Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, “Otellerimiz yerli istihdama açıktır… Yerli ürün almaya hazırdır” demiş…
Bunları da Turizmin “2024” hedeflerinin belirleneceği çalıştayda söylemiş.
Yani stratejik bir planlama yapılacakmış.
E ama, Bakan’ın bu sözlerinden sonra, o çalıştayı hiç yapmasınlar daha iyi.
Bakan noktayı koymuş… Ona göre sorun yok…
Eğer bu çalıştay gerçek verileri ortaya çıkarırsa, o zaman Bakan’ın çıkıp özür dilemesi gerek.
Neden söylüyorum bunları…
Sadece basını takip ediyorum da ondan.
Bakın Başbakan Erhürman, daha bir ay adar önce düzenlenen “Sosyal ve Ekonomik Konsey” toplantısında, otellerde yerli istihdamının sadece yüzde 20’lerde gerçekleştiğini söylemişti.
Sonra, yerli ürünlerin ne kadar kullanıldığı konusunda yine yetkililerden veri talep ettiğini, ama böyle bir verinin bulunmadığını da eklemişti…
Ardından, turizmciler bu açıklamaları değerlendirmişler, otellerin hem yerli istihdam, hem de yerli üründen uzak durduklarını örneklerle anlatmışlardı.
Ve malum bir kez daha ilan olmuştu ki, oteller saddece düz işçiyi buradan alıyor. O da kısıtlı miktarda.
Oysa tüm üstü düzey yöneticileri Türkiye’den getirdikleri için, onlar da ekipleriyle geliyorlar.
Burada turizm-otelcilik, turizm işletmesi, gastronomi mezunu bol miktarda genç işsiz gezerken oluyor bunlar.
İşte Karpaz…
İşsizliğin tavan yaptığı bölge.
Oysa aynı bölge, yatırım açısından KKTC ortalamasının üstünde…
Bölgede büyük paralar, büyük rantlar dönüyor. Ama bölgenin insanı işsiz.
Turizm Bakanı “oteller yerli istihdama açık” derken neyi kastediyor?
İş var da, başvuran mı yok..?
Devletin kendi koyduğu bir yerli istihdam kotası var. O kota denetlenecek, gerekirse, her iş kolu için ayrı ayrı belirlenecek. Yani şimdiki gibi kotayı doldursun diye düz işçiyi KKTC’den almayacak. Onu bile doldurdukları yok ya. Başbakan söylüyor, sadece % 20… Gerisi Türkiye’den getirilen işçiler, üçüncü ülkelerden üniversite öğrencileri…
Daha önce de yazdım. Bakan da bunu pekala biliyor. Kendi çıkarttıkları Bankalar Yasası orada… Yasa, ‘yöneticilerin de şu kadarı yerli olacak’ diyor. Merkez Bankası da hakkıyla denetliyor.
Turizm için de niye yapılmasın?
Dediğim gibi, yatırımcının avukatlığını yaparak başlayan bir çalıştaydan bir şey çıkacağı yoktur.
Çünkü durum bu değildir… Çünkü bu sözlerde kamu yararı yoktur…
Devletin görevi denetlemektir…
Envanter çıkartmaktır…
Sorunları bilmektir…
Sorunları çözmektir…
Yok! Bizde, bakanlıkların yapması gereken işler çalıştaylara devredilir. Hani dostlar alış verişte görsün.
Bugüne kadar kaç tanesinin sonuç bildirgesi uygulandı ki..?
İşte tüm vatandaşlar, turizmin yerli paydaşları durumu biliyor, söylüyor.
Senede bir topladığınız çalıştayları, ayda bire de indirseniz, bir işe yaramaz.
Denetleme niyetiniz var mı yok mu siz onu söyleyin…
Aynen dün yazdığım yükseköğretim çalıştayı gibi…
YERİN KULAĞI VAR
ÖNCE TANIYACAKSIN:
Avrupa Parlamentosu Türk vatandaşlarının AB vizesinden muaf tutulmasını, Türkiye’nin “Kıbrıs Cumhuriyeti” ile ilişkilerini normalleştirmesine bağladı. AP’nin adalet anlayışı da bu. Bir koyup iki almak ister. Aslında dolaylı bile olsa Türkiye, “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni tanıyor. Örneğin sportif faaliyetlerde Kıbrıslı Rum sporcular, Türkiye’de kendi bayrakları altında yarışabiliyorlar, takımlar karşılıklı olarak maç yapabiliyorlar. Şimdi istenen adli konularda yakınlaşma. Peki Türkiye böyle bir koşula “evet” der mi, onu da zaman gösterecek…
TAÇOY’A TEPKİ:
Hasan Taçoy’un bir tv kanalında sarfettiği “UBP yerel seçimlerde başarısız oldu” sözüne ilk tepki Genel Sekreter Dursun Oğuz’dan geldi. Oğuz Taçoy’u, “geçmişi erken unutmakla” suçladı ve “Hangi hesapla bu söylenmiş, anlamakta güçlük çekiyorum” dedi. Bir Genel Sekreter’in bu aşamada tarafsız olması beklenirdi ama anlaşılan UBP’de saflar da kesinleşmiş.
VARSIN PARALI OLSUN:
Paralı sağlığın söz konusu olmadığını söyleyen Sağlık Bakanı Filiz Besim, sağlık hizmetlerinin ücretsiz olacağını vurguladı. Bakanın bu projesi hayata geçer mi bilemem ama vatandaşın istediği parasız sağlık hizmeti değil. Varsın muayeneler paralı olsun ama, hasta gittiğinde kendine bakacak doktor, şifa için ilaç bulabilsin…
TUHAF BİR PASAPORT OLAYI:
İçişleri Bakanlığı’nın bir duyurusu oldu. KKTC pasaportunuzun, 60 gün veya daha az süresi kalmışsa, pasaportla Türkiye’ye giremeyeceksiniz… Bu aslında dünyada uygulanan bir kural. Hatta 6 aydan az süresi kalmış pasaportu da kabul etmiyorlar. Her neyse, TC ve KKTC arasında böyle bir sorun olmamalı diye düşünürüm. Bizim orada Elçiliğimiz, Konsolosluklarımız yok mu? Hatta kimlik bile vermeye başladılar. Süresi biten pasaportu gidip oralarda kolayca uzatmak mümkün. Benim anladığım, Türkiye’nin bir genelgesi bu, ama biz yine derdimizi anlatamamışız…
LİMON ALTIN DEĞERİNDE:
Haziran ayı enflasyon oranını yüzde 2.94 olarak açıklayan Devlet Planlama Örgütü, Haziran ayının zam şampiyonu olarak da yüzde 194.68 ile Limonu gösterdi. Narenciye ülkesi olarak tanınan bu adada eğer limonun kilosu 13-15 lira olduysa kime ne söyleyelim. Satamadık, döktük, çar çur ettik. Bahçelere bakmak yerine, kurumasına göz yumduk, arsaya çevirip kısa yoldan zengin olmayı tercih ettik. Şimdi yurt dışından ithal eder duruma geldiysek, layığımızdır…
“BİR TAŞLA ÜÇ KUŞ”:
Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Alp Cengiz Alp, “Türkiye-KKTC İktisadi İlişkiler” toplantısı sonrasında imzalanan protokolün 3 temel amacı olduğunu söyleyerek, “Bir taşla üç kuş vuruldu” değerlendirmesinde bulundu. Yıllardır rakımızı Mersin kapısından geçirmeyi bile başaramadık, şimdi aniden bir taşla üç kuş vuruyoruz… İnşallah o taş sonunda kafamızı yarmaz.
ZİRVEDEKİLER
LTB: 2014’de bir enkaz devraldıktan sonra, borçları yapılandırmak adına alınan 28 milyonluk kredi, kapatılmış. Tam 4 yıl sürmüş ama sonunda bitmiş. O günlerde “yine borç alınıyor” diye kıyameti kopartanlara sormak lazım, ne yapsalardı..? Günü kurtarıp, ellerini taşın altına koymasalar kurtulur muydu bu belediye..? Mehmet Harmancı ve ekibi en azından teslim aldıkları batağı temizlemişler. Şimdi artık yatırım zamanı…
DİPTEKİLER
Fikri Ataoğlu: Turizm Bakanı yine çam devirdi. Hatırlayın geçen hükümet döneminde uçak seferlerinin artacağını, bilet fiyatlarının ucuzlayacağı sözünü vermişti. Şimdi çıkmış, otellerin yerli istihdama kapılarının açık olduğunu söylüyor. İlahi Sayın Bakan, otellerdeki yerli istihdam oranını biliyor musunuz? O bahsettiğiniz otellerin hangisinde “yerli” bir müdür ya da “yerli” tek bir aşçı görev yapıyor bilginiz var mı? Keşke biraz araştırsaydınız
































