Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ÜLKESİNE YABANCILAŞANLAR…

Yani siyaset insanı bu kadar kendinden geçirir mi?

Kendinden geçmek, sözlük anlamında ilk sırada bilinci işlemez hale gelmek olarak anlaşılıyor.

Sonuçta belki olan da bu ama benim kastettiğim, kendi varlığına, kültürüne, ülkesine aidiyetine yabancılaşmak.

Sırf koltuk uğruna bu değerlerden kendini nasıl soyutlar insanlar?

Doğduğu, büyüdüğü topraklara, o toprağın insanına, kültürüne, kurduğu, yaşatması şart olan değerlerine, her şeyine aykırı işler içine girmek nasıl izah edilebilir başka?

Vatandaşı per perişanken, ülke sıfırı tüketme noktasındayken, o felaketleri artıracak işleri nasıl yapar insanlar?

Ya kimliğini görmezden gelmek?

Ya iradesini yok saymak?

Üstelik de bunları yaparken, gayet rahat haller takınabilmek?

Yabancılaşmak değilse nedir?

Hani “Bizi dönüştüremezsiniz” diyoruz ya, öylesine kendilerinden geçmişler ki, kendi başlarına onu bile projelendirecek durumda değiller.

Gün geçsin, seçim kazansınlar, o koltukları korusunlar, varsın memleket yansın, tek bildikleri bu. Gözlerini koltuk bürümüş. Asla samimi değiller, olmadıkları da oralara nasıl geldiklerinden belli.

Bir değil, iki değil bunlar, şaşırtıcı biçimde çoğalıyorlar. Ve ülkesini, kendi değerlerini sonuna kadar savunanlar bunu yaptıkları için suçlu pozisyona sokulmaya çalışılıyor.

Bu önümüzdeki seçim, her ne zaman olacaksa olsun, bir eşiktir unutmayın…

Gözünüzü dört açın…

Kendi ülkesine, kendi halkına yabancılaşanların bu ülkeye verebileceği bir şey yoktur…

 

İSTİHDAMLARLA KOLTUK SATIN ALMAK

Kamunun belini kırdılar, yetmedi şimdi bağlı kurumlara saldırdılar.

Geçicilerin sayısı, kadrolulara yaklaştı. Adaletsiz, haksız istihdam edilenler, neredeyse yarı yarıya kamuda. Durmuyor, sıfırı tüketmiş bütçeye yüzlerce milyon lira ek külfet yükleyerek doldurmaya devam ediyorlar…

Dün Kooperatif Merkez Bankası bünyesindeki Binboğa Şirketi’ne hükümetin, 22 yeni personel almaya kalktığı, Şirketler Mukayyidinin 16 kişiye onay verdiği, yakında bu istihdamın yapılacağı haberi vardı.

Ne yapacaklarını şaşırmışlar. Yıllarca  gereksiz adam doldurulmuş, her seferinde haber olmuş, bankaya olan borçlarını ödeyememiş bir kurum…

Köylünün malı, üreticiye iade edilmesi gereken bir işletme, ama arpalık. Zaten onun için elden çıkartmayı akıllarına bile getirmezler. Yükledikleri yükü, üreticinin sırtına bindirirler. Bu defa da  geçmişteki gibi, bu yeni istihdamların yaratacağı yük, yem fiyatına, şuna buna bindirilecek. Girdi maliyetinin yükselmesinin bedelini başta üretici olmak üzere hep birlikte ödeyeceğiz.

Bunu yapanlar bu ülkeyi sever mi? Bu ülkenin üreticisini, bu ülkenin vatandaşını düşünür mü?

Anlaşılan hükümet partileri sokacakları adam sayısını da aralarında paylaşmışlar. Hepsi aynı suça ortak. Batak bir kuruma yaptıkları istihdamlarla, koltuk satın aldıklarını sanıyorlar…

Oysa kazın ayağı hiç de öyle değil, devleti arpalık olarak kullanmanın sonuçlarını görecekler. 1993’de olduğu gibi, 2003’de olduğu gibi, en hazini 2013 seçimlerinde olduğu gibi.

Geriye yine bitirilen kurumlar kalacak. Uğraş dur…

 

YERİN KULAĞI VAR

VER MEHTERİ:

Ersan Saner Ankara’da, kameralar önünde yine hamasete başvurdu. Ülkeyi tarumar ettiğinden bahsetmedi tabii. İnsanların niye sokaklara döküldüğünden, toplumun kamplara bölündüğünden, vatandaşın feryadından ve en önemlisi çatırdayan hükümetten hiç söz etmedi. Siz bakmayın kameralar önünde “destek, şükran” söylemlerine, bence toplantının asıl konuları bunlardı…

 

HÜKÜMETİ RAHATSIZ ETMENİN YOLU:

CTP’nin sokağa çıkmasına yönelik eleştiriler var. Ne yapsaydı yani? Gördük işte, istediğin hukuki, siyasi argümanı çık anlat, anlamak istemeyenler var karşında. Ülkedeki yıkıma ‘dur’ demenin tek yolu kaldı. Kimin düzenlediğine bakmadan sokağa inilecek, toplumsal tepki en güçlü bir şekilde ortaya konacak. Ülkenin içinde bulunduğu ortamdan rahatsız olan herkes, bu romantizmden bir an önce vaz geçerek, tepkiye katkı koymalı diye düşünürüm. Size bugünleri yaşatanları rahatsız etmenin tek yolu budur…

 

EĞİTİM BAKANI DA YAKINDA ÖĞRENİR:

Sunat Atun’un 4 tane yasayı değiştirerek, ortaokul ve lise düzeyinde imam hatipler açma önerisi, Eğitim Bakanı’nından bile tepki görmüştü. Sanıldı ya da öyle yansıtıldı ki, kendi aklıyla yaptı bu işi. Ancak geçen gün Havadis Web TV’de izlediğimde, kendi uzmanlık konusu olmadığı halde, İnsan Hakları Beyannamesi, Avrupa Birliği Temel Haklar Bildirgesinden alıntılar yapıp, madde ve fıkra sayısı vererek savunma yapması, bu çalışmanın arkasında ciddi bir uzman ekip olduğunu düşündürdü. Eğitim Bakanı’nın henüz haberi olmamış ama, öğrenmesi yakındır…

 

CİDDİYMİŞ:

UBP desteğiyle seçilen bağımsız belediye başkanlarının parti kuracağını ilk duyduğumda, “tepkisel bir çıkış” demiştim. Dün Fırat Ataser, ciddi ciddi çalıştıklarını söyleyince şaşırdım. Böyle bir parti nasıl taban bulur, nasıl güven sağlar orası ayrı konu da tek gerçek, onların bile gayri resmi olarak bağlı oldukları partiden koptukları…

 

YANLIŞ BİLGİ VERDİ:

Cuma gün Başbakanlığa istifasını sunmaya giden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Koral Çağman, görüşme sonrası hiçbir açıklama yapmamış, Saner ise ziyaretle ilgili olarak, “görüşme rutin bir görüşmeydi, istifasını sunmadı” demişti. Ama Pazartesi öğrendik ki, o ziyaret aslında “rutin” değil, Saner’in açıklamasının aksine “istifasını sunma ziyareti” imiş. Artık kim ne isterse öyle düşünsün.

 

BİR SINIRI OLMALI:

Bu Memleket Bizim Platformu İçişleri Bakanlığı önünde yurttaşlıkları protesto etti. Sanırım bizdeki vatandaşlık şartlarının bir benzeri dünyada yok. Üzerinde yaşadığımız toprak parçası belli. Alt yapı dersen mevcut nüfusa yetmiyor. Böyle bir ortamda nereye kadar vatandaşlık dağıtmaya devam edeceksiniz? On mühürü olan herkes otomatikman vatandaşlık hakkı kazanıyor ve ailesi de oturma izni alıyor. Ve en önemlisi seçimlerde oy kullanıyor. Peki ama nereye kadar? Yakında oturacak ev, yürüyecek yol bulamayacağız. Bunlar gittikten sonra yapılması gereken ilk iş, oturup bir nüfus planlaması yapmak olmalı. Birileri oy devşirecek diye önüne geleni vatandaş yapamazsınız…

Foto Gündem: Bu tahribatı yapan da, yapılmasına izin veren de, zamanında alçak orman arazilerini seçim yatırımı diye dağıtan da hepsi eşit derecede suçludur. Bakın da utanın, ne hale getirdiniz doğayı.

Girne ev