Kıbrıs’ın kendi içinde sürdürülen müzakerelerin bir yere varacağını sanmıyorum.
Bunun bir tek istisnası var, o da dış güçlerin Kıbrıs’ta “ne isterse olsun” bir anlaşma için kesin kararlarını vermeleri…
Kıbrıs’ta liderler çözüm için 2016, 2017 yıllarını telaffuz ediyor olsalar da, Rum basınını yakından takip edenler, bu tarihlerin şu andaki görüntüye ters olduğunu kolayca anlarlar.
Kıbrıs’ta çözüm”ün en önde giden savunucularından biri olan Mustafa Akıncı şu anda Kıbrıs Türkü’nün masadaki temsilcisidir.
Ancak Cumhurbaşkanı’nın bizzat kendi yaptığı açıklamalara da, sözcüsünün Rum tarafından çıkan seslere verdiği yanıtlara da bakınca, işlerin zor olduğu anlaşılıyor.
Diğer yandan 2016 sonu diye tarih veren Anastasiadis, her gün yeni bir takım olumsuz çıkışlarla, bu işin olmayacağının işaretlerini veriyor.
“Güzelyurt olmadan olmaz” diyerek, arabayı atın önüne koyuyor. Daha görüşme gündemine gelmeyen toprak konusunu herşeyin başına getiriyor.
“Maraş yıl sonuna kadar” sesleri çıkıyor.
Garantiler, güvenlik, malın ilk sahibi, son sahibi tartışmasını kamuoyu önünde yapıyorlar…
Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım, “Türkiye Kıbrıs sorununda her zaman yapıcıydı ve yapıcı olmaya devam edecek” diyor, tepki anında geliyor; “Türkiye Kıbrıs sorununda gerçekten yapıcı olmak istiyorsa BM kararlarına artık saygı göstersin. Maraş’ı yasal sakinlerine iade etsin. Askerlerini ve yerleşiklerini çeksin”… Ben de bunlara bakarak, “zor” diyorum…
Geçenlerde Rum Dışişleri Bakanı ve Başkan Anastasiadis, bulunacak doğal gazın gelirlerinin bir kısmının, çözümün finanse edilmesinde kullanılacağını söylemişlerdi. Bu söz bazı kesimlerde umut yaratsa da, çok da gerçekçi değil. Dışta algı yaratmak için yapılmış gibi görünüyor.
Cyprus Weekly’de bir makalesi yayınlanan enerji uzmanı Dr Charles Ellinas, bunun hayal olduğunu söylüyor.
Ellinas, çözümün maliyetinin yaklaşık 30 milyar euro olarak hesaplandığını, ancak bugün için tahmin edilen muhtemel gaz rezervleriyle, bu miktarın belki bir kaç milyarının karşılanabileceğini savunuyor, Ama ne zaman, en erken 2026’da… Dr. Ellinas, rezervlerin beklentileri karşılamasının da mucize olacağını vurguluyor.
Olmayan gaz rezervleri teminat gösterilerek uluslararası kredi bulunabilir, ama bunun da büyük bir maliyeti olacağı kesin.
Hikayeyi bilirsiniz; Nasrettin Hoca tarlada uğraşırken birden alacaklısı gelmiş. “Nasrettin Hoca, paramı ne zaman ödeyeceksin.” demiş. Nasrettin Hoca da”şu gördüğün bölgeden devamlı koyunlar geçer. Oraya bir tel örgü takacağım, takılan koyun yünlerini de satıp sana borcumu ödeyeceğim” demiş. Adam da haklı olarak gülmüş. Nasrettin Hoca buna karşılık adama “Ne oldu köftehor. Peşin parayı görünce gülersin değil mi” demiş.
Aynen durum bu…
Ortada bir samimiyet yok. Olsaydı, en azından Akıncı’nın açıklamalarından anlardık.
Görüşmeler ne kadar sık yapılıyor olsa da, sanki sadece algı yaratmaya, zamana oynamaya yönelik bir sürece benziyor.
Biz de her geçen gün umudumuzu yitiriyoruz.
Aynen daha önceki süreçlerde olduğu gibi…
YERİN KULAĞI VAR
“GÜZELYURT VERİLMEZ”: Ortada fol yok yumurta yok ama, Anastasiades’in “Güzelyurt verilmezse anlaşma olmaz” açıklaması ortalığı tozu dumana katmaya yetti. Siyasilerin açıklamaları ard arda geldi. Bütün kavga 12 yıl önce Annan Planına “evet” diyen Güzelyurt’la ilgili. Ama kimse şu soruyu sormadı, “Peki ama aradan geçen bu 12 yılda Güzelyurt için bizler ne yaptık, hangi sorunlarını çözmeye çalıştık?”. Şimdi kalmış “Güzelyurt verilmez” diye ahkam kesiyoruz. Eğer böyle düşünüyorsanız, o zaman verilmeyecek bu topraklar için birşeyler yapın ki, insanlar da bu torpaklara sahip çıksınlar…
İKTİDARIN GÜCÜ: UBP’nin bayram tebriklerine yoğun katılım olmuş. Olacak tabii. İktidarda olmanın bir faydası da bu. Geçen yıl muhalefette olan UBP’deki bayramlaşmaları hatırlayın. Bırakın partilileri, vekillerin birçoğu bile katılmamıştı. Adeta havada sinek uçsa vızıltısı duyulurdu. Şimdi iktidardalar, güç de, imkanlar da onların elinde. Hükümette işi olanlar, mevki ve makam isteyenler oralarda boy göstermek zorundalar. Hükümet üyesi bir partinin sempatizanı olduğunu göstermenin raconu bu…
MEMURA SİYASET YASAĞI NE O ZAMAN: “Bu ülkenin çivisi çıktı” dediğimizde kızarlar. Çivi ne zaman çıkar? Kendi koyduğun yasaları çiğnediğin zaman… Habere bakın, DP örgüt gezileri yapmış, gezilere bürokratlar da katılmış. Aslında bu iş yeni değil. Çoktandır, devletin bürokratları siyasi gezilerde ön sıralarda yeralmaktalar. Ama resmen habere de girmiş. Kaynak belli değil ama, herhalde DP’den çıkma…
NİYET GERÇEKTEN KAÇAĞI ÖNLEMEKSE: Serdar Denktaş, vergi kayıp kaçaklarını önlemek için de bir takım önlemler aldıklarını söylemiş, yıl sonundan önce bütün Maliye’nin otomasyon sisteme geçeceğinin müjdesini vermiş. Elektronik sisteme geçmek, vergi kaçağıyla mücadelenin bir ayağı. Ancak daha o kadar çok yapılması gereken var ki… Mesela, siyasetin bu alandan elini çekmesi; aflara, vergi indirimlerine son verilmesi, daha bir çok düzenleme. Aslında ellerinde müthiş bir yol haritası var. Mustafa Besim, Zeren Mungan, Aziz Gürpınar ve Göksel Saydam’ın 2015’de hazırladıkları Kayıt Dışı Ekonomi, Boyutları, Çözüm Önerileri, Eylem Planı çalışması…. Bugün artık KKTC’de artık gerçek bir ekonomiden söz edilemez. Onun yerine “Türkiye’den al, dağıt” sistemi resmen yerleşmiştir. Hükümet ekonomiyi geri getirmeye karar vermişse, yapılacaklar bu çalışmada bir bir yazılı…
ELAM KORKUSU: Diğer bayramların aksine bu kez, sınır kapılarda beklenen yoğunluk olmamış. Bu duruma, son günlerde, Güney Kıbrıs’ta Türklere yönelik saldırılar kadar, uzun bayram tatilini fırsat bilerek yurt dışına yapılan yoğun seyahatlerin de etkisi oldu sanırım. Ülkede kalanların çoğunluğu da, zaten Güney Kıbrıs’a geçemiyorlar…
PANAMA BELGELERİ KANITLANDI: Arjantinli futbolcu Lionel Messi, Panama belgelerinde vergi kaçırma konusunda adı geçtiğinde, şiddetle reddetmiş, kendinin ve babasının tüm gelirlerinin İspanyol Maliyesine bildirildiğini söylemişti. Önceki gün İspanyol mahkemeleri, ikisini de vergi kaçakçılığı suçundan 21 ay hapse mahkum etti. O belgelerde tanıdık pek çok isim de geçiyordu. Acaba bizde de birileri bunları ihbar kabul eder mi? Sanmam.. Zaten biz dünya hukukunun dışında değil miyiz!!! Ne güzel…
ZİRVEDEKİLER : Eşref Çetinel: “Zaman çok değişti çok! ‘Kompüter çağına girdik’ demek bile, yarın ‘eskimiş bir kelam olarak’ çöpe atılabilir! Devinim dünyanın güneş etrafında dönmesi gibi dönmekte, döndükçe de döndürmekte hayatlarını insanların! Bu nedenle olmalı yeni jenerasyon sevmez ‘bayramları!’ OYSA: Ölmemişse eğer insanlardaki “ruhla yürek,” yitip gitmemişse ‘düşünce ile hayal’ hâlâ sızlıyorsa ‘vicdanlar’ ve hâlâ yaşıyorsa ‘sevgilerle aşklar’ işte odur insan! O insan da her daim ‘bayram çocukları’ olduydu sevinçlerde sevgilerde, aşklarda meşklerde, şarkılarda şiirlerde…”.
DİPTEKİLER: Muktedir Olan Güçtür: İnsanlar belki de milyonlar harcamış, hayalindeki evi yapabilmek için. Ama nereden bilebilirdi ki, günün birinde birileri gelip de “turistik otel” adı altında burunlarının dibine bir ucube dikeceğini. Bu ülkede tabelasında “Şehircilik ve Planlama Dairesi” yazan bir kurumu, imar planları, uzmanlar, uzmanlar, uzmanlar var. Sonuç ortada. Hükmü karakuşi… Rant… Çıkar…. Bunların yanında planın, programın, çağdaşlığın, doğayı korumanın laf mı olur…
































