak gerekir, hele de eğitimle uğraşanlar için.




Eğitimle insanlar bir takım bilgiler öğrenirler. Ancak beyin öğrendikleriyle yetinmez. Bir sonraki adımı tasarlar. Beyine yerleştirilen bilgiler işlenip, yeni ürünler ortaya konur. Bu nedenle eğitim sistemi beynin isteklerine, yapısına, çalışma biçimine uydurulmalıdır.



Buralardaki gibi aslında tüm gelişmemiş ve gelişmekte olan ülke eğitim sistemlerindeki gibi bilgileri beyine depolama beyinin işine pek yaramıyor. Beyini yenilik üretecek ve bir sonraki yeniliği yaratabilecek bir makineye dönüştürme eğitimin hedefi olmalıdır.

Stanford Üniversitesi nörobilimci Dr. David Eagleman ile Rice Üniversitesi Shepherd Müzik Okulu öğretim üyesi, besteci ve sanat yönetmeni Anthony Brandt’ın ‘Yaratıcı Tür, Fikirler Dünyayı Nasıl Yeniden Yaratıyor’* adlı kitabı beynin yaratıcılığını anlatıyor; şiddetle her öğretmenin ve ebevynin okumasını tavsiye ederiz.

Beyin sürekli yenilik arar çünkü ‘tekrar baskılaması’ sonuçta tepkisizliğe neden olur. Beyin bir uyarıcıya alıştığında, onu her görüşünde giderek daha az tepki verir, diyor yazarlar. Örneğin sürücüsüz bir arabayı ilk gördüğünde büyük bir tepki verir çünkü yeni bir şeyi soğurmakta ve kaydetmektedir. Sonraki her görüşte ise tepki giderek azalır ve tepki verilmez noktaya gelinir.

İnsan vücudunda biriktirdiği enerji depolarına bağlı olarak yaşayıp ölen bir canlıdır. Yazarlar hayat yolculuğunu hareket etmeyi ve sıklıkla çok fazla beyin gücü kullanmayı gerektiren zor bir iş olarak niteler. Bu yüzden insan doğru tahminlerde bulunursa enerji tasarrufu yapmasına neden olur.

Bu tür bir öngörülebilirlik güven verici olsa da beyin kurmuş olduğu dünya modeline yeni gerçekleri de katmak için uğraş verir. İşin sırrı şurada: beyin yenilik arar; güncelleme yaptığında heyecan duyar. Onun için eskiler heyecanı yitirir, beyin eskilere tepki vermez.

Kitaptaki en müthiş vurgu ise şu; tekrardan kaçınma insan kültürünün temelidir. Tez de şu; insanlar tarihin tekerrürden ibaret olduğun sıkça söyler ama pek doğru değil. Tarih en fazladan, Mark Twain’in dediği gibi ‘kafiye oluşturur’. Mükemmel bir benzetme. Kafiye dışında şarkının diğer mısraları çok farklıdır.

Beyin içinde depolananları başkalaştırır. Beyin bildiklerini işler ve yeniden üretir. Bu noktada eğitim sistemi kullanılmalıdır. Öğrencileri kuluçka makineleri olarak kabul etmemeli. Verilenleri alacak ve aynen geri verecek bireyler olarak görmemeli. Bu nedenle eğitim sistemi beyine uyum sağlamalıdır, başka bir yol asla yok. Beynin yaratıcılığı için eğitim ve öğretim programlarını, binaları, öğretmenleri ve tüm girdileri bu amaçla yeniden reforme etmelidir.

Yoksa Dünya’daki tek yaratıcı güç olan canlının beynini öldürmeye devam edilmiş olur.

Yazarlar insanların sürekli bir yaratıcılık durumu içerisinde olduğunu belirtir. Kullanılan hammaddenin ister sözcükler, ister ses ya da görüntü, insanlar dünyaya ait parçaları içine alıp yeni bir şeye dönüştüren birer mutfak robotudur*. Kitaptaki bir başka müthiş benzetme.

Ülkeler eğitim sistemlerini işte bu felsefeye odaklanıp düzenlemelidir. Öğrenciler sadece kuluçka makinesi olarak görülmemeli, daha da önemlisi onları birer mutfak robotu olarak kabul edip, onlara verilen bilgileri nasıl işleyeceklerini ve yeniden üretecekleri konusunda yardım edilmelidir.

Beyin dünyaya yeniden şekil verirken elbette önceki örnekleri kullanır. Yaratıcı beyinler çevredeki dünyayı yeniden biçimlendirmede baş döndürücü çeşitlilikteki yöntemlerden yararlandıklarını belirten yazarlar, kendi çerçevelerini de önerirler. Yazarların çerçevesi bilişsel işlemleri üç temel stratejiye bölen bir çerçevedir. Bükme, parçalama ve harmanlama adı verilen bu üç stratejinin, bütün fikirlerin evrimine kaynak olan temel araçlar olduklarını öne sürerler.

Bükme, olgunun orijinal halinin değişime uğradığı ya da biçimini kaybedecek ölçüde büküldüğü durumları ifade etmektedir. Parçalama ise bütünlerin parçalarına ayrılmasıdır. Harmanlama ise iki ya da daha fazla sayıda kaynağın birbirine kaynaştığı durumlar için kullanılan bir kavramdır. Kitapta bu üç kavram için çok sayıda ve çeşitli alanlardan örnekler aktarılmaktadır. Kitapta yaratıcılığın gelişimi için de geniş bölümleri var, ilgilenenlerin okumasını öneririz.

Yaratıcı Tür kitabının bizde uyandırdığı tepkilerse eğitim sistemlerinin tamamen yeniden yapılandırılması gerektiğidir. Öğretmen eğitiminden başlanarak, öğrenme organı olan beynin iyice bilinmesini sağlamaktır. Öğrenme organı olan beyini tüm özellikleri ile bilmeden eğitim yapmak, otomobilin makinesini hiç tanımadan onu tamir etmeye benzer. Önce biz eğitim hizmetlileri öğrenme organını ne olduğunu ve nasıl çalıştığını öğrenip, sonra öğrencilerimizin beyinlerini şekillendirmeye girişmeliyiz. Bizler hala beyini öğrenmeye çalışıyorsak, eğitim sistemi çok yetersizdir demektir. Kitaptan bilgileri aktarmaya devam edeceğiz, çok yararlı çünkü…

*David Eagleman, Anthony Brandt (2019). Yaratıcı Tür, Fikirler Dünyayı Nasıl Yeniden Yaratıyor (Çev. Zeynep Arık Tozar). İstanbul: Domingo.

 









Başa dön tuşu