Oduncu Baki de derler, Kör Baki de derlerdi ona.
Anlatılanlara göre üçkağıtçı, düzenbaz biriydi.
- yüzyılın yarısında yaşamış ve yaşadığı müddetçe Kıbrıs’ta Muhassıl (Yönetici) olmak için yapmadığı kalmamıştı.
Klavyalıydı.
Gün gelecek Babıali bu düzenbaza inanacak ve onu Kıbrıs’a muhassıl atayacaktı…
…
Oduncu Kör Baki muhassıl olunca Hıristiyan ahalinin yöneticileri ve liderleri konumunda olan papazlarla papaz olmuştu.
Hoş Müslüman ahali ile de arası iyi değildi.
Zaten, vergiler yüzünden Müslüman ahalinin de birçok dönemler yöneticilerden el aman çektiği ve bu yüzden başkaldırdıkları olmuştu…
…
Osmanlı’nın Kıbrıs’ta hüküm sürdüğü yüzyıllarda adada yaşayan Müslüman ahaliden herhangi birinin ikide birde Babıali kapılarını aşındırdığı ve yöneticileri şikayet ettiği pek görülmemiştir.
Ne kadar hoşnutsuz olurlarsa olsunlar, zaman zaman ne kadar baş kaldırmış olursa olsunlar kendi yönetimlerine bağlıydılar!
Ancak papazlar için Babıali yolu suyolu gibiydi!
Bu çerçevede dönemin Başpiskoposu ile Baf Piskoposu el ele vererek Babıali’ye gitmişler ve Kör Baki’nin zulmünü, dolandırıcılığını anlatmışlar, sonuçta Sadrazamı ikna etmişlerdi…
…
Adada yüzyıllarca boynu bükük yaşayan Rum ahali, birçok kereler değindiğimiz gibi 1960 hariç hiçbir dönemde adaya egemen olmamışlardı.
Bu siyasi durumu 1960’da yakalamış oldular.
Artık ne Babıali’ye ne Sömürgeler İdaresine yüz dökeceklerdi!
…
Günümüzde durum ters döndü!
Şimdi o kapıları bizim ahalinin erk sahipleri aşındırmaktadır çoktandır papazların yerine!
Papazları dinleyen Babıali’nin yerini Ankara aldı ama o kapıya papazlar değil, Kıbrıslı Türklere yöneticilik yapanlar gidip geliyor çoktandır…
…
Bu tabloya da bakarak Kıbrıslıların ne kadar çok birbirlerine benzediklerini tahmin etmek zor değil!
İlle sırtlarını bir kapıya dayayacaklar!
Baf Kapısı değil “Bah Kapısı!”
…
Kör Baki’nin sonu ne oldu diye sorulursa,
Hikaye biliniyor ama tekrarlayalım:
Yafa’ya sürülmüş ve orada vebaya yakalanarak ölmüştü.
Papazlar da, Rum Türk tekmil ahali de rahatlamıştı!
…
Bu arada Baki’nin bir gözü görmüyordu.
Yoksa dibelik kör değildi.
Bir gözle idare edip olup biteni görüyordu!
































