Aralık ayı, dünyadaki büyük altüst oluşları en fazla yansıtan ay oldu. Hemen hemen her gün, dünyayı altüst eden haberlerle uyanıyoruz. Birkaç gün önce, Avustralya’da, masum insanların rehin alınması ve ardından kanlı biten rehineleri kurtarma operasyonu daha bitmeden, bu kez de, Pakistan’daki askeri okul baskını gündeme geldi. Her iki kanlı olayda, başrolde Fanatik İslam’ın olması, üzerinde çok düşünülecek bir olaydır. Pakistan’da, Taliban’ın askeri okulu basmasıyla, Pakistan da adeta bir kan gölüne döndü. Pakistan’ın Peşaver kentinde silahlı 6 Taliban militanı askeri okulu basarak 500 öğrenciyi rehin aldı. Baskın sonrası çıkan çatışmada çoğu öğrenci 148 kişi öldü, 122 kişi de yaralandı. Pakistan ordusu, saldırıyı düzenleyen 9 militanı öldürdü.
İslami grupların iktidar hırsıyla, bu kadar saldırgan olmaları ve masum insanların hayatını hiç dikkate almamaları bütün dünyayı ciddi olarak tedirgin etmektedir.
IŞİD tehdidi devam ederken, bu tehdidin yarattığı olumsuz hava, tüm dünyada İslami grupları zor duruma sokarken, Avustralya ve Pakistan’daki katliamlar, İslam’a bakışı daha derinden etkileyecektir.
İslami gruplar, feodalizmin karanlık bataklığından beslenmekte ve bu gruplar, etraflarındaki insanlara farklı bir dünya vaadinde başarılı olmaktadır.
İslami fanatik grupların etkili olmasında, Filistin halkının uğradığı haksızlığa tüm dünyanın kayıtsız kalmasının da etkisi bulunmaktadır.
Özellikle Amerika ve Batı’nın İsrail yanlısı tutumları, fanatik İslami grupların güçlenmesinde belirleyicidir.
Feodalizmin etkisi altında bulunan Afganistan ve çevresindeki Pakistan da, İslami terör örgütlerinin filizleneceği bataklığı büyütmektedir.
Afganistan’ın Rus ve daha sonraki Amerikan işgaliyle birlikte ortaya çıkan çelişmeler, bölgede dincilerin ve daha sonra da Taliban’ın güçlenmesi için uygun bir ortam yaratmıştı.
IŞİD de, Orta Doğu’daki bataklıktan güç alarak tüm dünyayı tehdit eder hale gelmiştir.
Dini akımlardan, Gülen Cemaati ile Tayyip Erdoğan ÇATIŞMASI da Türkiye’yi her an bataklığa çevirebilecek bir potansiyele sahiptir.
Putin’in Ukrayna krizi karşısındaki tutumu ve Kırım’ı ilhak etmesi de dünyadaki çelişmeleri iyice karmaşık hale getirmiştir.
Amerika ve Batı’nın Rusya’yı cezalandırma eylemleri, Rusya’nın ekonomisini ciddi bir şekilde tehdit etmeye başlamıştır. Bu eylemle birlikte kısa bir zamanda 100 MİLYAR doların üzerinde bir para Rusya’dan çıkarak Batı’ya kaymıştır.
Rusya’yı cezalandırma senaryosu içerisinde, petrol fiyatlarını düşürme stratejisi de önemli bir rol oynamaktadır.
Petrol üreten ülkeler, bu düşüşle birlikte, ekonomik yıkım sürecine gireceklerdir. Bu ekonomik yıkım süreçleri, ardında iç ve dış karışıklıkları getirecektir.
Ruble’nin hızla değer kaybetmesi, Türkiye’de de, Türk Lirası’nın değer kaybını tetikledi.
Son birkaç günde, Türk Lirası dolar karşısında %7 civarında değer kaybetti.
Bir yanda İslami tehdit, diğer yanda ekonomik yıkım, tüm dünyayı, yeniden büyük karışıklıklara ve maceralara doğru sürüklemektedir.
Orta Doğu bataklığının hemen yanında yer alan Kıbrıs, kendi bütünlüğünü sağlamada adım atmadığı takdirde, çevresinde oluşan bataklığın içine çekilme olasılığı da hızla artmaktadır.
Kıbrıs, Türkiye’deki iç kargaşalığın ve iktidar savaşlarının dışına çıkmayı başaramazsa, oradaki karışıklıkların da,Kıbrıs’a sıçraması olasılığı güçlenmektedir.
Dünya, globalizmle tek pazar haline gelirken, sorunlar da tüm insanları etkiler bir hal almıştır. Bundan çıkış yolu ise, özgür bir dünya hedefiyle, sorunlara enternasyonalist çözümler önermek ve üretmekten geçmektedir.
































