Kendi içinde demokrasiyi uygulayamayan bir partinin, bu ülkeyi demokrasinin kurallarına bağlı olarak yönetmesi artık beklenemez.
Gerçekten şaşırtıcı… İnsan kendi kendine önce “NEDEN” diye soruyor…
Nasıl bir dayatmadır, nasıl bir çıkar çatışmasıdır ki, kurultayı önde bitiren Faiz Sucuoğlu, kazanması neredeyse garantiyken, çekiliyor… Sabah ilk haberler geldiğinde, itiraz edeceğini falan sanmıştık. Baktık gayet uysal bir şekilde gitti ve adaylıktan çekildi… Kim yaptı, ne yaptı, nasıl yaptı da Sucuoğlu’nu çekilmeye zorladı, inanılmaz. Sonra bu Taçoy ısrarı nedir? Kimler illa da Taçoy’u partinin başında görmek ister ve neden?
Sonra şu birkaç ayda yaşananlara bakıp, nedenlerini tahmin edebiliyorsunuz. Bunlar öyle nedenler ki, kendi kendinize bile söylemeye çekinirsiniz.
Kurultayın ertelenmesi UBP’nin iç çekişmesi olarak görülmemelidir. Hiç de öyle değildir. Çok daha derin hesapları olanlar, UBP’nin en yüce ve demokratik olması gereken kurumuna, kurultayına müdahale etmiştir. Bence bu müdahalenin asıl kaynağı da KKTC’de adı konmamış güçlerdir…
Ülkeyi belirsiz bir süre daha başbakansız bırakmak kimin menfaatinedir?
Bu kriz ortamının daha da beter hale gelmesini kim ister? Sonuçta yapılan bu. Ve bunu yapanlar bilerek, isteyerek yapıyorlar.
Daha da dibe vuralım, kaos daha da büyüsün ve ‘asla kabul edilmez’ denilenleri bile kabul edebilir hale gelelim diye mi bütün bunlar? Aklıma başka bir şey gelmiyor…
UBP’nin düştüğü bu zavallı duruma üzülebilirsiniz. Ama benim derdim bu ülke, UBP değil. Onların gizli hesapları da değil. Görünmez güçlerin baskılarıyla yönetilen bir partinin bu ülkeye verebileceği bir şey yoktur.
Evet zordayız, ekonomi başta olmak üzere hayatın her alanında sorunlar artık baş edilemez duruma gelmiştir ama demokrasimiz, her şeyden önce korunması gerekenlerin başında gelir. Bunun şakası yoktur.
Hedef demokrasimize sahip çıkmaktır. Bütünleşme, örgütlenme bu hedef altında olmalıdır. Demokrasimiz bizim var oluşumuzdur; ya var olacağız ya da başımıza geleni çekip dünya tarihinden silineceğiz. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır.
“Kıbrıs Türkü’nün egemen eşitliği” diye bas bas bağıranların bugün onun temel taşı olan demokrasiye yönelik bu saldırıları, kitlesel mücadeleyi zorunlu hale getirmiştir. Anayasa, Siyasal Partiler Yasası, UBP Tüzüğü 19 kişi tarafından çiğnenmiştir. O 19 kişinin ülkenin başsız kalmasına karar verme yetkisi yoktur.
Bunca rezillik karşısında ne sivil toplumun ne de muhalefet partilerinin açıklama diplomasisiyle gün geçirme lüksü de yoktur.
Artık söz, ülkenin demokrasisine ve yönetimine sahip çıkması gereken muhalefettedir.
Hem rayından çıkarılmak istenen demokrasinin kurallarına sahip çıkıp, sistemi çalıştırmak; hem de kitlesel mücadeleyi başlatmak için.
Cesaret zamanıdır ve bedeli de neyse ödenecektir…
YERİN KULAĞI VAR
MÜDAHALENİN ARKASINDAKİ İSİM TATAR MI:
UBP’de kurultayın ertelenmesi kararının arkasında, Ersin Tatar’ın olduğu iddia ediliyor. Tatar’ın Türkiyeli yetkililere “genel başkan seçilirse hükümeti kurma görevini ona vermek zorundayım. Ancak hükümeti kursa bile bu kritik dönemde benimle uyumlu çalışacağına inanmıyorum” şeklinde uyarıda bulunduğu öne sürülüyor. Hatırlayacaksınız Tatar, başbakanlığı döneminde Ünal Üstel’le birlikte Sucuoğlu’nu da görevden almak istemiş ancak, başarılı olamamıştı…
YOK MU CESUR BİR VATAN EVLADI:
Daha düne kadar kendini başbakan olarak görüyordu. Hatta kimlerin bakan olacağını, atanacak bürokratları bile kafasında oluşturduğunu söylerken, ne oldu da aniden adaylıktan çekildi. Sucuoğlu’nu anlarım da Hasan Taçoy niye çekildi? Bu iki isim çıkıp bu sorulara cevap vermek zorunda. Bize değil belki ama, kurultaya katılan binlerce UBP üyesine boyunlarının borcudur. Hepsini geçtim de UBP’de bu rezaleti anlatacak bir cesur yürek de mi yok. Bu müdahale ile sadece UBP’liler değil, Kıbrıs Türkü’nün de onurunu, kimliğini, geleceğini harcıyorlar…
YAZIKLAR OLSUN:
Parti içinde tartışmalar çıkmış, örgütler kaynamış, hepsi hikaye. Hele gerekçesi çok komik, parti içinde bölünmeler olmasınmış. Ama bir baktık ki, arkasından gittikleri aday kuzu kuzu gidip imzayı attı. Ben Faiz Sucuoğlu’ndan onurlu bir dik duruş beklerdim. Böyle kolayca teslim olacağını sanmazdım. Yazıklar olsun…
TÜZÜK ÖYLE DEMİYOR:
UBP Tüzüğü’nün 28. maddesine göre, kurultayda en çok oy alan iki aday ikinci turda yarışır. O iki aday çekildiğine göre, geriye kalan adaylardan en çok oy alan ikisi yarışmalıdır. Bu bir mütalaa. Ama başsız UBP’nin teslimiyetçileri için bunu da çiğnemek işten bile değil…
TÖRE İMKANSIZ:
Zorlu Töre, Olağanüstü Kurultay’da divan başkanlığı yaptı. Görevi, Tüzüğün 24. Maddesine göre Kurultay’ı en iyi şekilde yönetip, bitirmekti. Kurultay yarım kalmadı, bir şekilde bitirildi. O andan itibaren, Zorlu Töre’nin herhangi bir yetkisi söz konusu değil. Bunu bilmek için de illa da hukukçu olmaya gerek yok.
TEK ÇARE ERKEN SEÇİM:
Dünya kadar sorun var, aman bir seçim daha yaşamayalım diyecek aşamayı çoktan geçtik. Ülke UBP’nin elinde daha fazla esir edilmemelidir. Birkaç ay daha seçim ortamı yaşanır, zarar birkaç ayla atlatılır. Aksi taktirde görünen o ki, UBP’nin olağan kurultayına kadar bu ülke gayrı meşru bir yönetimle çok daha kötü gelişmelere mahkum olacaktır…
FOTO GÜNDEM: Bu gördüğünüz UBP’nin düştüğü zavallılığın fotoğrafıdır…
































