Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Uçak ve paraşütü icat edenler aynı kişiler değildi

Sonbahar, tüm dünyada firmaların bugüne ara verip gelecek yılları düşünerek iş planlarını hazırladığı dönemdir.
Çalıştığım kurumda 3 haftadır yoğun bir şekilde iş planları ile meşgulüz.
Her sonbaharın başında yaptığımız bu bütçe hazırlama ve sunma ritüeline geri çekilip rakamların ötesine bakarak “biz ne yapıyoruz” diye düşündüm.

Gerçekleşen hayallerin arkasına yenilerini eklemek çabası bu dedim.

Tam bir şeyleri başarmışken, başka doğrular yaratmanın derdine düşmek.

Daha da derinlere inip odaklanınca anladım ki senden beklenen yarından önce doğruları bulman ve hayata geçirme stresine girmen.

İşi tesadüfe bırakıp arkasına saklanmana izin verilmiyor.

Uluslararası şirket kültürü buna müsaade etmiyor. Bana bugünü kurtaracak işleri değil geleceğin ne olacağını gösterin diye talepte bulunuyor.

İş hayatında beklenti bu iken, ayni topraklar üzerindeki ülke yönetimi ve siyasette ise çoğu zaman bakalım sabah ne gösterecek diye uykulara dalıp aslında fırsatları ve hayatı ıskalıyoruz çoğu zaman.

Tesadüflerin belirlediği hayatımızın tesadüflerle devam etmek zorunda olduğuna kendimizi inandırıyoruz.

Buna da kader diyoruz.

Olduğu kadar, olmadığı kader misali.

      xxx
Geleceğe yönelik plan hazırlamakta başarının reçetesi olduğunu düşündüğüm 3 duygu ve davranış ön plana çıktı.
25 yıla yaklaşmış olan iş tecrübeme rağmen, geçmişle ilgili bilgi ve tecrübe sahibi olmanın önemli olduğunu ama yeterli olmadığını yaşayarak gördüm.
Başarı için bilgi ve tecrübeyle beraber üç temel duygu ve davranış da çok önemli. Bunun yalnızca ticaret için değil, siyaset için de geçerli olduğunu düşünüyorum.
İnanç. Neyi ekibinle yapabileceğine olan inancınız gelecekle ilgili plan yaparken çok önemli. Bunu tabii ki çok da esnetmemek ve mümkün olduğunca gerçekçi ama zorlayıcı olmak lazım. İnanç olmazsa özgüvensizlik, korku ve eleştirilmeye kendini kapatmak hemen kendini belli ediyor.
Coşku. Tutku ve motivasyon çoğu zaman hedefe ulaştıran en önemli unsurdur. İmkansız gibi gözükeni yaptıran en önemli etkendir coşku. Coşkunun olmadığı yerde ilgi alaka, enerji ve sorumluluk hissi kaybolur.
Odaklanmak. Konsantrasyonun olmadığı yerde tutarsızlık ve hata çok olur. Odaklanmak inancı, özgüveni ve coşkuyu ateşler, harekete geçirir. Bunun için de sabırla denemek ve çalışmak lazım.
Ekibin içerisinde yeri geldiğinde odaklanması tam olup inancı veya coşkusu az olanlara da yer var.
Unutmayalım iyimserler (“optimistler”) uçağı, kötümserler (“pesimistler”) de paraşütü icat etmişler.
Her ikisi de bir kurum için çok önemli. İki grubun da görüşleri farklı şekilde sorgulanıp dinlenmesi gerekli.

Biri ileriye götürür, diğeri ileriye götürmese de felaketten tüm kurumu kurtarabilir.

İş planını hayata geçirebilmekteki maharet de bu iki grubu onlara çaktırmadan sağlıklı bir şekilde barındırabilmekten geçer.

Konuyu farklı bir yere atıfta bulunarak bağlayayım.
Türkiye ve Kuzey’deki parti içi siyasi çekişmelere iş planı hazırlama kriterlerinde sıraladıklarımın ışığında da değerlendirmekte fayda var.

Eksikliğin nerelerde olduğu kabak gibi ortada değil mi?