Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Umut: (Fakat Bu Kez Bir Başka Olmalı!)

Umut!..  Allah’ın biz insanlara bahşettiği en yararlı duygu olmalı..  Olmasaydı “umut,” tesellisiz  düşüncelerimizden dolayı çatlardık!

Bu nedenle olmalı bugüne kadar süregelen müzakereleri “belki çözüm olur” umuduyla besledik hep.. Hem de çoğu kendimizi aldatarak    “olmayacağını” bildiğimiz halde!

Ne derler ama Allah’tan umut kesilmez! Ne var ki Rum tarafının ne Allah’ı vardır ne dini imanı! Olmadığını da  bir kez daha ayazlattı!

KKTC Milli Futbol Takımının İngiltere’deki “Birleşik Krallık Ulusal Kıbrıs Federasyonun”  31 Mayıs’ta başlayacak “CONIFA 2018” Dünya Kupasına” katılımını İngiltere’de yaşayan Rum’lar engellemek için büyük çaba harcıyorlar..

(Bir zamanlar “KOP”a duhul edeceğimiz “umudunda” etrafı kaldırıp oturturken, sonunda büyük sükûtla yerine oturan Sertoğlu’nun kulakları çınlasın!)

 GEÇMİŞE  bir daha baktım. Türk halkı Rum unsurundan bugüne kadar ve hatırladığımız tarihi içinde  hangi iyiliği, hangi faydayı, hangi izanı gördü? Çiğnenen haklarımızla hukukumuz  ötesinde hangi yaşam hakkını tanıdı?

Aksine “eğer bu Türkler olmasaydı şimdi Kıbrıs Elenizmin bir adası olacaktı” demediler mi? Hâlâ bu umutla yaşamıyorlar mı?

Dolayısıyle 16 Nisan’da Anastasiadis’le yemekli bir toplantıda buluşacak olan Sn. Akıncı’nın bugüne kadar çıkarma gereğini duymadığı “sandıktaki diğer yüzünü” çıkartıp  “yol ayırımına geldiğimiz açıktır nettir” söylemini önemsiyorum.

Artık Rum tarafının siyasi kaprisleriyle oyalama taktiklerine “aldırmıyoruz” görünmekten   vazgeçilmelidir!

VE bir kez daha “umut edeceğiz!” Söz konusu yemekte Sn. Akıncı’nın Rum liderliğine açık seçik ve net mesajını uyarılarıyla iletmesini..

**********

AKDAĞ’IN ZİYARETİ DOLAYISIYLA FİKRİMİZ!

Bizim Bakanlar “para istemek için Ankara’ya giderlerken” ayni zaman diliminde koordinatörümüz Recep Akdağ da “nasıl para sahibi olacağımızı” söylemek için Lefkoşa’ya geldiydi! Bundan sonra da her ay (artık ziyaret denmeyecek her halde) gelecekmiş!

Anlayacağımız kemane  bizde olmaya devam edecek ama oksarisini  Ankara tutacak  elinde!

       BU konuda geç bile kalındı! Müzakereler ve çözüm umutlarıyla boşuna geçen zamanları “kumar turizmiyle” allayıp pullayıp patlayan inşaat sektörü ile süslerken, şimdilerde anlıyoruz ki dışımızdan kaynaklı en küçük esintilere bile dayanamayacak kadar zayıf ve cılız bir devletiz!

Kaldı ki TC’nin bile karşısında duramadığı dövize karşı direnebilecek sosyoekonomik ve mali güce sahip olalımdı!

NE var ki TC Başbakan Yardımcısı ve KKTC’den sorumlu Bakanımız  durum vaziyetlerimize bizim kadar umutsuz bakmıyor! Üstelik o kadar nazik ve babacanca konuşuyor ki “gözbebeğimiz olan bu toprağın, gözbebeği insanlarına hizmet etmek benim için bir şereftir” diyor.. (Bir de bize sor ama Sn. Akdağ. Siz her ay gelmeye devam edin 3. ayda yolunuza çıkıp ‘düş yakamızdan’ demezlerse size…)

TABİ ve bu arada yazayım: Sn. Akdağ’ın bir süre önce TC’deki deneyimleriyle “Sağlık Servislerimizi” kurtarma önerisinin sonucu ne oldu bilmiyoruz ama ister misiniz şöyle bir cevap verilsin kendilerine: “Bizim sizin fikrinize değil sadece paranıza ihtiyacımız vardır!”

Öyle ya: Bugüne kadar kaç “koordinasyon Bakanı gelip geçti bu ülkeden! Kim hatırlar 1974’den beridir TC ile Mali ve Ekonomik kaç protokol imzalandığını! Öte yandan:

Sn. AKDAĞ şunu da söylüyor: “Kıbrıs Türk halkının eğitimi, kabiliyetleri ve bu toprakların potansiyellerinin, kişi başına düşen geliri 25 bin  dolara çıkarmak için büyük fırsat sunmaktadır…”

Tabi ki! Eğer toprağa dönersek!

Eğer onca devlet desteğine karşın hayvancılığı yeniden diriltirsek…

Eğer tarım kesiminde üretimi artırır yanına sanayisini de katacak bir seviyeye gelirsek…

Eğer “kooperatifçiliği” kalkınma ve üretim sisteminin başına koyarsak…

Eğer ihracatımızı ithalatımızın üzerine çıkarırsak…

Yani “fırsatları kullanırsak” neden olmasın?

FAKAT: Yine tekrarlayacağız. “Kuzey’i bir refah ve istikrar ülkesi yapabilmek için vatan  sevgisi, “ruhu” gerekir..

YOKSA  yıllarca sürecek müzakerelerle Rum’a nasıl tavla teslim edilecek pazarlıklarında harcanmaya çalışılan  bir coğrafyada ne ot biter ne bereket olur..

Sn. Akdağ’a dikkat edin. Bize yardımcı olmak için çırpınıyor. Eğer bu Sn. Bakandan da yararlanılmazsa. Eee, yuh olsun artık bize!

**********

KISACA TAKILDIKLARIM: (DOKTORLARDAN ÖZÜR DİLEYİN)

Tıp İş Başkanı Ahmet Varış’ın yaptığı açıklamaya göre 2017 yılında 300 yakın kamu hekimi  devlet hastanelerinde 1 milyona yakın hasta tedavi etmişler… Deniyor ki neredeyse ülke nüfusunun üç katı…

İnanılması zor bir olay! Ancak bu sayı daha az da olsa 300 doktorumuz için yine de “insanüstü bir eforla  ve fedakârlığın” ispatı olmalıdır.

PEKİ 0 2017 yılında doktorlarımız bir milyona yakın hasta tedavi ederlerken, devlet ve ilgili örgütlerle medya falan ne yapıyordu? Koskoca yıl boyunca doktorların ikinci iş yapmaları konusunu tartışırken, sağlıkları için hastanelere taşınan hastaların “ilgisizlik ve olanaksızlıklar nedeniyle, nasılsa kalan sağlıklarının da bozulduğunun kavgasını yapmıyorlar mıydı?

Çağırın şimdi bu 300 doktoru, özür dilerken kendilerinden, yakalarına birer de onur madalyası takın.. Ve kamu doktorlarıyla uğraşacağınıza Tıp-İş’in “kamuda hizmetler çökmek üzeredir”uyarısına kulak verin!