Köşe Yazarları

Toplumunu düşünen yok


Çoğu insan, tribüne oynamanın ne demek olduğunu bilmez. Hayatta konuşulanların çoğunu irdelemeden doğru olduğunu düşünür.

Oysa insanoğlunun en büyük özelliği küçük çıkarları için yalan söylemek, inanmadığı şeyleri doğru diye karşısındakine kabul ettirmeye çalışmaktır.

Söz konusu olan politikacı ise, sözler , yalan tuzaklarıyla, hedefe varmak için her şeyi yapabilecek insanlarla karşı karşıyayız demektir.

Makarios Druşodis, Rum tarafında ,makaleleriyle birçok insan tarafından dikkate alınan bir gazetecidir.

Druşodis, bu hafta Cyprus Mail gazetesinde yazdığı makalesinde, Montana sürecinde perde arkasında kalan gerçekleri yazarak, politikacıların iki yüzlülüğünü deşifre etmiştir.

Montana sürecinde, Türk ve Rum alaylarının 1960 Garanti ve İttifak antlaşmasına göre , yeni çözümde adada kalacaklarını taraflara bildiren BM Genel Sekreteri, bunun karşısında GARANTİLER konusunun kaldırılması konusunda, Türkiye’nin ONAY VERDİĞİNİ yazmıştı.

BM nin bu teklifine Türkiye ve Yunanistan EVET derken, Anastasiadis ise, Çözüm olması durumunda, seçilme şansının azalacağını düşünerek bu plana HAYIR demişti.

Anastasiadis, adada tek Türk askeri kalması durumunda  bile, bu antlaşmayı imzalamayacağını ileri sürerek, mümkün olan çözümü ENGELLEMİŞTİ.

Mümkün olanı istememe, dar görüşlülük ve çıkarcı bir politikadır. Anastasiadis de tam da bu tanıma uygun bir tavır takınarak, Kıbrıs’ın daha maceracı bir çizgiye girmesine yol açmıştır.

1960 Garanti ve İttifak antlaşmasıyla adada, 650 Türk askeri ve 950 Yunan askeri kalacaktı.

Anastasiadis’in bu modeli beğenmemesinin sonuçları ortadadır:

40 Bin’e yakın Türkiye askeri adadadır.

Doğu Akdeniz’deki Enerji problemi ,daha büyük tehlikeleri içinde barındırarak, bir dünya sorunu haline gelmiştir.

Kuzey Kıbrıs’ta çözüm isteyen güçler, bu durumda epey güç kaybetmiştir.

Türkiye’nin bölgede ve Kıbrıs’ta etkisi alabildiğine artmıştır.

Görüşmelerde artık, Türkiye’nin istemediği bir planın uygulanma şansı sıfıra yaklaşmıştır.

Kıbrıs Türk tarafındaki politikacılara gelince:

Kıbrıs Türk politikacıları, Kıbrıs Sorununun artık, ULUSLARARASI bir sorun olduğunu kavramalıdır.

Bu Uluslararası sorunda en önemli oyunculardan belki de BİRİNCİSİ Türkiye’dir.

Türkiye’nin bölgesel çıkarları dikkate alınmadan, Kıbrıs Sorununda bir karış ilerlemek artık mümkün değildir.

Kıbrıs Sorunu çözülecekse, Türkiye’nin çıkarlarının karşılanması bir zorunluluk haline gelmiştir.

Anastasiadis’in Montana sürecinde, çözüm planına dinamit koyması, Kıbrıs’ı daha karmaşık ve tehlikeli bir denize doğru sürüklemektedir.

Bu süreci Ortodoks papazlarının duaları kurtaramaz.

      




Etiketler

Benzer Haberler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı