Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Türkiye’de 2015 bütçe sonuçları, 2016 hedefi ve küresel etkiler,

Bu hafta TC Maliye Bakanı M.Şimşek’in  bütçe ile ilgili açıklamalarından, gerek 2015 Genel Bütçe açığının düşük seyredeceği ve toplam bütçe hacmine göre verilen rakamlar sonucu açık  oranının % 5’in altında olacağını,  2016 yılı bütçesinin ise 15.5 milyar TL açıkla yani verilen rakamlara göre toplam bütçenin % 3’ü civarında hedeflendiğini görüyoruz. Açığın GSYIH’ya oranı da % 1’in altında. Açık oranı oldukça düşürülmüş, bütçe gelirleri bütçe harcamalarını karşılar durumdadır. Sağlam bir bütçe performansı.
AB Maastricht kriterlerine göre üye ülkelerin bütçe açıkları GSYIH’sının % 3’ünü geçmemeli öngörülmektedir. Türkiye % 1’in de altına düşmüştür. Bir çok AB ülkesinden bu yönüyle çok daha iyi bir durumdadır.
2015 Bütçesinin 9 aylık uygulama sonuçlarına göre yıl sonu tahminleriyle birlikte 2015 yılında revize edilen bir yıllık Aralık ayı dahil toplam Giderlerin 503 milyar TL, toplam Gelirlerin ise 478 milyar TL olarak beklendiği ve açık miktarının 24.5 milyar TL olacağı açıklandı. Bu rakamla bütçenin % 5 gibi düşük bir oranla bütçe açığı öngörülmektedir.  Toplam Giderlerin % 95’i, toplanan gelirlerle karşılanmıştır. Bu 24.5 milyar TL açık da, ödenen borç faizleri dolayısıyla oluşmuştur. Borç faizleri haricinde bütçede fazla var. Faiz dışı fazla 29.5 milyar TL. Bu rakamlar Türkiye’de hakikaten bir bütçe disiplini sağlandığını göstermektedir. Üstelik genel seçimler dolayısıyla, emeklilere , sosyal sigorta ve yardım alanlara ve diğer transfer ve büyük yatırım harcamalarına rağmen olmuştur.
2015 yılında enflasyon yüksek ve öngörülen % 7.6.
Büyüme hedefi konusunda son zamanlarda bir telaffuz yapılmasa da önceki tahmin edilen büyüme hedefleri gerek 2015 gerekse 2016 için % 3-3.2 olarak ifade edilmektedir. Orta Vadeli programda daha önceki hedef ve tahminlerde % 5 gibi öngörülmüşse de yeni 2016-17 yılları için revize edileceği düşünülmektedir.
2016 yılı toplam Bütçe Giderlerinin ise 540.89 milyar TL, toplam Gelirlerin de 525 milyar TL olarak öngörülmüş, bütçe açığının ise 15.5 Milyar TL olacağı hedeflenmiştir.  525 milyar TL gelir içinde 444.1 milyar TL’nin vergi gelirleri olduğu öngörüldü. Bu durumda bütçe açığının 2016’da toplam bütçeye oranının % 3 gibi daha düşük olacağı müşahede edilmektedir.Bu açık  GSYIH’nın ise % 1’i civarında. AB kriterlerine göre oldukça iyi durumda. 2016 için yeni bir vergi oranı artışı öngörülmediğine de vurgu yapılmıştır. Dolayısıyla Maliye Bakanı artacak vergi miktarının genişleyecek vergi ağından olacağı mesajını vermiş oldu.
Yabancı kuruluşların da kabul ettiği bir gerçek var ki, Türkiye’de mali yapı -bankalar dahil- güçlendirilmiş ve mali disiplin sağlanmıştır. Türkiye’de halen ve seçim sonrası mali yönetimin ve öngöreceği programın kesinleşmemiş olması veya belirsizliği ve siyasi ve sosyal çalkantılar dolayısıyla siyasi risklerin yüksekliği, yabancı değerlendirme kuruluşlarını çok ihtiyatlı davranmaya sevk etmektedir. Veya risklerin bulunduğu açıklamaları, yabancı yatırımcıları güven açısından kaygılandırdığı cihetle, yabancı yatırımların genişlemesi açısından beklentileri zayıflatmaktadır. Seçimlerden sonra bazı belirsizliklerin kalkması halinde ve terör hareketlerinin ve siyasi istikrarsızlıkların kalkması halinde, yatırımcılar Türkiye’ye sermaye transferlerini arttıracaklardır. Çünkü gelişmekte olan ve risk taşıyan ülkelerden biri olarak lanse edilen ülkelerden Türkiye’ye yatırım tercihi bir çok nedenlerden dolayı diğer gelişmekte olan ülkelere göre tercih edilmektedir. Genç , ehliyetli ve çalışkan bir nüfus vardır. Kaynaklar zengindir. Nüfus, tüketim açısından da büyük bir Pazar ve ülke coğrafik açıdan stratejik bir konumda. Mali yapısı güçlü. Gelecek vadeden bir ekonomik potansiyele sahip.
TÜK ile TCMB’nin birlikte yürüttükleri tüketici güven endeksi çalışmalarından bu ay çıkan sonuç, Eylül ayında 58.2 iken, Ekim’de 62.78’ e yükseldi. Bir yükselme var.  Ancak 100’ün altında olması, henüz yeterli bir güvenin altında olduğu anlamındadır. Bu hafta uluslararası derecelendirme kuruluşlarından Moody’s, Türkiye’nin dış sermayeye bağımlılığı, yıllık dış borç oranı ve siyasi riskler dolayısıyla, Türkiye’yi riskli ülkeler arasında saydı. Fitch değerlendirme kuruluşu ise, risklerine rağmen ve küresel finansal piyasalara bağlılığına rağmen, diğer taraftan Türkiye’nin güçlü kamu finansman durumunun devam ettiğini vurguladı.  Yatırımcıların düşüncelerini  dalgalandırsa da ilgilerini devam ettirecektir. Seçimlerden sonra gelecek Hükümetin, ekonomi yönetiminin güçlü olması, konacak hedeflerin ve programların yanında, İMF, Dünya Bankası raporları ve G20 ülkeleri ekonomi toplantılarında  uluslararası kuruluşların, ve aynı zamanda Türkiye’nin orta vadeli programlarında da özellikle  vurgulanan yapısal reformların, gerçekleştirilmesi elzemdir.
Öte yandan aynı hafta içinde geçen gün AB MB Başkanı Dragi, AB’nin bu yıl parasal politikalarını açıkladı ve varlık alımlarına devam edeceklerini söyledi. Hatta Tahvil alımlarını gelecek 2016 Eylül ayından sonra da devam ettirecekleri ihtimalinden bahsetti. Bu yıl tahvil alım programlarının ise 1 Trilyon Euro olacağını ifade ederek  Euro bölgesinde talebin dayanaklılığı ile ekonomide toparlanmanın  devam edeceği mesajlarını verdi. Bu haberle parasal genişleme politikalarının devamı  Türkiye açısından yararlı olacaktır. Sermayeye olan ihtiyacın karşılanması kolaylaşacaktır. İhracatın büyük bir kısmının AB ülkelerine olması dolayısıyla AB ekonomisindeki toparlanma ve talebin devamlılığı, Türkiye lehine geliştirilebilecektir.