Rum gazeteci Lukas Haralambos “devlet içinde silahlı çeteler kurup, devlete saldıran ve devletin vatandaşlarını öldürmekle kalmayıp ikiye bölen lider” diye tanımlıyor.
Kimi?
Makarios’u.
Hani hem Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı idi hem de Hristiyan Ortodoksların lideri Başpapaz.
Refikimiz Haralambos 21 Aralık 1963’ü Kıbrıs’ın bölündüğü tarih olarak sayıyor ve “O felaket için Lefkoşa’nın surlarına gidip başımızı vurmalıyız” diyor.
Meselenin özeti şudur: “Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Makarios, 21 Aralık 1963’te, henüz 3 yıllık olan Kıbrıs Cumhuriyeti içinde kurduğu silahlı çetelerle ortağı ve vatandaşları Kıbrıslı Türklere saldırdı. Lefkoşa’da Kaymaklı’da 5 bin kişilik Türk nüfus evlerinden-yerlerinden oldular. Adanın genelinde yüz küsur köyü boşaltmak zorunda kaldılar. Çoğu işinde-gücünde masum Kıbrıslı Türk öldürüldü.
Ve işte o gün her köyde, her kasabada, her şehirde barikatlar kuruldu, mevziler inşa edildi ve Kıbrıs fiilen ikiye bölündü.
1974’de olan coğrafi bölünmedir.
***
Aşağıdaki haber, Rum yetkililerin Noel mesajlarından alınmıştır.
Kıbrıs’ı bölen lider olan Makarios’un koltuğunda oturan Başpiskopos Hrisostomos’un Noel mesajından alıntıdır ve haber şöyledir:
“Alithia gazetesine göre, Rum Kilisesi Başpiskoposu II. Hrisostomos yayımladığı noel mesajında Kıbrıs sorunundan ve “Türk tehditlerinden” bahsederken Yunanistan ile yeni bir savunma doktrini talep etti.
Bölgede bulunan diğer ülkelerle de işbirliği yapılmasının, savunmalarını güçlendireceğini ve halka cesaret vereceğini söyleyen Başpiskopos II.Hrisostomos, “ Kıbrıs ve Yunanistan, sorunumuzun çözümü için yön değişikliği konusunda büyük bir karar almalıdır” ifadesini kullandı.
II.Hrisostomos, sözlerinin devamında ise, sürekli kendi tavizleriyle ve ortaya konulan yeni Türk talepleriyle, bugüne kadar takip edilen “iki toplumlu görüşmeler” yönünün kendilerini ülkenin istikrarlı bir şekilde Türkleşmesine götürdüğünü savundu.”
***
Aynı zihniyet devam ediyor.
Makarios’un çömezi Hrisostomos toplumlararası görüşmelerden vazgeçelim çünkü bu görüşmeler adanın “Türkleştirilmesini” sağlıyor diyor.
Devam ediyor ve “Yunanistan ile yeni bir savunma doktrini imzalamalıyız” diyor.
Kıbrıs politikalarında yön değişikliği istiyor.
Peki, görüşmelerden çekilmek ne anlama gelir?
Kıbrıs sorununu görüşmeler ve uzlaşma yoluyla çözmekten vazgeçmek anlamına gelir.
Peki hangi yolla çözecek?
Söylüyor, Yunanistan ile yeni bir askeri anlaşma imzalayalım ve o yolla çözelim.
Adayı Türkleştirmekten kurtaralım Helen adası yapalım.
Nasıl yapacak?
Savaşarak.
***
2020’ye sayılı günler kaldı.
Çok daha umut verici şeyler duymak ve duyurmak istedim ama 2020’ye damgasını vuracak olan bu zihniyet olacak.
Her fırsatta Hrisostomos’un elini öpen Anastasidadis’in Libya’daki isyancılarla, İsrail’deki baş teröristle ve Mısır’ın diktatörü ile bir araya gelip, tam da yapmaya çalıştığı budur.
Türkiye’yi çökertip, Kıbrıs Türkünü dize getirmek.
































