Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısManşet

Türkiye kaosun ortasında

Siyaset bilimci Dr. Bilge Azgın ve PRİO Kıbrıs Kıdemli Araştırmacı Mete Hatay orta doğudaki gelişmeleri ve Türkiye’yi de içine alan terör sarmalını değerlendirdi

Siyaset bilimci Dr. Bilge Azgın ve Prio Kıbrıs Kıdemli Araştırmacı Mete Hatay Havadis TV’de yayınlanan Mesele Nedir programında Hüseyin Ekmekçi’nin konuğu oldu.

Mete Hatay, Türkiye’nin Pakistanlaşma süreci yaşadığını belirterek korkutucu bir döneme girildiğini ve yeni bir dünya düzeninin kurulacağı ortamda bundan sonraki gelişmelerin ve Türkiye’nin hangi noktada olacağının Türkiye’nin alacağı role bağlı olduğuna işaret etti.

Hatay, Ankara’da önceki gün Rusya Büyükelçisine yönelik gerçekleşen suikastın ardından iki ülke liderleri tarafından verilen “dostluk” mesajlarına bakıldığında ilk göstergelere göre, Rusya-Türkiye yakınlığının perçinleşebileceğini kaydetti.

Siyaset bilimci Dr. Bilge Azgın ise Türkiye’de ve orta doğuda son 1 yıldır yaşananlara bakıldığında kötüye doğru bir tırmanma olduğunu görmenin mümkün olduğunu kaydetti.

 

Hatay: Orta doğuda kaos var Türkiye ise tam ortasında

Orta doğuda tamamıyla bir kaosun hakim olduğunu kaydeden Mete Hatay, Türkiye’nin de bu kaosun tam göbeğinde yer aldığını söyledi.

Halep’teki olaylardan kaynaklanan Rusya ve İran’a yönelmiş bir öfkenin var olduğuna işaret eden Hatay, AK Parti, Rusya ve İran ile işbirliğine girmese bile en azından karşı çıkmadığı bir pozisyona girmesinden dolayı Türkiye’ye karşı da bir öfkenin yavaş yavaş büyümekte olduğunu kaydetti.

Ankara’da Rusya Büyükelçisi’ne düzenlenen suikastı da değerlendiren Mete Hatay, “Bu suikastı düzenleyen kişi iddia edildiği gibi el-nusra üyesi ise bu suikastı Rusya-Türkiye yakınlaşmasına bir darbe indirme amacı ile yapılmış bir eylem olarak nitelendirebiliriz” dedi.

Hatay, “Ankara’daki suikasttan sonra iki ülke liderleri tarafından verilen mesajlarda dostluktan bahsedildi. Kriz yönetimi ile iş düzeldi. Bunun yapılmasının ardında birçok komplo teorisi arayabiliriz. Ama elimizdeki verilere baktığımızda görülen şu; suikastçı el- nursa yemini ederek, cihadın işaretini yaparak bu eylemini gerçekleştirdi. Bu, belki ki de öyle görünmek için bir eylem de olabilir,  bunu bilemiyoruz. Yine suikastçının FÖTÖ’nün yetiştirdiği bir çocuk olduğu da iddia edildi. Ancak bunların tamamı iddia ve öyle bir dönemdeyiz ki şuanda kimin ne yaptığı belli değil. Tamamıyla kaosun yaşandığı bir Orta Doğu’dan bahsediyoruz. Bu kaosun göbeğinde duran bir Türkiye’den bahsediyoruz” diye konuştu.

 

“Erdoğan tüm siyasetini milliyetçi duygular üzerine şekillendirdi”

Türkiye’deki Gezi Parkı olayının ardından gelişmelere bakıldığında AK Parti’nin kendi gücünü arttırmak için daha ulusalcı, milliyetçi, emperyalist politika savunduğunu söyleyen Mete Hatay, “AK Parti tüm siyasetini milliyetçi duyguların üzerine şekillendirdi. O yükselen milliyetçiliğin gazının Kürtler ile savaşa yönlendirdiği bir dönemden geçiyoruz. Bunun geri dönüşü de tabi ki Türkiye’yi etkileyecek” dedi.

 

“Tartışma ortamı kurulmalı”

Mete Hatay, gelinen noktada Türkiye’de tartışma ve müzakere ortamının hatta sokakların bile tamamen ortadan kalktığını, Türkiye’nin tamamen bir gücün elinde olan bir ülke haline geldiğini belirtti.

Hatay, Türkiye’de müzakere ortamının tekrar kurulmaması halinde 2017 yılında çok daha büyük kaoslar yaşanabileceğini söyledi.

 

“Kıbrıs müzakerelerinde stratejik hata yapıldı”

Mete Hatay, Kıbrıs müzakerelerine ilişkin açıklamasında ise ortama rağmen Türkiye’de Kıbrıs ile ilgili eleştirel sözler çıkmaya başladığını belirterek “Bu noktada Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir yıl önce yapacağı şey artık zorlaştı diye düşünüyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in ise bugüne kadar daha fazla ilerleme sağlayabileceğini her şeyin son 3 günlük zirveye yığılmasının çok stratejik bir hata olduğunu söyledi.

 

Azgın: Bu iş daha da kötüye gidecek

Siyaset bilimci Dr. Bilge Azgın, Türkiye’de ve orta doğuda son 1 yıldır yaşananlara bakıldığında kötüye doğru bir tırmanma olduğunu görmenin mümkün olduğunu kaydetti.

Azgın, “Türkiye’nin Sünni ve Şii konusunda bugüne kadar orta doğuda gelişen mezheplerin daha üzerinde durabilen bir pozisyonu ve dış politikası vardı. Ancak Esad’ın devamlı surette devrilmesini isteyen pozisyonunda ısrarcı tutumu Türkiye’yi mezhepsel bir girdaba sürüklemeye başladı. Tabi burada İŞİD Türkiye’nin içinde de örgütlenmeye başladı ve hem bölgede hem de Türkiye’nin içinde cihatçılık dalgası özellikle genç kuşak arasında yükselmeye başladı. Bu dalganın genişleyeceğini de şuandan görmemiz lazım” diye konuştu.

Azgın, öte yandan çöken barış sürecinin ardından Türkiye’de PKK ile girilen topyekun bir savaş olduğunu belirterek şunları söyledi: “1990’larda ‘son bir terörist kalana kadar mücadeleye devam edilecek’ konsepti yeniden Türkiye’de var olmuş ve topyekun bir savaş haline girilmiş durumda. Türkiye şuanda ciddi bir terör sarmalının içinde boğuşmaktadır. Son bir senedir ben daha kötü olacak diye görüyorum. Bu daha da kötüye gidişte bir tırmanmadır. Şuanda aktörlerin bakış açılarını pozisyonlarını ve algılayış şekillerine baktığımda bu işin maalesef daha da kötüye gideceğini öngörmek sanırım mümkün.”

 

“Türkiye’nin amacı Kürt otoritesi kurulmasını engellemek”

Bilge Azgın, Türkiye-Rusya ilişkilerini de değerlendirdi. Halep’in alınması demek; Esad’ın ötesinde İran’ın ve Rusya’nın ABD’ye, AB’ye ve Türkiye’ye karşı zaferi anlamına geldiğini söyleyen Azgın, “Türkiye’nin Rusya’ya yakınlaşmasından başka bir seçeneği yoktur. Çünkü Rusya El-Bab’da hava hakimiyetini kurmuş durumdadır ve Türkiye El Bab’a girecekse ve oralarda bir şeyler yapacaksa Rusya’nın izni ile yapmak zorunda” dedi.

Bilge Azgın, Türkiye’nin şuanda esas ilgilendiği konunun Rusya ile iyi geçinip orada bir Kürt devletinin, otoritesinin kurulmasını engellemek olduğunu, Esad’ı devirme arzusundan da bu sebepten dolayı çark ettiğini dile getirdi.

 

Kıbrıs konusu…

Bilge Azgın, Kıbrıs müzakereleri ve Türkiye’nin konumunun Kıbrıs konusuna nasıl yansıyacağı konusunda da değerlendirmelerde bulundu.

Azgın şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis arasında samimiyet ve güven geliştiyse ve bu samimiyet ve güvenle anavatanlarla konuşup bir ön uzlaşmaya varılarak zirveye giderlerse o zaman buradan bir sonuç çıkabilir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Cenevre’ye ‘Biz sonuna kadar müzakere ettik’ demek için gidiyor. Bir taraftan dünya nezdinde bu imajı koruyacak bir taraftan da müzakerelerde bir şey olduğunda, çöktüğünde ‘yeter kardeşim’ diyerek çok güzel politikasını yapacak.”