Bu hafta gerek Türkiye’de gerekse KKTC’de 2014 bütçe tasarısı Meclis’e sunuldu. KKTC bütçe tasarısı henüz açıklığa kavuşmadığı cihetle bu hafta bir yorum yapamıyoruz.
Türkiye’de hafta ortasında, 2014 Bütçe Kanunu TBMM’ne sunulmuştur. Maliye Bakanı M. Şimşek, geçen yıla oranla genelde % 7.3 artışla sunulan bütçe tasarısının, hedeflerini ortaya koymuştur.
Ödeneklere bakıldığı zaman Yatırımlara geçen yıla göre daha fazla ağırlık verilmiştir. Ayrıca eğitim ve sağlık giderlerinde ve personel giderlerinde artış öngörülmüştür. Bakan Şimşek, bu artışın hem istihdam hem maaş artışı için olduğunu ifade etmiştir. Ben bu gün rakamların detayında boğulmadan, yapılacak hizmetlerden ve hedeflerden bahsetmek istiyorum.
2014 bütçesi ile ekonomiye verilecek yönle ilgili öngörülen ana hedefler de açıklanmıştır. Birincisi, cari açığı azaltmak. Bunun için yurtiçi tasarrufların arttırılması, mevcut kaynakların üretken alanlara yönlendirilmesi ve ekonominin verimlilik düzeyini yükseltmek, gereği üzerinde durulmaktadır. İkinci ana hedef, kamu maliyesinde güçlü duruşu sürdürmek, üçüncü ana hedef olarak, büyüme ve istihdamı arttırmak olarak öngörülmektedir.
Öncelik verilecek diğer hedefler; kayıt dışılıkla mücadele -ki bu başlı başına bir terör’ olarak vasıflandırılmıştır-, işgücü piyasasında esneklik, enerjide dışa bağımlılığı azaltmak, alt yapı yatırımlarına öncelik, sermaye piyasalarının derinleştirilmesi, bölgesel gelişmişlik farklarının kaldırılması, ön plana alınmıştır.
Toplam bütçe 406.6 milyar TL olarak TBMM’ne sunulmuştur. 387.2 milyar TL toplam gelir ve 19.4 bütçe açığı, ki bu açık oranı GSYIH’ya oranı % 1.2 gibi çok düşük bir seviyedir.
Türkiye’de, hem sağlam bir mali yapının kurulması ve devam ettirilmesinde başarılı olunmuş, hem de büyümenin ve yatırımların genişletilerek sürdürüldüğünü, büyüyen ekonomi içinde, istihdamın her yıl önemli ölçüde arttırıldığını ve işsizlik oranının AB ve diğer gelişmekte olan ülkelere göre daha iyi seviyede olduğunu görmekteyiz. 2014 Bütçesinde de bu yıl 74 bin kamuya istihdam öngörüldü. Geçen yıl da 130bin istihdam yapıldığı ifade edildi. Ayrıca ülke genelinde özel sektör istihdamının teşviki kapsamında direk destekleyici ödenek olarak, her yıl olduğu gibi 8-9 milyar TL’lik ilave bir kaynak ayrıldığına vurgu yapılmıştır. Tabii ki istihdam artışı genişleyen ekonomik gereklere, mal ve hizmet üretim artışına göre gelişmektedir.
Bu da öngörülen hedeflere geniş açıdan yaklaşılarak hem büyüme hem üretim hem de iş hacminin genişletilmesi ve istihdam artışının beraber götürülmesine yönelik ekonomik ve sosyal politikaların birlikte yürütülmekte olduğunu göstermektedir. Bu aynı zamanda ekonominin canlı tutulması ve verimliliği ile de ilgilidir. Paralel olarak Bütçenin disiplin altında tutularak en az açıkla gerçekleşmekte olduğunu görmekteyiz. Asıl olan da budur, mevcut kaynakların verimli kullanılması ve kaynak artışının kayıt dışılıkla mücadele edilerek genişletilmesidir. Yoksa yakaladığın kayıtlı vatandaşın üstüne yüklenip de altından kalkamayacağı bir seviyeye getirirsen, hep beraber çökersin. Tabii bu da ehliyet beceri ve kapasite işidir. Bu konuda Yönetimde Türkiye’de oldukça yüksek seviyeye ulaşıldığı, uygulanan ekonomik ve mali politikaların başarısından görülmektedir. Türkiye’de kayıt dışılıkla mücadele sonucu kayıt dışı ekonominin milli gelire oranının % 33’den % 26’ya düşürüldüğü açıklanmıştır. Payı ve kaynağı hem büyüyen milli gelirden hem de buradan arttıramazsanız, kısır döngüye girersiniz.
Toplam Bütçe açığı, borç faiz giderleriyle birlikte bütçenin % 8’i civarında öngörülmüştür. Faiz dışı giderler açısından ise, 18.8 milyar TL bütçe fazlalığı vardır. Yani % 4.6 oranında faiz dışı bütçe fazlası tahmin edilmektedir. Bu yıl iç ve dış ekonomik ve piyasa hareketleri bakımından oldukça dalgalı bir yıl geçirilmiş olmasına rağmen, 2013 Bütçe sonuçları açısından ve ekonomik hedefler açısından geçen yıl konan hedeflere ulaşıldığı, 2013 uygulama sonuçlarına göre açıklanan rakamlardan izlenmektedir.
2014 Bütçesi ile Türkiye’de hedeflenen önlemler, yatırımların genişletilmesi, eğitim ve sağlığın ön plana alınması, üretim ve istihdam artışına ağırlık verilmesi, hem büyüme ile ekonomik gelişmeye hem de bunun hane halkına yansımasına ve yayılmasına özen gösterilmekte olması, çok önemlidir. Çünkü ekonomideki büyüme halkın tümüne yansıtılabildiği oranda adaletli ve anlamlı olur. Aynı politikalar ABD’de ve AB’de de bu kriz döneminin aşılması safhasında ön plana alınan hedeflerdendir. Üretim ve İnsan odaklı politikalar.
KKTC’ de yıllardan beri ekonomide büyüme rakamları çıkmakta ancak halkın geneline yansıtılamamaktadır. Yaşanmakta olan sıkıntılar da bundan kaynaklanmaktadır. Kaynakların gereksiz israfı sonucu borç yükünü kaldıramayacak duruma düşürülen kamu kurumlarının acı tablosunun tekrar halka yüklenmeye çalışılması ise başka bir çıkmazı getirecektir. Verimlilik, ehliyet bir kenara itilir ve bu kurumları bu hale getirenler sorumlu tutulmaz ve hatta ödüllendirilirse daha beter günler bizi bekleyecektir.
Türkiye ile işbirliği içinde sorunlarımızı aşmalıyız. Dünyada bütün ülkeler birbirileriyle dayanışma ve ülkelerini daha iyi seviyelere ulaştırmak için çaba içinde iken, zaten kapalı durumda iken gittikçe daha da kendi içimize kapanmanın KKTC’ye bir faydası yoktur. Var olan sorunları çoğaltmaktır. İnsanlar yalnız yaşayamadığı gibi ülkeler de yalnız yaşayamaz. Başka bir yazımızda bu konuyu açmak üzere burada noktalayalım.
Konumuz 2014 bütçesi, dolayısıyla 2104 hedeflerine dönelim. Türkiye’de bu yıllarda en büyük sıkıntı, tasarruf oranının gittikçe düşme eğilimine girmesidir. Bu oran % 12’lere inmiştir. Buna karşılık kredi artış oranı % 15 olarak hedeflendiği halde, bu oranın % 30’lara ulaşması ve daha ziyade artışın tüketici kredilerinde olduğudur. Bu da dış kaynak ihtiyacını ve dış borçlanmaları arttırmaktadır. Dolayısıyla bu yıl tasarrufların artışı, öncelik hedeflerden biri olarak alınmıştır. Tabii ki faizlerin düşük olması benim de kanaatime göre tasarrufu etkilemiştir. Yatırım aracı olarak halkın geneli, alışkanlıkları dolayısıyla tahvillere ve başka yatırıma gitmemektedir. Genelde ya bankaya mevduat veya gayrimenkul ve arabaya veya altına yatırım yapılmaktadır. Veya tüketime gitmektedir. Şimdi iç tasarrufları arttırmak için bireysel emekliliğe ağırlık verilmiş ve devletçe de bu yatırımcılara ek destek primi verilmektedir. Geçmiş yıllara göre bu birikimde istenen düzeye ulaşmasa da oldukça artışlar olmuştur.
Türkiye’de 2014 bütçesine ve ortaya konan hedef ve vizyona baktığımızda, hedef hizmetler açısından halka ümit vadetmektedir. KKTC halkı için de aynı temennide bulunmak istiyorum. Hükümetlerimizin, Türkiye ile bu konularda ve önünü açacak önlemler için işbirlikleri gereklidir. Ayrıca alınacak her türlü önlemlerde halkın refahının, kamu yönetimlerinin her safhasında ve ekonomide, ehliyet, etkinlik ve verimliliğin, ön planda tutulmasının, esas olduğunu unutmayalım. Aksi halde problemlerle boğuluruz.

Önceki Haber
Sonraki Haber

























