Genel seçimlerin siyasi partilerde başlattığı deprem devam ediyor. Meydana gelen kayıpları giderme adına alelacele yapılan düzenlemeler, taşların yerine oturmasını sağlayamadı. Başkanını seçimde kurban veren UBP, yenisini getirmesine rağmen, hala kendine gelmiş değil…
Nedenlerden biri Hüseyin Özgürgün’ün bizzat kendisi. Geçmişte olduğu gibi, bir kez daha, hasbelkader suyun başında durduğu için başkanlığa getirilen Özgürgün, ne partililerin ne de parti üzerinde emelleri olan başkalarının taleplerini tatmin edemedi. Zamanının çoğunu yurt dışında geçiriyor olması başlı başına bir handikaptı. Seçimler öncesinde, kurultaylardan başlamak üzere darmadağın olan örgütler, liderlik, ciddiyet, toparlanma ihtiyacında. UBP’den ayrılanların çabasıyla, hala daha partiden kopmalar devam ediyor. Herkes adamcı olmuş, iki kişi bir araya gelemiyor. Hepsinden önemlisi, geçen 4 yılda yapılan hataların bir bir sıraya dizilmesi, yeni politikalar belirlenmesi gerekiyordu. Tüm bunlar için ekipler oluşturulmalı, hem masa başında, hem bölgelerde sıkı bir çalışma yapılmalıydı. Özgürgün vasatın altında bir performansla bu organizasyonları yapamadı. Partiyi arkasından sürükleyecek bir imaj yaratamadı…
İkinci neden, UBP üzerinden beklentisi olanların faaliyetleriydi. “Seçimler geçti, bitti, artık toparlanma zamanı” deseler de önümüzdeki yıl yapılacak olan yerel seçimler ve en önemlisi ardından gelecek Cumhurbaşkanlığı seçimleri yeni istikrarsızlıklara gebe. Parti içi dengelerin yeniden şekillendirmek isteyenler boş durmuyor…
UBP’nin önündeki öncelik şu anda iyi bir muhalefet yapmak değil. Önlerinde UG’cilerin geri dönüşleri, belki sağda birlik ve Eroğlu’nun yeniden aday gösterilmesi konuları var. Planlamayı yapanlar açısından da, bunlar riske atılacak hedefler değil. Onun için de, itaati sağlam, garantili, hata yapmayacak bir yönetime ihtiyaç var. Özgürgün her ne kadar “aykırı” bir duruş sergilemese de, bu hedefleri başarıya ulaştıracağı güvencesi de vermiş değil…
Şu günlerde Sunat Atun’un bir genel sekreterin olması gerekenden fazla aktif görünmesi bir işaret olabilir. Kıbrıs konusu olsun, sendikaların taleplerine yanıt olsun, elektrikten, dövize tüm konularda günü gününe konuşuyor, öyle veya böyle bir görüş ortaya koyuyor. Saray’la da, UBP’nin dıştaki kanadıyla da ilişkileri sağlam. Tabii bir de Özgürgün’le aralarının limoni olduğu, açıktan bir yarış içinde oldukları haberleri geliyor…
Atun’un çıkışlarına bakarak hemen sonuca ulaşmak doğru değil. Zira pusuda bekleyen başkaları da var. Kim olduklarını anlamak için Meclis oturumlarında kürsüyü kullananlara bakmak yeter. Ellerinde mavi boncuk, her tarafa gülücükler atmaktalar. Ancak Özgürgün’e karşı bir hareketin başlaması an meselesi. Attığı her adım birçok çevre tarafından aleyhine değerlendirilip, gerek medya yoluyla, gerekse başka yollarla yayılıyor. Ya rengini belli edecek ve güçlü bir tutum ortaya koyacak, ya da tasfiye edilecek…
YERİN KULAĞI VAR
O BİR MARKAYDI: Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dün ölümünün 2. yıl dönümünde hala yapılamayan mezarı başında anıldı. Herkes konuştu, yazdı. Bence onu en güzel anlatan ifade, Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasındaydı; “Rauf Denktaş dünya ölçeğinde takdir edilen liderlik ve devlet adamlığı vasıflarıyla kalplerimizdeki müstesna yerini her zaman koruyacaktır”… Gerçekten de Denktaş, Kıbrıs Türkü’nün dünyada marka olmuş tek simgesidir. Haritada Kıbrıs’ın yerini gösteremeyen biri bile, Denktaş’ın adını mutlaka duymuştur. Görüşlerini paylaşmayanlar dahi, onun mücadeleci kişiliğine saygı duymuştur. Bu da dünyada çok az kişinin sahip olduğu bir vasıftır…
SİYASİ MESAJ MI:
BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Downer’ın adaya yapacağı ziyareti ertelemesinin nedeni bilinmezken, siyasi gözlemciler bu erteleme ile ilgili olarak, “Her iki tarafa da siyasi bir mesaj verildi” değerlendirmesinde bulundular. Özellikle Güney’de “istenmeyen adam” noktasına gelen Downer’ın, her iki tarafa da “oyun oynamaktan vazgeçin” mesajını verdiği iddia ediliyor…
DÖN DOLAŞ AYNI NOKTA:
Kıbrıs konusundaki müzakerelerle ilgili olarak Dışişleri Bakanı Özdil Nami “Taraflar arasında ciddi yakınlaşmalar var, ortadaki küçük ifade farklılıkları bulunuyor” derken, geleneksel anlamda farklı bakış açısına sahip Beşparmak Grubu, egemenlik konusunun bu şekilde küçümsenemeyeceğini savunan bir açıklama yaptı. Ortam, Rauf Denktaş-Talat arasındaki fikir ayrılığı noktasına döndü. Aradan geçen bunca gelişmeye karşın Kıbrıs Türk tarafının hala ortak bir noktada buluşamaması da Rum’un oyalama taktiğine güç vermekten başka bir şeye yaramıyor…
DP’Yİ BİTİRECEKLER:
DPUG kurultayına sayılı günler kala, parti içi huzursuzluklar had safhaya çıktı. Yıllarını DP’ye adamış ve halen etkin görevlerde bulunanlar dahi, UG kanadının DP’yi ele geçirme planlarına göz yuman Serdar Denktaş’a veryansın ediyorlar. Hatta birçoğu, “Yaşananları gördükten sonra, pek şansı yok ama, keşke Bengü Şonya kazansa” deme noktasına geldi…
HAVANDA SU DÖVMEK:
Maliye Bakanlığı İle 6 Sendika, bugün Maliye Bakanı ile protokolü görüşmek için bir araya gelecekler. Aslında her yıl yaşananların bir benzeri daha yaşanacak. Sendikalar isteyecek, bakanlık vermeyecek. Birkaç göstermelik eylem ve protesto, ardından hükümetin haftalar önce açıkladığı artışlar verilecek ve herkes de bunu kabul edecek. Yeni bütçede, kimin ne alacağı, ne artış verileceği zaten belli. Sendikaların yaptığı havanda su dövmekten öteye gitmeyecek…
BİR TANE DE BİZ YAPALIM: Rum kilisesi yağmur duası yapmış. Kuraklık hepimizin sorunu. Acaba diyorum, bir tane de biz mi yapsak… Mesela Din İşleri Dairesi organizasyonunda… İlginç olur. Hele de yağmur gelirse… Dünya basınına konu oluruz. Belki siyasetin başaramadığını, ruhani güçler başarır… Ne günlere kaldık…
AKANSOY ZEHİR ZEMBEREK: Hükümetin Türkiye ile ekonomik paket konusunda imzaladığı Mutabakat Zaptı’nı değerlendiren CTP milletvekili Asım Akansoy, mevcut politikaları özetle ilkesizlik, Kıbrıs Türk halkının siyasi iradesinin itibarsızlaştırılması, demokrasi kültürünün zayıflatılması, “eğil da gulle geçsin” oportünizminden çıkılamaması olarak değerlendiriyor ve bundan kurtulunmadığı sürece toplumu yeni tehlikelerin beklediğini söylüyor. Anlaşılan CTP’de de çalkantının devam ediyor…
DÜZELTELİM: Dün, yanlış bir anlama sonunda, Eğitim Bakanlığı’na bakan Arabacıopğlu’nın “yeğenini müsteşar” olarak atadığını yazdık. Düzeltelim. Arabacıoğlu, kardeşinin kızı olan Fatoş Anıl’ı Özel Kalem Müdürü olarak atadı. Kaşif kızını atar da, Arabacıoğlu kardeşi kızını atamaz mı? Ne de olsa devlet sizin malınız…
ZİRVEDEKİLER
“Van Üşüyor LAÜ Seni Düşünüyor”: Lefke Avrupa Üniversitesi öğrencileri, Van depremzedelerine yönelik başlattıkları yardım kampanyasında toplanan gıda, giyecek ve para yardımını 3 gün boyunca Van’ın çeşitli bölgelerinde dağıttılar. 2011’de meydana gelen depremden bu yana hala zor durumda olan depremzedelerin büyük bir bölümü konteynerlerde yaşam sürdürüyor.
DİPTEKİLER
Hasan Yılmazışık: KKTC İnsan Hakları Derneği Başkanı Yılmazışık, “KKTC’nin kullanmakta olduğu TL resmi para olarak kabul edilecekse, bu paranın değer kaybı Türkiye Hükümeti tarafından KKTC’ye karşılanmalıdır. Aksi halde KKTC’nin ekonomik selameti için kendi parasını basması için derneğimiz hükümeti uyarmaktadır…” diye buyurmuş. Hiçbir bilimsel veya ekonomik temele dayanmayan, iş ola yapılmış bir açıklama…

Adaya gelmesi ve dün liderlerle görüşmesi beklenen BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer perşembe günü geliyor. Downer’ın her iki lidere de tepki sonucu bu tavrı gösterdiği belirlendi
































