Köşe Yazarları

UBP Nereye Koşuyor..?


Aslında başlık UBP değil de, Hüseyin Özgürgün nereye koşuyor demek daha doğru olurdu sanırım. Ama partinin Genel başkanı olarak söyledikleri, tavırları sadece kendini değil, partisini de bağlıyor…

Sessiz, sakin ve büyüklerine karşı herzaman saygıda kusur etmeyen birisi olarak tanıdığımız Özgürgün, seçimlerden sonra siyasi duruşunda yüzseksen derecelik bir dönüş yaşadı. Belli ki seçimlerden diğer partilere açık ara fark atarak zafer kazanan Özgürgün, belli ki bu sonuçlara rağmen ikitdar değil de muhalefet olmayı içine sindirememiş…

Zaten son açıklamaları da bu “hazımsızlığını” ortaya koyuyor. Örneğin son katıldığı bir tv programında sarf ettiği;  “UBP birinci parti çıktı, bunu dikkate almadan hükümet olması mümkün ama ilerlemesi sıkıntılı. İstekli  dahi olunsa, 4’lü koalisyon zor. Hükümeti kurdun, şikayet etme şansın yok. Şimdi isyan ediyorlar. Ben size fırsat verdim ve konuşmadım, belki düzelir dedim ancak görünen o ki daha da kötüye gidiyorlar” sözleri de bunun en somut örneği…

Erken seçimlerin hemen öncesinde hakkında çıkan banka hesaplarıyla ilgili doyurucu tek söz söylemeyen Özgürgün, bu açıklamalarıyla sadece kendini değil, partisini de zora sokuyor…

Ne diyor Özgürgün; “Bir de çıkmışlar Hüseyin Özgürgün’ü yargılayacaklarmış. Ben sana yargıla diyorum, eleştir, ne istiyorsan yap diyorum, ama hala beni yargılayacaklarını söylüyorlar. Asıl ben onları yargılayacağım…”

Banka hesapları ve para akışlarıyla ilgili belgeler basında günlerce yer aldı. Bu konuda bırakın bizleri, kendi partililerini bile tatmin edecek, iddiları boşa çıkaracakbir açıklama yapmadı veya yapamadı…

Ve en son olarak da, kendine 2020 yılını hedef koyarak, 2020 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde partisinin adayı olacağını ima etti. Partinin böyle bir kararı var mı, yok. Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanırsam, zaten partili olamam, kaybedersem de başarısızlık olarak görür siyaseti noktalarım. Girdiğim hiçbir seçimi kaybetmedim, seçim kaybetmeden bırakmak isterim” diyor. Önümüzde daha iki yıl var. Bu açıklamalarıyla sadece kendini değil, partisini de bağlıyor…

Önünde bir kurultay var ve bugüne kadar konuşmayanlar, kurultayda aday olacaklar bunların hesabını mutlaka soracaklardır. Siz bakmayın, “Özgürgün bizim başkanımızdır, kimseye yedirmeyiz” laflarına. UBP içinde birçokları, 21 vekile rağmen iktidar değil de muhalefet olmalarının nedeninin Özgürgün olduğunu biliyor ve günü gelince konuşacaklar…

Belli ki kurultay sancısını daha şimdiden duymaya başlamış. Tabanına ve rakiplerine, “bakın 2020’de siyaseti bırakacağım. Son kez beni seçin”diye mesaj veriyor. Diğer muhtemel adayların kurultayı gündeme taşımalarından rahatsızlık duyduğunu; “Birilerinin parti içinde kurultayı konuşması doğru değil, bunu taban da kabul etmez” sözleriyle de açık açık dile getiriyor…Ve kurultay öncesi katıldığı tv programında, “70-75 yaşına kadar siyaset yapma niyetim yok” sözü, adrese teslim bir sözdü ve eminim adres bu mesajı almıştır…

Ve son olarak Cumhurbaşkanı Akıncı ile yaşadığı kriz. “Akıncı’nın boğazına kadar siyasete battığını, makamına saygısının olduğunu ancak kendisine saygısının olmadığını söyledi. Özgürgün, siyasi partilerin davet edildiği yemeğe katılamayacağını duyurarak, Rumların tavrının net olduğunu, şimdi de yemeğin ortaya çıktığını söyledi ve ekledi: “Sosyal içerikli bir yemek yiyeceksen ye, bize ne?” sözleri ne siyasi ahlaka, ne de yıllarca bu ülkeyi yönetmiş UBP gibi bir partinin başkanına yakışmıyor.

Dedim ya, siyasi hırsı ve emelleri sadece kendisini değil, partisini de zora sokuyor. Taban ve vekiller Özgürgün’ün bu davranışlarına onay veriyor mu bilmiyoruz. Öğrenmek için kurultay sonucunu  bekleyeceğiz…

 

YERİN KULAĞI VAR

UMUDU OLAN VAR MI:

Dokuz buçuk aylık aradan sonra iki lider bu akşam “sosyal içerikli yemekte” biraraya geliyor. Herkes yemekle ilgili birşeyler yazıp çiziyor. Yıllardır bu tür buluşmaları, Kıbrıs sorununa çözüm için bir adım olarak gördük ama, 50 yıldır da hiçbirşey olmayacağını yaşayarak gördük. Bu kez de farklı birşey olmasını beklemek fazla saflık olur. Yine her iki topluma umut dolu sözler söyleyecekler ama, sonuç yine hüsran olacak. Tarafların duruşları bu kadar net ortada dururken, bu tür görüşme ve buluşmaların çözüm odaklı sonuçlar doğuracağına şahsen kimse inanmıyor artık..

ZOR DOSTUM ZOR:

150 Kıbrıslı Türk ve Rum, liderler buluşması öncesi iki lidere çağrı yaparak, “Guterres Çerçevesi’ni ve Genel Sekreter’in gayrı resmi belgesini, olduğu ve Genel Sekreter’in yorumladığı gibi kabul ettiklerini, Güvenlik ve Garantiler için Uluslararası konferansa hazır olduğunuzu açıklayın” çağrısı yaptı. Kusura bakmasınlar ama, Annan planını reddeden, son olarak Türk tarafının garantiler konusunda bile açılım yaptığı Cenevre görüşmelerinde masayı terk eden rum liderin bu çağrıya kulak vermesini beklemek fazla iyimserlik olmaz mı…

İKİ YANLIŞ BİR DOĞRU ETMEZ:

akıncıUBP’nin Cumhurbaşkanının davetlerine katılmayacağını bana göre yanlış olan açıklamasının ardından Akıncı’nın, “bundan sonraki görüşmelere UBP’yi davet etmeyeceğim” açıklaması da ayni derecede yanlış. Özgürgün’le şahsi kavgasını, her ne kadar haklı olsa da, devlet meselesi haline getirmesi doğru olmadı. Aksine, katılmayacağını bilse bile davetini yine yapmalı. O makama yakışan budur…Unutmayın ki, iki yanlış bir doğru etmez…

BAŞBAKAN NOKTAYI KOYDU:

Başbakan Erhürman,Türkiye’den kablo elektirik gelmesi tartışmalarına,  “elektrik fiyatının daha ucuz olacağının garantiye alınacağını” söyleyerek son noktayı koydu. Suyun gelmesinin ardında elektriğin de gündem gelmesi ülkede çeşitli örgütlerce tartışılmış, kimleri buna olumlu bakarken, kimileri de bunun daha fazla “bağımlılık” getireceği nedeniyle karşı çıkmıştı. Erhürman bu açıklamasıyla da bu tartışmalara son noktayı koyarak, kablo ile elektirik gelmesine yeşil ışık yakmış oldu…

O ZAMAN:

Atlasglobal, “finansal krizde değiliz. Kıbrıs’ı kapatma planımız yok. T&T’ye 1 milyon euro’yu aşkın borç iddiaları gerçeği yansıtmıyor” derken T&T Airport müdürü, “Atalasın borçlarına ilişkin rakamsal beyanda bulunmadıklarını” söyleyerek, “zamanında öderlerse biz de mutlu olacağız” demeyi de ihmal etmedi. Bakan dahil Atlas’ın mali sıkıntı içnde olduğunu söylerken tarafların bu açıklamaları kafalarda soru işaretleri yarttı…

YİNE İKİYE KATLADIK:

Politis gazetesinin haberine göre Kıbrıslı Rumlar, 2018 yılının ilk 3 ayında, kredi kartlarıyla KKTC’de 2,4 milyon Euro, Türkiye’de de 790 bin Euro harcarken, bizler ayni dönemde 5,2 milyon Euro’luk harcama yapmışız. Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yılda harcama konusunda komşuyu ikiye katlamayı başardık…

 

ZİRVEDEKİLER

Ferdi sabit Soyer: “Kıbrıs Cumhuriyet sözcüsü,  Suriye saldırısında Kıbrıs FIR hattı ve hava sahası kullanılmadı dedi Peki Afrodit’in adasındaki Ingiliz Üsleri Venüs’te mi ki kalkan ucaklar diklemesine uzaya çıkıp oradan dalışa geçip Suriye ye füze attı. Güldürme, bırak Acınacak halimizle kalalım…”

DİPTEKİLER

Yaşasın Seçim: 28 belediyenin hiçbirini ayırmıyorum, üçbuçuk yıl yan gelip yattıktan sonra seçime beş kala memleketin her yanını delik deşik edip seçmene “iş yaptığını” gösteren tüm belediyeler, keşke üçbucuk yıl yaptığınız gibi bizi rahat bıraksaydınız inanın daha mutlu olurduk…

 

Foto Gündem

Otuz yıldır limanda büfeleri olan ve son 18 yıldır babasından büfeyi devralan Dallas Büfe’nin işletmecisi isyan etti
Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı