Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Toplum vicdanı için yargı göreve…

Doğuş Derya’nın Meclis’teki konuşmasına karşı sosyal medya üzerinden edilen küfürler, yapılan hakaretler asla kabul edilemez…

Derya’nın politik duruşunu, çoğu görüşlerini paylaşmadığımı ve bu sütunlarda kendisini eleştirdiğimi herkes bilir…
Ancak benim eleştirme hakkım kadar, onun da görüşünü savunma hakkına sonuna kadar saygı duyarım…
Bırakın Derya’nın milletvekili oluşunu… Gelen küfürler, toplum içinde kimsenin kimseye yapamayacağı kadar seviyesiz ve iğrenç.
Üstelik de bir kadına karşı, sözde erkeklik gösterisi…
Bu bir acizliktir…
Aynı seviyede, karşı savunma yapamamanın acizliği…
O küfürlerin sahiplerinin, zaten seviyeli tartışmalar yapabilecek kapasitede olmadığı, yazdıklarından belli…
İki tanesi, arkasında binleri sürüklediği iddiasında, oy pazarlıklarına giren dernek başkanları.
Haklarında çok fazla şey yazmaya gerek yok, onları herkes biliyor…
Bir diğeri, bu ülkede ne yazık ki bakanlık yapmış biri. O da bizim talihsizliğimiz…
Bu noktada, arkalarından gidenlerin, destekleyenlerin külahlarını önlerine koyup düşünme zorunluluğu vardır…
Bu çirkinliklere destek vermekte midirler..?
Toplum içinde cinsiyet terörü estirilmesine onayları var mıdır..?
Toplum içinde bölücülüğe onayları var mıdır..?
Bu sözler kendi karılarına, kızlarına söylense ne derlerdi acaba..?
Dün Meclis Başkanı Sibel Siber, Meclis Komitesi’ndeki Bilişim Suçları Yasası’nın bir an önce geçmesi gerektiğini söyledi…
Yasa geçsin, tamam. Gerçi o Yasa Tasarısı’nın eksiklikleri ile ilgili eleştirilerimiz baki ama tartışılsın, geliştirilsin ve biran önce çıkartılsın…
Ama burada söz konusu olan suç, bilişimle ilgili değildir. Yayın yoluyla işlenmiş suç kapsamındadır.
Bunu sosyal medya, yazılı ya da sözlü medya diye ayıramazsınız.
Hakaret hakarettir, küfür küfürdür.
Bu ülkede, internetin geldiği tarihlerde, yine internet üzerinden işlenen suçların polis tarafından takip edildiğinin ve olayın kamu davası olarak mahkemeye taşındığının örnekleri vardır. Herhangi bir hukukçu, içtihat olarak bu davalara bakıp, izlenen yolu görebilir…
Yani demek istediğim, bu hareketler Bilişim Suçları Yasası yok diye cezasız kalamaz. Kalmamalıdır.
Düşünce özgürlüğünün kısıtlanması, kişilere hakaret-taciz-aşağılama ve tehdit bu ülkede suçtur.
Bölücülük, ayrımcılık da suçtur…
Toplumda kargaşa yaratmak da suçtur…
Olaya bu açıdan bakmak zorundayız…
Toplum olarak bu ahlaksızlığı kabul etmediğimizi, yapanın da yanına kalmayacağını en ciddi şekilde göstermek zorundayız…
Dernekler, birlikler yoluyla karşılıklı eleştiriler ve suçlamalar yeni tahriklere ve bölünmelere neden olmadan, yasal takiple gereği yapılmalıdır…
Eğer bugün bunlara son verdirmezsek, çok daha kötüleri için cesaret vermiş olacağız.
Tehlike büyüktür…
Yargımıza, polisimize güvenmek istiyorum…

 

YERİN KULAĞI VAR                                                                                                                                                 

  İBRET OLSUN DİYE:                                                                                                                                                        CTP Genel Sekreteri Kutlay Erk, Bertan Zaroğlu’nun vatandaşlığının iptalini istedi. Eminim Erk gibi düşünen, on binlerce kişi var. Bizim ülkede söylenen meşhur bir laf vardır, “okundurdum yazındırdım, balagudalya balagudalya” diye (yani, okuryazar olmuş ama adam olamamış).  İşte Zaroğlu için söylenecek tek şey bu. Geçmişi de bu tür söylemlere dolu olan birisi ama bu kez hem haddini, hem de ahlak sınırlarını aşmış. Üç beş oy uğruna bu gibileri vatandaş yapan siyasiler, şimdi eserleriyle gurur duyabilirler. Zaroğlu’nun önce cezası kesilmeli, sonra da vatandaşlığı iptal edilmeli, edilmeli ki, aleme ibret olsun…

SIRAYA GİRDİLER:                                                                                                                                                  Milletvekili Doğuş Derya’ya yönelik linç kampanyasına özellikle sağ görüşlü örgütlerden destekler geliyor. Doğuş Derya’nın sözlerine katılmayabilir, hatta eleştirebilirsiniz de, ancak, yapılan ahlak dışı hakaretleri görmezden gelerek, tek yanlı mesajlar yayınlamak, Bertan Zaroğlu, Kenan Akın gibilerinin sözlerine destek çıkmak değil de nedir..?  

KAYBOLAN YILLAR:                                                                                                                                      Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, “Önümüzdeki 5 yıl çok önemlidir” demiş. Kıbrıs Türkü’nün yavaş yavaş eridiğini düşünürsek, gerçekten de önümüzdeki yıllar çok önemli. Peki ama son 5 yıl yaşadığımız kayıplar? Önemli olan, Kıbrıs Türkü’nün geleceği değil, sizin geleceğinizdir… 

UNUTTUK GİTTİ:                                                                                                                                                      Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’ın hapishanedeki adamı Tiyatrolar Müdürlüğü’ne atadığını birden unuttuk. Üç gün konuştuk, yazdık çizdik de ne oldu? Hala daha hakkında onlarca davanın bulunduğu söz konusu kişi toplumla alay edercesine koltuğunda oturmaya devam ediyor. Anlaşılan, kendisinin görevi iade etme konusunda bir eğilimi yok. Koltuğa yapışmış, her türlü şaibeye rağmen bırakmıyor. Bakanı ise içine sindirmiş, bizim de sindirmemizi bekliyor… 

SİNDİLER:                                                                                                                                                                              Ne dere ıslahlarının mucidi zamanın Ulaştırma Bakanı Hasan Taçoy’dan, ne de “Öyle bir bent yaptık ki, asla sel basmayacak” diye övünen Nazım Çavuşoğlu’ndan son rezalet üzerine bir özür, ya bir izah gördünüz mü? Onu bıraktım, Karayolları’nın yarattığı felaket konusunda bir açıklama? Sorumluluğu paylaşma, ya da hesabını sorma? Göremezsiniz… Dün kürsüden kendisine bu konuda soru sorulurken, büyük bir pişkinlikle Genel Kurul salonunu terk etti. Ayrı partilerde de olsalar, zihniyetleri aynıdır, sin de gulle geçsin…

TÜRKİYE-YUNANİSTAN YENİ PENCERE:                                                                                                                        Kıbrıs konusunda yeni pencere, Türkiye-Yunanistan ilişkilerindeki yakın temas olacak gibi görünüyor. Türkiye Başbakanı’nın Yunanistan ziyareti ile Yunan Dışişleri Bakanı’nın Ankara ziyaretleri ve o ziyaretlerde “Müzakereler yeniden başlamalı” söylemlerinin arkasında, bölgedeki zenginliklerin ortak paylaşımının bulunduğu anlaşılıyor. Rusya’nın Türkiye’den geçecek yeni boru hattı teklifinin bir ayağının Türkiye, diğerinin Yunanistan olmasının Kıbrıs sorununun çözümü için altın fırsat olduğu da dile getiriliyor. Anavatanların böyle bir uzlaşıya varması, Kıbrıs Rumlarınca pek hoş karşılanmayacağı belli. Ancak son dönemde AB’nin de aynı çıkarları paylaşması belki de beklenmedik bir çözümü getirebilir…

ZİRVEDEKİLER                                                                                                                                                           Hüseyin Ekmekçi: “Bertan ve Bertan gibilerde değil kabahat, onlar gibi Kıbrıslılarla Türkiyeliler arasına nifak sokmaya çalışanlara prim veren oy avcılarındadır.” Aynen Ekmekçi gibi düşünüyorum. Bir an önce yaptıklarının yasal yolla bedelini ödemeli bu insanlar. Bu ülkede en büyük suç, bölücülük; en ağır ceza da bölücülük yapanlara verilmeli…

DİPTEKİLER                                                                                                                                                             Karayolları Dairesi: Kaymakamla bir olmuş, belediyeye haber vermeden kendi kafasına göre, birlikte, tonlarca suyun biriktiği bendi kazmış, yıkılmasına sebep olmuş. Açılan davaların hızla ilerletilmesini, yüzlerce mağdurun hakkının aranması en büyük dileğimiz. Kimse bu saatten sonra olaya siyasi gözle bakmasın. Yapılan resmen, ihmalden kaynaklanan bir suç. Faili ortaya çıkarılmalı ve cezalandırılmalı…