Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ULUSAL GÜNLER VE GENÇLER VE DAVAMIZ…

Uzun yıllar “köşemde” ulusal günlerin önem ve anlamına ilişkin yorumlar yapardım.                                                  Atatürk’ü anar, büyüklüğünü, liderliğini bildiğimce  anlatırdım.  Bu vesileyle Atatürk’ü anardım..

Gerçek şu ki Mustafa Kemal Atatürk dünyaya mal olmuş “büyük” insandı. Sadece Türkiye’yi kurtarmakla kalamadı. Rejimini değiştirerek çağdaş yeni bir  ülke yarattı. Artı, mazlum ve işgal altındaki ülkelere de örmek oldu..

Atatürk o  kadar büyüktü ki kurtuluş savaşının önemli evrelerinin önemli günlerini,  unutulmamaları için kutlanılan birer armağan olarak bıraktı.

29 Ekim’leri, 23 Nisan’ları, 30 Ağustos’ları  19 Mayıs’ları..

Her biri ve hâlâ günü geldiğinde Türk ulusunun “bayramı” olarak kutlanılır.         Kimi bayram çocuklarındır. Kimi bayram milletin. 19 Mayıs ise gençliğin..                                                          ***

BİZİM KUŞAK ta çocukluğumuzdan gençlik yıllarımıza kadar  bu “ulusal bayramları” eylemsel faaliyetlerle kutlayarak yetişti.

Şiirlerle, gösterilerle, şarkılarla, günle ilgili nutuklarla, kültürel faaliyetlerle.

En yeni giysilerimizi öylesi ulusal günlerde giyerdik. Yollarımıza evlerimize Türk bayrakları asardık. Kapılarımızın önlerini hurma mersin  dallarıyla süslerdik..

Akşamları Namık Kemal meydanında toplanır Mağusa Türk Gücü binasının hanayında atılan nutuklarla şiirleri alkışlar, fener alaylarıyla kale içinde dönerdik..

19 Mayıs’larda 23 Nisanlar’da şimdilerde Türk Gücü’nün sahası olan “cirit meydanı” dediğimiz yerde “beden gösterileri” yapar türlü çeşitli spor dallarında  yarışmalar düzenlerdik..

***

NOSTALJİ Mİ OLDULAR? Evet! Artık ne öylesi küçük kasaba kutlamaları var ne de kutlamaları gerçekleştirecek öylesi bir eğitim olgusuyla toplumsal heyecan var..

YENİ bir nesil yetişti: Kurşun kalemle yazıp alfabe okuduğumuz bizim kuşakların geçmişteki eğitim öğrenimlerine  nazire, şimdilerde çocuklar, gençler bilgisayar kullanıp, ceplerindeki telefonlarıyla oynamakta, konuşmakta..

Artık lise eğitimleriyle yetinilmiyor. Memleket üniversitelerle donanmış.  Yüksek öğrenimini, ihtisasını Avrupalarda  yapan gençlerimiz çoğalıp yoğalmış!

Yeni bir jenerasyon yetişiyor.. “Ne kadar güzel ne kadar faydalı” diyorum..

Ve buruk bir “esefle” ekliyorum: Bir eksiklik var! Şöyle ki:                                                                                    ***

“SADECE okullarına değil.. Dershanelerden dershanelere koşuşturan çocuklarımız, gençlerimiz.. Avrupalarda okuyanlarımız.. Ve artık üniversitelerden mezun olmayanın  kalmadığı bu küçük ama eğitim yönünden büyük ülkede.. Bir boşluk, bir eksiklik, bir kayıp var gibi” mi diyeyim..

Yoksa şöyle mi deyim: Hani şu yukarıda sözünü ettiğim  adeta hayatımızın bir parçası olan “ulusal günlerimiz” vardı ya..              Hani biz o günlerin ruhu ile büyüdüktü ya..                                                                     Atatürk’ü öğrenerek, yaşayarak Kıbrıs’taki kurtuluş savaşımıza baş koyduktu ya..                                                                 Türkiye’ye anavatanımız kendimize yavruvatan dedikti ya..

İŞTE inancımıza kazındıkları için bizimle, ulusal günlerimizle yaşayan ve yaşatılan o “ruhu” arıyorum..

Ve artık göremiyor elleyemiyorum ki “ulusal günlerimizi” yazmaktan sarfınazar eyleyecek kadar!

***

GENÇLİK BAYRAMI: Dün Atatürk’ün Türk gençlerine armağan ettiği 19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramıydı..                                    Yazmak istemiyorum ama kuşku duyuyorum!  Çünkü  yarınlar bu gençlerindir.. Kıbrıs Türk halkının kaderini yetişen gençlerimiz yükleneceklerdir..               Enosis hayali peşinde koşmaktan yorulup bıkmayan hatta yılmayan Rumlarla, bu gençler mücadele edecek, bağımsız ve egemen devletleri için gerektiğinde bu gençler savaşacak.

Bekamız gençliğimizdir..

Peki ama gerçekten öyle midir? Ki artık Rumlarla federal sistemde birleşmek isteyen siyasi partilerimiz de gençleşmektedirler.

İkili toplum hareketlerinin içinde ve eylemindedirler.                                              Güney’in  gençleriyse hâlâ Makarios’un yerine getirilmesi gereken “enosis” vasiyetinde! Ve Türkiye karşıtlığında!

DÜN gençlerin günüydü. Yarınları onlar kuracak onlar yönetecek.. Gelecek nesil onların rüştü olacak.                                                …Her şeye karşın yolumuz açık geleceklerimiz aydınlık mı diyelim?  Öyle olmalı..                                                                                                         ***

KISACA TAKILDIĞIM: (NE VERDİNİZ Kİ İSTİYORSUNUZ))

Sn. Cumhurbaşkanı Tatar gençlere çağrıda bulunarak “KKTC’i koruyunuz” dedi..

KKTC’nin en üst makamından    en alt kademelerine kadar görev sahibi her kişinin maaşını aldığı dolayısıyla ekmeğini yediği “devletini korumak ve kollamak” elbette ki hem insanlık borcu hem ulusal vazifesi olmalıdır.

Nitekim  yukarıdaki gençlere ve kendilerine ait bayramlarına yönelik yazımı da bu duygularla yazdım.

Sn Tatar’ın beyanatını da bu nedenle değerli bulanlardanım..                                                                             ***

ANCAK: “Gençlere ne verdiniz ki devleti korumak gibi büyük  vatanseverlik bekliyorsunuz?”

“Bizden olan ve olmayan” diyerek ayrım içine soktuğunuz o gençlerin ana babalarına, velilerine bugüne kadar bu ülkede nasıl bir hayat hakkı layık gördünüz?

İktidara gelen  her partinin “bizden değildir” diyerek yüzlerce işsiz gencin aş, iş, yaşam hakkını çiğnemesini mi?

İktidar olanların, sadece kendilerini iktidar yapanları işe aşa ulaştırmalarını mı?

Memleketin gençlerini iktidar ve muhalefet ayrımcılığında ekmek dilimler gibi  kesip kıyıp parça körçe etmeyi mi?

Eğitim öğrenimi pandemi döneminde “atıl” duruma sokmayı mı?

Dahası ülkenin gençlerini rehabilite edip onları memlekete millete katkıda bulunacak hangi olanakları sundunuz?

Hangi sportif tesisler, gençlik kampları için donanımlı mekânlar oluşturdunuz ki?

Belki şimdilerde öğrenciler çok azaldı. Ama pandemiden önce   o  “KKTC’i korusun” dediğiniz gençlere üzerlerinde sağlık ve güvenlikle yürüyecekleri hangi yolları hangi kaldırımları yaptınız ki?

Hangi ulaşım sorununu halettiniz ki?

Öğrencileri ev kiralarıyla, lokantalarda söğüşlemekten öte hangi kolaylıkları sağladınız ki?..                                                                                         ***

KISACA siz gençleri korudunuz mu ki onlar da KKTC’i korusunlar..

Ki o koruma görevi her şeyden önce şimdilerde yine halkın anasını da babasını ağlatan iktidar ile mecliste seçim tartışmaları yapan vekillerindir de 46 yıldır ne nasip kısmet gördük sayelerinde ne de hayır yüzü! Öyle değil mi?