Turkuazın izinde…

7 Mart 2017 Salı | 09:36

 

Erol Uysal
Erol Uysal

Akdeniz sahillerinin renginden esinlenilerek türetilmiş olan Turkuaz kelimesi filmlere, kitaplara konu olmuş…

Aslında, tüm ada ülkelerinin kaderi ortaktır kuşkusuz ama Akdeniz insanlık için tutkulu bir aşktan da fazlasıdır.

Belki küçük bir tekneyle, ya da büyük bir yatla bu tutkunun peşinde koşmanın insana verdiği haz birkaç cümleyle anlatılamaz.

Ülkemizde de deniz trafiği kuşkusuz eskisi gibi sakin değil. Lüks yatlarla sahil şeridi boyunca gezintiye çıkanların, rüzgarı arkasına alıp yelkenlisiyle maceraya koşanların veyahut cümbür cemaat tekne turu yapanların görüntüleri objektife yansıyor.

Girne sahilinin en çok tercih edilen şeridi ise Kervansaray ve Lambusa Krallığı arasında kalan bölge.

İlk bahara girdiğimiz 2009 yılında, çıkarma plajında balık avlayan bir arkadaş telefonda aradı. “Batmış küçük bir yat var” dedi. “Etrafta da kimseler yok”. Habercilik heyecanı ile Lefkoşa’dan bir fırlamada Girne sahiline ulaştık. Karşımızda, yarıdan fazlası batmış, adeta çaresiz kalmış yardım istercesine birilerinin gelmesini bekleyen güzel bir tekne vardı.

Tele objektif yardımıyla, deniz seviyesini belli edebilmek için yere yatarak çekim yaptım. Yatın durumu hazindi ve etrafta da kimseler yoktu. Yapabilecek bir şeyimiz yoktu ve hikayesini polisten alacağımız bilgilere göre yazacaktık. Verilen bilgide yatın geceleyin açık denizde demirli bulunduğu esnada çapasının kopmasıyla karaya sürüklendiği yazıyordu. İçerisindekilerin yüzerek karaya çıktıklarını belirtiyordu.

Bu olayın ardından tam 5 gün sonra yine bir ihbar aldık. Ve olay yerine gittiğimizde bu kez ayni bölgede, yarısı batmış vaziyette kayalara çakılı bir yelkenli tekneyle karşılaştık. Bu kez içerisindeki eşyaları karaya çıkarmaya çalışan insanlara rastladık. Bize tekneleriyle açıkta seyrettikleri esnada, bir anda sürüklenerek kayalıklara çarptıklarını anlattılar. İki olayda da ölüm ya da yaralanma yaşanmamıştı.

Turkuazın izinde seyrederken kısa aralıklarla yaşanmış bu iki olay, bize tabiat ananın sürprizlerle dolu olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Yenilerinin yaşanmaması dileğiyle…

Erol Uysal | Poli 2017