Sayın Başbakan akaryakıta kendi dönemlerinde yaptıkları zammın sadece 15 kuruş olduğunu söylüyor. Peki bu halk için ne ifade eder? Sadece hayatı ucuzlatma adına herhangi bir önlem alınmadığını, UBP’nin devamı bir yönetimle yokuş aşağı freewheel gitmeye devam ettiğimizi. Ben artık anlamıyorum, dinlemiyorum kardeşim, ne dövize endeksleme işini, ne de “çare yok” lafazanlıklarını…
CTP-DP dönemi 3 aylık. Üç ayda 15 kuruş artış olmuş. Üç ayda 15 kuruş zam yapan hükümetin bir yılda ne yapacağını varın siz düşünün… Ya bir yılda ne olmuş? Allah’tan Havadis total rakamı yayınladı da herkes gördü. Bir yılda bir depo kurşunsuz benzinin artış oranı, Başbakan’ın dediğinden, kuruş kuruş artarak, yüzde 19,2 olmuş…
Tabii hükümetler değişiyor da halk için değişen bir şey var mı? Yok. Hayatı ucuzlatmanın yolu var aslında. Devletin kendisinin tasarrufa gidip, akaryakıt üstündeki dolaylı vergilerden hiç olmazsa bir kısmından vazgeçmesi mümkün. Ne gezer… Bunu düşünen, daha açık ifadeyle gerçekten halkı düşünen ne yazık ki yok. Yani şimdi bunun Ersin Tatar’ın yönetiminden ne farkı var. Onun da tek derdi, bütçe açıklarını kapatmaktı. Ötesi onu ilgilendirmezdi. İşte o tutum aynen devam ediyor. Hükümete gelene kadar akla gelen her konuda eleştiri, koltuklara oturduktan sonra da hep şikayet, hep şikayet…
Normal bir vatandaş düşünün, ekonomik bir arabası olsun. Aylık harcaması en azından 60 lira civarında artmış durumdadır. Bu sadece akaryakıt. Ya elektrik, ya bir günde yüzde 12,5 zamlanan tüp gaz, ya buna bağlı diğerleri…
Bir de Sayın Başbakan, bizdeki akaryakıt fiyatlarını Güney’le kıyaslıyor. Peki o zaman ben de bir kıyaslama yapayım. Sayın Başbakan her türlü ekonomik zorluğa rağmen şu anda Güney’deki asgari ücreti biliyor mu? Ben söyleyeyim; orada resmi asgari ücret yok, toplu sözleşmelerle belirleniyor. 2012’de en düşük ücret ise 1100 Euro olarak tespit edilmiş. Yani bizim parayla yaklaşık 3100 TL. Ya bizde, 1415 TL. Böyle bir kıyaslama yapılabilir mi..?
Yıl sonu geliyor, akaryakıt, tüp gaz, elektrik derken, dolaylı vergilerin de günü yaklaşıyor. Şimdinin iktidar milletvekillerinin geçmişte bu dolaylı vergiler için Meclis kürsüsünden söyledikleri daha kulaklarımdadır. Aldığımız duyumlar, zam hazırlıklarının başladığı yönünde. Nedir o dolaylı vergiler? Harçlar tabii. Ehliyet, seyrüsefer, kimlik, pasaport. Adettendir, yıl sonu geldi mi, memuruna 13. maaş veren hükümet, bunu tüm vatandaştan misliyle çıkartmak için bu harçlara zam yapar. O pasaportu, o seyrüseferi, diğerlerini de sadece memur çıkartmaz ki. Ama çare yok, memurun artışının, 13. maaşının yükünü onlar da paylaşırlar. Ondan sonra da birileri çıkar adaletten bahseder, yaşam koşullarının iyileştirilmesinden, refahtan söz eder. Mesela Serdar Denktaş, iş oy toplamaya geldiğinde, “Çalışanın maaşına zam yapamayız belki ama, hayatı ucuzlatacağız” da der.
Boş versenize…
YERİN KULAĞI VAR
REDDETMEKLE OLMUYOR: Vatandaş, sendikalar, sivil toplum örgütleri, tüm ülke son zamları protesto ediyor. Ancak sadece reddetmekle olmuyor artık. Her zaman reddediyoruz, kınıyoruz, siyah çelenk koyuyoruz. Bir şey değiştiği yok. Hani bıçak kemiğe dayandı derler ya, bizde artık kemiği kesiyor. Ama hala daha, sadece kınıyor ve reddediyoruz…
VATANDAŞIN SABRI KALMADI: CTP-DP koalisyon hükümeti bir yerlerde hata yapıyor sanırım. Üç aydan fazladır iktidarda olan ortaklara karşı tepkiler her geçen gün daha da büyüyor. Hani bunlar bizi daha güzel günlere taşıyacaktı, bir türlü bu sözlerini yerine getiremiyorlar. İktidarları süresince tek yaptıkları zam ve yandaş atamaları. Oyunu verip hizmet bekleyen vatandaşın sabrı taşmak üzere…
BU DAHA BAŞLANGIÇ: Başbakan Bakanlar Kurulu öncesi konuşmasında, Türkiye’deki olayların KKTC’ye de yansıyacağını söylemiş. İlk anda, temiz eler operasyonu mu dedim. Meğer değilmiş. Bunu “Yeni zamlar var mı” sorusuna karşılık söylemiş ve dünya borsaları ve dövizin artması ve düşmesi sonucunda gel gitlerin olabileceğini söylemiş. Hazırlanın yeni zamlar yolda.
GÖSTERMELİK:
KTAMS yarın grev yapıyor. Neden yalnız KTAMS bunu anlamak zor. Sırf dostlar alış verişte görsün diye mi yapılıyor? Eğer niyet ses getirmek, sonuç almak olsaydı, kitleleri sokağa dökecek ortak eylemler planlanırdı. Haberi dün rastladıklarıma sordum, memur da dahil, hiç kimsenin umuru bile olmadı. “Gitsinler kardeşim, bunlar halkı sokağa dökemez artık, kimse peşlerine takılmaz, zaten niyetleri de o değil” sözlerini duydum…
BİZİM İHTİYACIMIZ YOK MU: Türkiye’deki büyük operasyonu tabiri caizse donmuş bir şekilde izliyoruz. Devletin nasıl soyulduğunu, devletin kurumlarını yönetmeye gelenlerin neleri yönettiğini. Aslında düşündüm de, bizler burada seçimlere giderken hep bu tür soruşturmaları başlatacak, hırsızlıkları, yasa dışılıkları, kirli ilişkileri açığa çıkaracak insanları seçelim deriz. Ve sonra da bekleriz, bekleriz, bekleriz. Bir dönem biter, ama geride aydınlanmış tek bir dosya bile bırakılmaz. Toplum hafızasında artık ne kalırsa. Yapanın da yanına kalır gider…
ARTIK HAYAL OLDU: DP Genel Sekreteri Bengü Şonya, ocak ayında yapılacak kurultayda başkanlık için aday olabileceğini söylemiş. O güne kadar şimdiki koltuğunu korumayı başarsın da, genel başkanlık şurada dursun. Partide yaşanan son rezaletin ardından hala daha kendisine güvenip oy verecek birkaç delege varsaydı, onları da kaybettiğinden haberi yok sanırım…
SANER’İN PİŞKİNLİĞİ: Ersan Saner, hükümeti eleştiriyor ve Ercan’da bir özel şirketin hangarını taşıyamamakla suçluyor. Hangar taşınmayınca da Taşyapı’nın sözde projeleri hayat bulamıyor. Daha önce de yazdık, e kardeşim sen bu ihaleye çıkarken, şartnameyi imzalarken, parayı alırken buna çare bulmadın da, şimdi bu hükümeti mi suçluyorsun. Olamaz böyle bir pişkinlik.
ZİRVEDEKİLER
Ferdi Sabit Soyer: “Anastasiadis, görüşmelerin sağlıklı sürmesi için ben bir belge istiyorum tezini öne sürdü. Bu belge üzerinde 3 aydır tartışmalar sürüyor. Ortaya çıkacak bir A4 kağıttır. Bütün kıyamet A4 boyutta bir kağıt için koptu. Güney Kıbrıs’taki egemen zihniyetin bunu neden savunduğu ve sorunu neden gerginliğe götürdüğü üzerinde de kafa yormalıyız”…
DİPTEKİLER
Özkan Yorgancıoğlu: Başbakan Özkan Yorgancıoğlu Bakanlar Kurulu’nun Girişinde yaptığı açıklamada, tüp gaz fiyatlarının 3 firma tarafından, akaryakıt fiyatlarının ise uluslararası piyasalara göre belirlendiğini belirterek, zamları devletin yapmadığını söylemiş. Elektrik zammını da Kıb-Tek yaptığına göre, siz o koltuklarda niye oturuyorsunuz Sayın Başbakan..?
































