Dışişleri Bakanı Özdil Nami genç oluşunun dinamizminde bir ülkeden bir ülkeye bir etkinlikten ötekine koşturuyor. Kıbrıs sorununu anlatıyor, ambargoların kaldırılması için uğraşıyor. Yazık ki başından beridir Cumhurbaşkanı Eroğlu tarafından dikkate alınmamasının siyasi yalnızlığına itilmiş mesela çok daha aktif olacağı KKTC’de pasifize edilmiştir! Tabii bu tutumunda Eroğlu’na çok da serzenişte bulunamıyoruz çünkü temelde sızı veren asıl sorun, “Kıbrıs siyasi sorununun partiler üstü bir ulusal dava” haline getirilmemiş olmasıdır! Bu tutum Denktaş döneminde de böyleydi Talat döneminde de!
ÖZDİL NAMİ’YE NEDEN DEĞİNDİM? Nami bir süre önce İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri ile görüşmek üzere Cidde’ye gitti. Ve İyad Ameen Madani ile bir saate yakın görüştü. Türk tarafının çözümden yana olduğu mesajını iletti. İİT’den KKTC’de yatırımlar yapmasını, ambargoların kaldırılması için destek vermelerini istedi. Ve hiç ilgi göstermedikleri halde İİT’ye “ilgilerinden” dolayı teşekkür etti… Kısaca Nami KKTC gibi tanınmamış bir devletin tanınmamış Dışişleri Bakanı olarak şu sıralarda kaynayan İslam Ülkeleri Teşkilatı’nın Kuzey Kıbrıs Türk halkına ilgi göstermelerini istedi. Ve bende şu çağrışımı yaptı.
TÜRKİYE, KIBRIS İÇİN NE KADAR FEDAKÂRLIK YAPIYOR: Nami’ye bir daha dönüyorum: “İİT’ye çağrısı “İslam’ın bir parçası olan biz Kıbrıs Türklerine de himmette bulunun” olmalıydı.
Doğruya doğru diyorum! Neden bulunsunlar? Erdoğan’lı Türkiye sürdürdüğü yanlış dış politikası nedeniyle gücendirmediği, karşısına almadığı en iyi dostu olan Katarda dahil tek İslam ülkesi bırakmadı! Libya Mısır gibi ülkelerden elçilerini çekmek zorunda kaldı! Şimdi bu Türkiye’nin geldiği “yere” bakın: Artık kendini İslam ülkelerine de kabul ettiremiyor!” AB’ye tam üye olmak yollarında yol kat etmiyor eleştiri yağmuru altında tutuluyor! Amerika ile son zamanlarda ters düşüyor! Doğu Akdeniz’de gövde gösterisi yapıyor ama bu da bulunamayan gaza karşın, görüşmeleri kopartıyor! Kısaca Türkiye yalnızlaşıyor! Ve bu siyasi yalnızlık Kıbrıs’taki çözümsüzlüğün de (bir nedeni) oluyor!
İŞTE SORULASI SORUM. Kıbrıs’ı kazanmak, çözümü sağlamak, Kırk yıllık bu sorunun kanayan yarasını sarıp kurutmak uğruna Türkiye dış politikasını Kıbrıs sorununu da gözeterek oluşturamaz mıydı? Yoksa oluşturamayacağı kadar “Türkiye”nin önümüzde giden siyasi ve ekonomik çıkarları mı vardı?
Yoksa Kıbrıs sorunu Türkiye için oldu bitti miydi? Ki hiç bitmiyor!
**********
Bizim olmayan para: (Olursa ek mesai de olur avantanın daniskası da!)
Niçin her gelen “iktidar” bir önceki iktidardan “enkaz devralıyor?” Veya gerçekten öyle midir? Kaç gündür medyada devletin mali sıkıntılarına yönelik içimizi karartan açıklamaları salınıyor! Rakamlar, istatistikler, gelirler, giderler ortalara dökülüyor! Tabi bu konuda en çok yakınan da sorunlara çözüm getirmek yükümlülüğündeki Maliye Bakanı Mungan oluyor!
“Hazinedar” olmak kolay değildir! Devletin hademesi bir kalem alsa faturası Maliye’nin giderler defterine kazınır! Kaldı ki Maliye Bakanı kalem defterle değil mesela son açıklaması ile öğreniyoruz ki 3 bin 645 memura 75 milyon TL ek mesai vermekle de iştigal ediyor!
AVANTANIN BÜYÜĞÜ: Dikkat! Bu milyonlar ne yatırımlara giden paralardır ne hayat pahalılığıdır ne de köylünün çiftçinin desteklenmesine yöneliktir! Bu paralar 1974’lerden önce icat edilmiş bir sistemin parçası olarak pek çok devlet çalışanına köşe döndürürken, kasasından çıkarken devleti batırma pahasına devam ettirilen avantadır!
Aynı zamanda bu para seçimlere oy olarak yansıyacak yanı ile “ver yeyim seni öveyim” parasıdır!
Devletin çalışanlarını gereken yerlerde “rotasyona tabi tutmak” yerine, kendilerine kıyakların en büyüğü olan “ek mesaiyi” peşkeş çekmesidir!..
Çünkü bu devlet hazinesindeki paraya terlemeden sahip olma bahtiyarlığına ulaşmış dünyadaki ender ülkelerden biridir dolayısıyla “devlet deniz yemeyen domuzdur!”
SORUNA GELELİM: Önce hatırlatalım ama. Bu ülkede Tek Sosyal Güvenlik sistemi” de yasalaştı. Ne oldu ama? Çalıştırılmaması için, bu yasa hazırlanırken harcanan efor kadarından fazlası harcanarak engeller üzerine engellemeler çıkartıldı!
Bu ülkede yıllarca “geçiciler” sorunları yaşandı! Hâlâ devam ediyor!
Bu ülkede yıllarca Müşavirler” sorunları yaşandı! Halâ devam ediyor!
Bu ülkede “devlet memurlarının ikinci iş yapma yasağına karşı yaptıkları gerçekleri yaşandı hâlâ devam ediyor!..
EK MESAİ SORUNU: Daha düne kadar gülerek izlerdik: Cumartesi pazar oldu muydu ya telefoncular yahut elektrikçilerden ekipler yolları tutarlardı! Kapakları açarlar bir iki kişi aşağıda çalışırken bir iki kişi de yukarıda açtıkları şemsiyenin altında sabahtan akşama kadar otururlardı! “Neden mesai günleri değil de hafta tatilinde” sorusuna ise “personel yok, bakım onarımlara yetişemiyoruz” derlerdi! Oysa neydi olay? Hafta sonu ek mesaisi! Çifte kıyak!
Kısaca bu toplum TC’den gelen paraları bugüne kadar bu tip siyasi, ekonomik ve teknik atraksiyonlarla böyle yedi! Helal olsun! Amma bundan sonrası tufan olsun! Yediğimiz kadar yedik, Kuzey’den 150 bin Rum göç ettiydi Güney’den elli bin Türk geldiydi! Rum’un Kuzey’deki yüzde seksen oranındaki mülkünü de yedik! Eee kâfi!
Ek mesaiye gelince: Yasa çıkartılır bundan sonra ek mesai gerektiren Bakanlıklara bağlı dairelere “rotasyonla çalışma” şartı konur! Zaten hastanelerde, poliste, İtfaiyelerde falan var… Tabi asıl olay şudur: “Yasa çıkmasına çıkar da sendikaların elinden kurtararak hangi hükümetin uygulattıracağı belli değildir! Biz öyle bir devletiz işte!
**********
Kısaca takıldığım: (Biraz da küçük sorunlarla uğraşsanız!)
Devleti Âlimiz Erhürman’ın deyimi ile “hem topaldır hem fodul!” Aklı fikri büyük işlerdedir! Mesela bilmem kaç kilometre tünel yapacak ki Ercan Girne arasını trafik yönünden rahatlatsın.
Mesela Ercan Havaalanı’na bir Ercan Havaalanı daha yapıyor! Özel de olsa büyük olay..
Mesela Elektrik Kurumu akıllı sayaçlar takıyor! BRT yeni HD sistemine kavuşuyor…
Tabii ki “büyük düşünüp büyük yatırımlara imza atılmalıdır.. (Zaten takdirlerimizdedir.) Mesela Hasan Taçoy karar verdi artık kentleri “MOBESE” kameraları ile donatacak. Yolları güvenceye alacak, memleketi uğursuzların hırsızların şerrinden koruyacak! Ne güzel!
Amma biraz da küçük işler yapsanız! Mesela Mağusa’nın karayolları dökülüyor. Ne trafik düzenlemesi var ne arabaların üzerinde kazasız belasız gideceği yol var! Sinyalizasyon bile yok. Surlar içi viran harap oldu!
Buna karşın haksızlık yapmayalım ama: Allah’ınız var, maşallah Mağusa’da sürüler halinde değil, ordular gibi ve artık yollarda hangi kurallarla gezineceklerini bile öğrenen köpeklerimiz var! Biraz da diyoruz bu küçük sorunlarla uğraşsanız!
































