İngiltere yeni Başbakanını arıyor.
Görünen o ki Demir Lady Margaret Thatcher’den sonra İngiltere’de ikinci kadının Başbakan olacağı günler yakın.
İngiltere’de Ekim ayında David Cameron’ın ayrılmasıyla boşalacak Başbakanlık koltuğu için Muhafazakar Parti seçim yapıyor.
Şimdilik bu koltuk için üç aday var. Adaylardan ikisi kadın. Bu satırlar yazılırken son eleme için oylama sonuçlanmamıştı. Ama iki kadın adayın son iki aday olarak kalacağına kesin gözü ile bakılıyordu.
Kadın adaylardan biri referandumdan önceki kampanya sürecinde ülkesinin AB’de kalmasına destek veren 59 yaşındaki İçişleri Bakanı Theresa May. Diğeri ise Brexit kampanyasına güçlü destek veren Andrea Leadsom.
Yarış dışı kalacağına kesin gözüyle bakılan isim ise eski Savunma Bakanı Liam Fox.
Liam Fox, yapılan oylamada en az desteği alan aday oldu.
Cameron’dan sonraki en güçlü Başbakan adayı olarak şu anda Theresa May’in ismi öne çıkıyor.
May seçilirse, Margaret Thatcher’ın ülkenin tek kadın başbakanı unvanını da elinden almış olacak. Disiplini ve sert mizacı ile tanınan May referandum kampanyası süresince ülkesinin AB’de kalmasına destek vermesine rağmen çok fazla öne çıkmamıştı.
Referandum kampanyası süresince kendisini çok fazla öne çıkarmamış olması bu dönemde onu avantajlı yaptı.
Başbakanlık koltuğuna aday diğer kadın Andrea Leadsom ise Brexit kampanyasının ateşli savunucularındandı.
Gelinen aşamada İngiltere’de iki kadın adayla ilgili karşılaştırma ve değerlendirmeler medyada öne çıkmış durumda…
Yapılan karşılaştırmalı değerlendirmelerde May Leadsom’a karşı hem deneyim hem de güvenilirlik açısından öne çıkıyor.
Muhafazakar Parti içinde AB ve AB karşıtlığı olarak ortaya çıkmış olan ayrılığın çatışacağı başkanlık seçiminde ülkeyi AB ile yapılacak pazarlıklarda sağlıklı ve güvenli bir sonuca taşıma konusunda da May’in daha başarılı olacağına ve ülke çıkarlarını en iyi şekilde koruyacağına kesin gözüyle bakılıyor.
Leadsom’ın deneyim konusunda eksikleri olduğu konuşulan İngiltere’de onun Başbakan olarak seçilmesi halinde AB ile köprülerin bir daha onarılmayacak şekilde atılması endişesi öne çıkıyor.
Bunun ne İngiltere, ne de AB için doğru olmayacağı görüşü ısrarla vurgulanırken, ülkenin yeni belirsizliklere sürüklenmesinin doğru olmayacağı belirtiliyor.
Bu durum da May’in adının öne çıkmasında etkin olan bir diğer unsur olarak değerlendiriliyor.
Kısacası İngiltere’de Brexit sonrasında ortaya çıkan belirsizlik daha bir süre devam edecek gibi.
Yeni Başbakan seçilip AB ile ilişkilerin nasıl şekilleneceği belirlenmeden İngiltere’de hiçbir konuda taşlar yerine oturmayacak.
Ülkedeki genel beklenti Theresa May’in Cameron’dan Başbakanlık koltuğunu devralması ve ortaya koyacağı kararlı liderlikle birlikte İngiltere’yi belirsizlikten çıkarması…
Theresa May’in siyaset sahnesinde bundan önce görev yaptığı konumlarda ortaya koyduğu performan bu konuda başarılı olacağı beklentisini çok fazla yükseltiyor.
İngiltere ve AB için şu anda May’in gelmesi en akılcı yol olarak gösteriliyor.
Tabii ki son sözü Muhafazakar Parti üyeleri yapacakları oylamada söyleyecekler…
Söylenecek bu son söz ile birlikte sadece İngiltere’nin geleceğine değil AB’nin geleceğine de etki edilecek.
































