Ülkeyi Köpeksiz Köye Döndürürseniz, Olacağı Budur…

8 Aralık 2017 Cuma | 11:53
Köş, Moreket

Seçimin seviyesinin çok düşük geçeceğini ta başından anlamıştık.

Ama yok da bu kadar be kardeşim…

Ülke yönetimi için seçim yaptığımızı da unuttuk.

Sen, ben, o… Kaşının altında gözün var…

Kimseyi kara kaşı kara gözü için seçmiyoruz ki…

Ya da parası için…

En fenası da özel hayat kriteriyle…

Sistemin doğru dürüst yasalarla, kurallarla işlemesi için gereğini yapmazsan, sonunda döner o yanlışlar da böyle ayağına dolaşır işte.

Bilişim yasası da böyle bir şey…

Bütün gerçek medya bağırıyor.

Durdurun şu sahteliği…

Internet haberciliği başladığı günden bu yana vardı da, son dönemde hem çoğaldı, hem tehlike yaratmaya başladı.

Adam bir kaç dolara site kuruyor, ne künyesi var, ne de tek bir gerçek isim…

O peçenin arkasından istediğine istediği gibi veryansın ediyor.

Yalan, iftira, çamur, her şey mübah…

Uğraş uğraşabilirsen.

Sonuç alamazsın, çünkü yasası yok…

Gerçek medyayı, emeği, parayı da çalıyor bunlar.

İstedikleri haberi kopyalayıp yayıyorlar. Bir şey yapamıyorsun.

Hüseyin Özgürgün magazinleri moda ya şimdi, önüne gelen bir şey yayıyor.

Dün bir fotoğraf vardı. Hemen arkasından “fotomontaj” olduğu iddia edildi.

Büyük ihtimalle de öyle olduğu görünüyor.

Şimdi istediğin kadar bağır çağır. “Sahtedir” de, “istifardır” de, “özel hayatıma müdahaledir” de.

Bir de bakıyorsun, fotoğrafın fotomontaj olduğunu söyleyen de künyesi olmayan bir başka site…

Kimindir, ne amaçla faaliyet gösterir belli değil.

Bence seçimden sonra gelenlerin ilk işi bu işi bir zaptı rapta almak olmalı.

Hem bilişimin yasası çıkmalı, hem de basın yasası günün koşullarına göre çağdaşlaştırılmalı.

Çürüme her yerde…

Sadece yasal eksiklikleri gidermekle de durdurulamaz bu çürüme.

İster siyasetçi olsun, ister sade vatandaş, birinin birine iftira atmaya ya da yalan haber üretmeye veya birinin emeğini çalmaya, hakkı var mı?

Mevcut yasalara göre de suç bunlar…

Asıl mesele bu ülkede otoritenin kalmamış olması.

Bir arkadaşım, ‘seviye yerlerde sürünüyor’ diyordu dün.

Bence yerlerde sürünen devlet otoritesi…

Köpeksiz köye döndü ortalık…

Bu toprak parçasında tetikçisinden, mafyasına, kara paracısından, sahtekarına herkes herşeyi yapabilecek cesareti buluyor artık.

Hukuk devletinin gerekleri bir an önce yerine gelmeli.

Bu umursuzluk, devletin saygınlığını yerle bir ediyor.

Buna da kimsenin hakkı yok…

Dün Hüseyin Ekmekçi, “ayarını bozduğun kantar, gün gelir seni de tartar” diyordu. Ben de bugün, “elinle ettiğini boynunla çekersin” diyorum.

Artık bir yerden başlamak gerek… İşte seçim, işte fırsat…

 [divide color=”#”]

YERİN KULAĞI VAR

BİRLİK OLMAYI BECEREMEDİK:

Biz seçim nedeniyle birbirimizi yemeye devam edelim. Adamlar bizim dışımızda, bizim adımıza görüşmeler yapıp kararlar üretiyor. Günün sonunda da “alın size çözüm” deyip önümüze koyacaklar. Kimse kusura bakmasın ama, ne yapsalar bize müstahak. Ne adam gibi birarada durmayı başardık, ne de neyi isteyip, neyi istemediğimizi anlatmayı. Durum böyle olunca da kaderimize razı olacağız…

 

BİRİLERİ DUR DEMELİ:

Gezici şirketi ülkede voyvodalığını sürdürüyor. Önce, DP Genel Başkanı Serdar Denktaş için “alkolik” benzetmesi yaptı şimdi ise, TAK müdürünü tehdit etmiş. Buranın insanına hakaret etme, tehdit etme gücünü nereden buluyor. Birileri bu adama ‘dur’ demeli. Anket mi yapacak, algı operasyonu mu yapacak, o kendi bileceği bir iş. Ama benim ülkemde, benim insanıma karşı kullandığı laflara dikkat edecek. Kimse kusura bakmasın ama, bu adamın haberlerini gazetelerde yayınlayan, tv’lerde boy göstermesini sağlayan bizlerin de, bir özeleştiri yapması gerekir sanırım…

 

NASIL OLACAK:

Halkın Partisi, UBP ve CTP’den hesap soracağını söyleyerek, olası bir koalisyon kapısını kapattı. CTP, UBP ve DP ile bir koalisyona sıcak bakmadığını söylüyor. Toplumdaki algı, bu üç partinin ilk üç sırada çıkacağı yönünde. İyi de kim kiminle hükümet kuracak söyler misiniz? Geriye, bu partilerin “kurmam” demediği bir tek TDP kalıyor. Bu durumda seçimlerin kilit partisi TDP olacak gibi görünüyor. Veya bu üç parti, tek başına ikitdar olmak için seçmen üzerinde böyle bir algı yaratmaya çalışıyor…

 

EN SONUNDA:

Bakanlar Kurulu’nun “yıkılsın” kararına rağmen aylardır hiçbir işlem yapılmayan gaminilerle ilgili adım atıldı ve Güzelyurt bölgesinde faaliyet gösteren gaminiler Çevre Koruma Dairesi kontrolünde yıkılmaya başlandı. İyi de yasası geçeli kaç ay oldu, niye bunca zaman uygulanmadı? Tam seçim üstü yıkım yaparsanız, bunun adı popülizmdir. Yıllardır bölge halkının şikayetlerine kulak tıkayanlar, seçim üstü oy kaygısıyla kararı hayata geçiriyorlar…

 

ZIVANADAN ÇIKTIK:

Seçim atmosferi topluma olumsuz yansıdı anlaşılan. Sırf siyaset uğruna, rakibini karalamak adına olayları amacından saptırmak doğru birşey değil. Sahte ehliyet soruşturması nedeniyle tutuklanan birsini “X” partinin üyesi diyerek deşifre etmek siyasi ahlağa uymaz. Yarın bir başkası da sizin partinin adamının tutuklanmasını “Y” partinin üyesi diye paylaşsa hoşunuza gider mi? Siyasette her yol mübah olabilir ama, aklı başında insanların bu tür paylaşımlarda bulunması, zıvanadan çıktığımızın resmidir…

 

BU KAÇINCI MEMUR:

Polis memuru dolandırıcılıktan, özel kalem müdürü sahtecilikten tutuklanıyor ve daha niceleri… Kamuda da kirlilik hiç bu kadar artmamıştı. Yine sebep, devlet otoritesinin hissedilmemesi, kamuda kalitenin düşmesi, denetimin olmaması…

 [divide color=”#”]

 

ZİRVEDEKİLER

Neriman Saygılı: Voyvodalığa soyunup, “anketlerimi niye yayınlamıyorsun” diyen Murat Gezici’yi polise şikayet etti. Bir başka müdür olsaydı, “aman, bu adam birilerine yakındır” der, susardı. Susmadı TAK Müdürü Neriman Saygılı. Sahi bu adam kimden alıyor gücünü? Biri de bunu ortaya çıkartsa da, daha önce de milleti FETÖ’cü diye fişlemeye kalkanlar gibi, çekip gitse buralardan… Mesela Serdar Denktaş… Eminim Gezici’nin maksadını en iyi bilenlerden biridir. Niye gereğini yapmaz?

 

DİPTEKİLER

Ne Etik, Ne de Yasal: Hüseyin Özgürgün’ü sever veya sevmezsiniz, o sizin bileceğiniz birşey ama, ona bel altı vurmak, toplum önünde karalamak maksadıyla gazetenin gücünü kullanarak, olmayan bir şeyi fotomontajla varmış gibi göstermek, hele de bunu, “gazeteci” kimliği ile yapmak, etik değerler bir yana, doğrudan suçtur….