Köşe Yazarları

TÜRBANIN HİKAYESİ VE KIBRIS






Abisi kapanması için baskı yapıyordu.

Halbuki modern bir ailenin kızıydı ve o da diğer kızlar gibi şık giyinmeyi severdi.
Ailesi evlerinde sazlı sözlü partiler düzenleyecek kadar Batılı tarzda yaşıyordu.
Fakat abisinin baskıları bitmek bilmiyordu.
Baskılar karşısında “Abi gerici mi olacağız” şeklindeki itirazlarına rağmen, bu baskılardan kurtulamıyordu.
Ortaokulu ikinci sınıfta terk etmiş ve terziliğe başlamıştı.
Bir gün “Roma Tatili” adlı yabancı bir filmde saçları kapalı bir saç modelini beğenir.
Bu Hollywood yıldızı Kirby Hepburn’dü,
Ve Hepburn o filmde saçlarını bir eşarpla kapatmıştı.
Ondan hareket ederek, becerikli elleri ile kendisine bir başörtüsü yapar.
Bu saç bağlama şekli daha sonra “Türban” olarak bilinecek ve birçok soruna neden olacaktı.

Ondört yaşında iken yazı yazmaya başlar, aynı zamanda edebiyata yönelir.
Bir kaynakta özgeçmişi şöyle anlatılır:

'Türbanın Anası' olarak biliniyor.
Türk yazar 1960'lı yıllarda gazete yazıları ve konferanslarla ün kazanmıştır.
Küçükken ailesiyle birlikte İstanbul'a göç etti. Öğrenimini ortaokul ikinci sınıfta bıraktı.
Bir terzinin yanında çalışmaya başladı.
Bu, onun ileride kendi başörtüsü modelini yaratmasına yol açtı.
21 yaşında gazetecilik yapmaya başladı. 1965'te tesettüre girdi.
Yeni İstiklal Gazetesi’ndeki yazıları nedeniyle hakkında davalar açıldı. Anadolu'yu dolaşarak verdiği konferanslarla tartışmalar başlatmıştır. Cevdet Sunay'a yazdığı bir mektup yüzünden cumhurbaşkanına hakaretten tutuklandı, sekiz ay cezaevinde kaldı.
Hür Söz, Yeni İstiklal, Babıali’de Sabah gazetelerinde kadın sayfası yaptı.
Bugün gazetesinde 1967-71'de köşe yazarı idi.
Seher Vakti dergisi başyazarı oldu. 1971'de hapis yattı.
1980'den sonra Zaman ve Milli Gazete'de yazdı.
Huzur Sokağı adlı romanı filme alındı.
Yücel Çakmaklı'nın yönettiği Birleşen Yollar adlı filmin başrollerinde İzzet Günay ve Türkân Şoray oynadı.
Huzur Sokağı adlı romanı daha sonra aynı adla dizi olmuş ve ATV'de yayınlanmıştır…”

Diyeceğim,
Türbanın mucidi odur.
Onu taklit eden genç kızların başlarını aynı şekilde örtmeleriyle bu tarz örtünün şulebaşı olarak anıldığı da bilinir.

Ve aslen Kıbrıslıdır.
Adı Şule Yüksel Şenler’dir.

Kendisi, Kayseri’de doğmakla birlikte ailesi Kıbrıs’tan göç etmiştir.
1938 doğumlu olup hâlâ hayattadır.
Erdoğan için “damadım”, Emine Hanım için “kızım” demektedir.

Anlaşılan,
E azılı milliyetçi de buradan yetişti,
Türk İslam modeline görsel tarz kazandıran “Türbanın anası” da buradan yetişti…

Ama hiçbirinin tarzı kendi anavatanları Kıbrıs’ta tutunamadı…






Başa dön tuşu