Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

TARİHİ SİLERKEN…

Masum Millet gazetesini çıkararak İngiliz’e karşı Kıbrıs Türk toplumunun haklarını elde etmek için hayatı boyunca mücadele veren Con Rifat, öldüğünde naaşının denize atılmasını istemişti.

Bu vasiyeti sonradan değişti mi bilinmez ama bazı kaynaklar göre Con Rifat 1956 yılında öldüğünde Hala Sultan yakınındaki Türk mezarlığına gömülmüştü.

O mezarlığın günümüzde ne halde olduğunu, Con Rifat’ın mezarı aranırsa bulunup bulunamayacağı bilinmiyor.

Con Rifat Lefkoşa doğumluydu (1878) ancak evi Girne’deydi ve orada ikamet etmekteydi.

İngiliz döneminde doğup büyümüş, o dönem içinde gözlerini hayata yummuştu.

Osmanlı dönemi ile İngiliz dönemini gören nesiller de olmuştur, Girne Kapısı’nın bekçisi Horoz Ali gibi.

Osmanlı’nın son yıllarını, İngiliz dönemini ve Kıbrıs Cumhuriyeti ile daha sonraki 10 yılı gören insanlar da vardı, Aynalı gibi.

Kıbrıs İngilizlerin elinde 82 yıl kalmıştı.

Bu süre içerisinde doğup büyüyenler, adada başka bir yönetim görmemişlerdi…

Ancak konumuz bu değil.

Mezarlıklar, bir toprak parçası üzerinde yaşayan toplulukların tarihsel ve kültürel izlerini taşıyan en önemli yerlerdendir.

Bunların şu veya bu nedenle ortadan kaldırılması tarihe ve kültüre yapılan cinayettir ki bu cinayetlere tevessül eden topluluklardan bir tanesiyiz!

Avrupalılar mezarlık alanlarını gözü gibi korumaktadırlar.

Ortaçağ’dan kalan hatta bundan da geriye giden kimi mezarlıkların günümüze kadar korunduğu biliniyor.

Kıbrıs Cumhuriyeti yeni kurulduğunda Girne Kapsı’ ndaki mezarlığın yıkılmasına başlanmıştı.

Geniş bir alanda yer alan mezarlık alanına Lefkoşa Türk Lisesi ile Lefkoşa Kız Lisesi binaları yapılacaktı.

Tam bir katliam olmuştu.

O mezarlıkta 1571’de fetih sırasında ölen kimi Osmanlı komutanlarının mezarları olduğu da söylenir.

Lefkoşalıların çok yakından tanıdığı ailelerin atalarının ebedi mekanları da o mezarlıktaydı.

Con Rifat gibi tarihi bir kişiliğin mezarının adanın fiili durumu nedeniyle ulaşılamaz olması bir yana, Kıbrıs Türklerinin mezarlıklara önem vermediği, gün gele bu yerleri kendi elleriyle yok ettiği bilinen bir gerçekliktir ve bu gerçeklik içinde Con Rifat’a yanmak abartılı görülebilir!

Girne Kapısı mezarlığı kaldırıldığında kimi ailelerin ölülerini Küçük Kaymaklı mezarlığına geçirdikleri söylenir ki, bunun kanıtları vardır.

Daha önce izine rastladığımız ve uzun uzadıya yazdığımız “düğünonarıcı” Seriye Hanım gibi.

Seriye Hanım öldüğünde Girne Kapısı mezarlığına gömülmüş, daha sonra Küçük Kaymaklı mezarlığına nakledildiği anlaşılmıştı.

Gün gelmiş, Mağusa yolu genişletileceğinde Küçük Kaymaklı mezarlığının anayola bakan kısmından mezarların kaldırılacağı, bu nedenle isteyen ailelerin ölülerini Lefkoşa mezarlığına taşıyabilecekleri duyurulmuştu.

Bu çerçevede Seriye Hanım’ın Lefkoşa mezarlığa taşındığı başına dikilen bir taştan anlaşılmıştı; bu onun üçüncü ve son yeri olacaktı. (Eğer Lefkoşa mezarlığı da gün gele Girne Kapısı mezarlığının kaderine uğramazsa.)

Neticede, Küçük Kaymaklı mezarlığı toptan ortadan kaldırılmasa da bir savaş kalıntısına dönüşmüş, birçok mezar çökmüş, birçok mezarın kime ait olduğu anlaşılmaz duruma gelmiş, kısaca, bir tarih de böylece göçüp gitmiştir.

Adına türkü yakılan Arap Ali Leymosun’daki Türk mezarlığındadır.

Tarihe adını geçirmiş nice insanlardan geriye kalan birkaç karışlık toprak hem bu Kıbrıs belası yüzünden, hem de umursamazlıktan ve kendi kendine sahip çıkamamaktan silinip gitmiştir…