Bugün de UBP ile DP’nin seçim manifestolarına baktık…
UBP’de en dikkat çeken vaat “yeni Anayasa” maddesi ki, detayı yok. Ben buna sevineceğime, endişe ettim desem yalan olmaz…
Öne çıkarttığı projelerin bir çoğu Türkiye’nin finanse edeceği, hatta daha önceden öngördüğü ve kaynak ayırdığı projeler…
Özgürgün sunumunda, bildirgelerinin “popülizmden uzak, gerçekçi verilere dayalı, kaynağı belli, uygulanabilir projeler olduğunu” kendisi de söyledi zaten.
Örneğin, elektrikte işbirliği, yeni hastane inşası, yollar, MOBESE’ler, kişi başına düşen yıllık gelirin 25 bin dolara çıkması, 4,5 G internet ve daha benzerleri…
Bunların ilanı da, reklamı da Türkiye’nin ilgili bakanları tarafından yapıldı zaten..
Bir de, bölgeleri sevindirecek somut icraatlar eklemişler. Bölge isimleri verilerek yollar, okullar vaadedilmiş…
Geleneksel Tiyatro binası unutulmamış. Bina yapılmaz ama, bir hükümet programında ya da bir seçim propaganda metninde mutlaka yeralır. Yine yeralmış…
Oysa benim beklediğim, yapısal dönüşümü gerçekleştirme hedefinden bahsetmeleriydi.
Oraya yol, buraya okul, şuraya hastane demek yerine, eğitimde, sağlıkta, ulaşımda genel yapılanma hedeflerinden bahsetmeliydiler. Oraya yol, buraya hastane, şuraya okul yapmakla ne ulaşım, ne eğitim ne de sağlık sorunları çözülemez. Bu açık… Yan bir genel politika yok, eklektik…
Bu ülkenin kökten bir değişime, dönüşüme ihtiyacı var. Bunun da yol haritası zaten imzaladıkları 2016-2018 Ekonomik Protokolunda mevcut.
Hani şu “biz yaparız, bizden başkası yapamaz” deyip de imzaladıkları, ama kaynağın sadece yüzde 25’ini kullandıkları yapısal dönüşüm…
Orada bahsedilen reformlar gerçekleşseydi, ya da en azından gayret gösterip, projelerine başlansaydı, bu kadar ayakları havada vaadler vermek zorunda kalmazlar, “başladık, bitiriyoruz” diyebilirlerdi. Hatırlatalım, reformlar için ayrılan Reform Destek Ödeneği 540 milyon lira, olduğu gibi duruyor.
Her neyse; UBP bizlere kısaca “yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır” demeye getiriyor. Memnunsanız, oy vereceksiniz…
Gelelim DP’ye…
Çok dikkat çekici bir girişi var… “Siyasetin ve siyasetçinin bölgeciliğe dayalı partizanlık ve bireye hoş görünme çabalarıyla dibe vuracak kadar itibarsızlaştığı…. Toplumun farklı sosyal sınıfları arasındaki gerek ekonomik gerekse yaşam kalitesi açısından farklılıkların arttığı…. Devletten, iktidardan nemalanmanın birçok alan için normal bir beklenti haline geldiği… Toplumun farklı sosyal sınıfları arasındaki gerek ekonomik gerekse yaşam kalitesi açısından farklılıkların arttığı… Türkiye’nin sürekli büyüyen mali katkılarının doğru hedeflere yönlenmeyişi ve yapılan bu katkıların siyasilerimiz tarafından siyasal rant hesabı ile sahiplenilmeye çalışılması…” ve bu minvalde bir özeleştiri gibi devam ediyor….
Ben de ‘nasıl yani’ dedim kendi kendime. Son 5 yılda 2 kez iktidar ortağı olan DP mi söylüyor bunları?
Dahası da var… Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin onaylanması, beyaz kartlı vatandaşlık yasası ve inanamayacaksınız ama, vicdani ret yasası… Gelir vergisinin kaldırılması, varlık vergisi konması… Ama diğer taraftan sendikal özgürlükleri kısıtlayan da bir grev ve lokavt yasası…
Okulların bütçelerini okul yönetimlerinin idare etmesi, üniversitelere verilen muafiyetlerin halkın refahına yansımadığından hareketle YÖDAK Yasası’nın yenilenmesi gibi çarpıcı tespitler ve hedefler…
Sağlıkta Döner Sermaye ve Genel Sağlık Sigortası’ndan bahsetmeyen tek parti DP mi acaba?
Hep söylerim seçimlerde en radikal söylemleri yapan parti DP’dir ama, iktidar uygulamaları bu hedefleriyle hiç uyuşamadı bugüne kadar. Sorsanız, “tek başına iktidara gelemedik ki” diyecekler…
YERİN KULAĞI VAR
DAHA ÇOK ETSİN DİYE:
Eroğlu’nun Girne UBP adayı Özdemir Berova’nın kazanması için çok uğraştığı iddia ediliyor. Hüseyin Ekmekçi de bunu yazısında dile getirmişti. Peki Özdemir Berova kim..? DP’den Eğitim Bakanı olan ve yaptığı icraatlarla eğitimin içine eden, ardından kazanma hırsı ile partisini terk ederek kapağı UBP’ye atan bir vekil. Herhalde bakanlığı döneminde yaptıkları yetmemiş olacak ki, yeniden seçilmesi için uğraşılıyor…
İKİ ADAY:
UBP listelerinde yer alan ve sıradaki yerleri nedeniyle kazanmaları zor olan biri kadın, diğeri erkek adayın kazanması için bir yerlerden ricacı olunmuş. Bu rica karşılık bulur mu bilemeyiz ama, genelde bu tür ricalar hep ters tepki yaptı bugüne kadar. Bu iki aday için sonuç ne olur, onu da sandıklar açıldıktan sonra göreceğiz…
AL BİR TANE DAHA:
UBP dışında herkes, ucu açık teşviklere, desteklere son verilmesi, muafiyetlerin sınırlandırılması konusunda hemfikir. UBP’nin bir şey dediği yok. Ama adaylarından bir tanesi, Bulut Akacan bu açığı gidermiş. Bakın ne diyor; “Biz yasakların, kotaların değil, teşviklerin partisi olacağız”… Tamam mı. Anladınız mı…
ÇÖKÜŞÜN NEDENİ, ÇALIŞTIRILMAYAN SİSTEM:
Serbest Çalışan Hekimler Birliği Başkanı Remzi Gardiyanoğlu, Özel Sağlık Hizmetleri Kurulu’ndan istifa ettiğini açıkladı. Kurul’un siyasallaştığını, gereken denetimleri yapmadığını savunuyor. İşte bu bizim temel sorunumuz. En güzel devlet sistemini kurabilirsiniz. Onun organlarını da oluşturursunuz ama, sistemi işler hale getirmezseniz, KKTC’nin haline dönersiniz…
HERKESE EV:
Bu seçimlerin vaatleri arasında öne çıkan sosyal konut projeleri oldu. Birçok parti vaatleri arasında evsiz vatandaşlara sosyal konut sözü veriyor. Binlerce konuttan bahseden partilerin bu konutları nereye yapacağı ise belirtilmiyor. Kira öder gibi ev sahibi yapma sözü veren partilerin seçim sonrası bu sözlerinin ne kadarını tutacakları ise şimdilik bilinmiyor. Seçimlerin sonunda bizleri ev sahibi mi yapacaklar, yoksa “yuvamızı mı” yapacaklar göreceğiz…
YANDIK Kİ NE YANDIK:
KTC ekonomisinde düzelme inisiyatifinin görülmediğine vurgu yapan ekonomist Ünal Akifler, 2018’de tüm KKTC’nin genel anlamda fakirleşeceği bir sürecin başladığını vurguladı. Akifler, zenginin daha zengin, fakirin ise daha fakir olduğunu, orta sınıfın ortadan kalktığını söylüyor. Hepimiz farkındayız da, ne yapalım fakirin ekmeği umut… Gelen yıl gideni aratacak sanırım…
ZİRVEDEKİLER
Tufan Erhürman: “Kimsenin hakkı ya da haddi değildir Kıbrıs Türkü halkını aptal yerine koymak. Umarım yanlıştır ama varsa bir yanlışlık çıkıp açıklayacak. Dünyanın hiç bir yerinde bu şekilde seçime gidemezsiniz. Ortada çok somut iddialar var. Başbakan’ın özel hayatı beni ilgilendirmez ama, beni ilgilendiren o dava vasıtasıyle basına yansıyan rakamlardır. Bu konuda kimsenin suskun kalma hakkı yoktur. Kendi sustuğu sürece biz konuşmak zorunda kalacağız”…
DİPTEKİLER
Sahtecilik Her Yerde: 28 marka zeytinyağı analiz edilmiş, 8 tanesi saf değil, karışıkmış… Aralarında çok satan ünlüler de var… Listeleri yayınlandı. Ne yapsak acaba, bundan sonra marekete giderken cebimizde liste mi taşısak… Ticaret Dairesi karışıkları topluyormuş ama, piyasa denetimi ne kadar sık yapılır ki? Depolardan piyasaya sürülmeyeceğinin garantisi yok. Yenisi yayınlanana kadar, bu listeyle idare edeceğiz…
































