Toplum travma yaşıyor

12 Temmuz 2018 Perşembe | 09:51

Psikolojik Danışman Doç. Dr. Aslı Bugay Sökmez, son dönemlerde ülkemizde ve Türkiye’de yaşanan şiddet, tecavüz, hayvan katliamları, çocuk istismarları ve cinayetlerinin toplumu travmatize ettiğini ve herkesin yaşananlardan etkilendiğini söyledi

Eniz ORAKCIOĞLU

ODTÜ Kıbrıs Kampüsü Rehberlik ve Psikolojik Danışma Program Koordinatörü, Psikolojik Danışman Doç. Dr. Aslı Bugay Sökmez, n dönemlerde ülkemizde ve Türkiye’de yaşanan şiddet, tecavüz, hayvan katliamları, çocuk istismarları ve cinayetleri ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Dünya Sağlık Örgütünün raporlarında dünyada 3 kadından 1’i fiziksel şiddete uğrarken, her 10 çocuktan 6’sı da istismara uğradığını vurgulayan Sökmez, medyanın üzerine düşen görevin farkındalık yaratmak ve tutum değiştirmek olması gerektiğini söyledi.

Medyada haberin nasıl sunulacağının çok önemli olduğunun altını çizen Sökmez, Özellikle cinsel istismar haberlerinde haberin pornografikleştirildiğini bu durumun da pedofili veya küçük çocuklarla cinsel ilişki düşünen insanlar için tahrik edici bulunabildiğine dikkat çekti.

“Medya, cinsel istismar olaylarını pornografikleştiriyor”

Psikolojik Danışman Doç. Dr. Aslı Bugay Sökmez, Eskiden de çocuğa, kadına veya hayvanlara istismar olduğunu hatırlatarak, nüfusun artması ve medyanın gücü ile bu tür olayların daha görünür hale geldiğin söyledi. Medyanın bu olayları pornografikleştirdiğini aktaran Sökmez, haberlerde bu olayların çok detaylı yer aldığını ve bu detayların bir kısım insan için olayı daha da iğrençleştirirken, bir kısım insanda da daha çok merak uyandırıp yapılabilir hale gelmesine neden olduğunu belirtti. Sökmez, bu durumun sadece istismar haberleri için geçerli olmadığını, şiddet, hırsızlık ve cinayet gibi haberler için de geçerli olduğunu, haberlerde detaya girildiğinde, kamera olaya zum yaptığında kötü niyetli insanlar için bu olayların yapılabilir hale geldiğini vurgulayarak, özendirdiğini ve örnek aldırdığını kaydetti.

“Haberler yol gösterici olabiliyor”

Bugay, medyanın olayların detayına yer vermesi ile olayın bazı kesimler için yapılabilir hale gelmesini örneklerle açıklayarak, şunları söyledi; “Daha önce medyada yankı uyandıran yavru bir köpeğin ayaklarının kesilmesi haberinden yola çıkabiliriz. bu olayda detaylar habere yansıdığın da, bunu izleyen normal, sağlıklı bireyler tedirgin olup, olayın ciddiyetinin farkına varabilirken,  psikopatolojik rahatsızlık eğilimi olan insanlar için ise daha özendirici, daha örnek alıcı ve yapılabilir hale gelebilmektedir. Bir başka örnek vermek gerekirse de hırsızlık vakalarında haberde eve giren hırsınızın detayları ile yine hırsızlık yapmayı düşünen kesimler için yol gösterici olabilmektedir. Diğer bir örnek ise 3 yaşında çocuğun başına gelen insanlık suçu çoğunlukla izleyicide tiksinti uyandırabildiği gibi bir kısmında da “nasıl bağırsaklarını, midesini parçalayacak bir cinsel ilişki modeli olur?” diye merak uyandırabiliyor” şeklinde konuştu.

“Olayın sunumu önemli”

Medyada haberin nasıl sunulacağının çok önemli olduğunun altını çizen Sökmez, Özellikle cinsel istismar haberlerinde haberin pornografikleştirildiğini bu durumun da pedofili veya küçük çocuklarla cinsel ilişki düşünen insanlar için tahrik edici bulunabildiğine dikkat çekti. Öte yandan Sökmez, medyanın olaylar sonrasında alınan 3-5 aylık cezalara işaret etmesinin ve cezanın az olduğunu vurgulayıp halkın tepki vermesi için yaptığı haberlerin olumlu olduğunu, fakat psikopatolojik rahatsızlığı olan erkek egemen kültürdeki kişilerin tecavüz haberi ve sonunda alınan yetersiz cezalardan haberdar olmasının olayı onlar için daha cazip hale getirdiğini vurguladı.

“10 çocuktan 6’sı cinsel istismara uğruyor”

Son dönemlerde basına çok fazla yansıyan çocuk istismarları, tecavüzleri ve cinayetleri ile ailelerin eskiye göre daha tedirgin olduğunu ve çocuklarını gönül rahatlığı ile sokağa bırakmaya korktuklarını belirten Sökmez, dünyada 10 çocuktan 6’sının cinsel istismara uğradığını kaydetti. Sökmez, Eskiden günümüze yaşanan ensest ilişki ve cinsel istismar olaylarında tecavüz noktasına ulaşmadıkça da olayın hatırlanmadığını ve duyulmadığını aktardı.

“Üsluba dikkat edilmeli”

Medyada olayların kesinlikle verilmesi gerektiğini ama olayda kullanılan üslubun tahrik edici ve örnek aldırıcı olmaması gerektiğini vurgulayan Sökmez, bu haberlerin merak uyandırıcı değil caydırıcı olması gerektiğini kaydetti. “Etik anlayışa sahip pedagojik bakış açısıyla caydırıcı haberlerin yapılabilmesi için medya mensuplarının bilinçlenmesi ve eğitim alması toplum üzerinde sağlıklı etki yaratabilmek için şarttır” diye konuşan Sökmez, Bu durumun sadece cinsel şiddet suçları için değil her türlü hırsızlık, dolandırıcılık, cinayet ve kadına yönelik şiddet suçları için de geçerli olduğunu sözlerine ekledi.

“3 kadından 1’i fiziksel şiddete uğruyor”

Sosyal medyadaki tepkilere de değinen Sökmez, bu tepkilerin sağlıklı olduğunu düşünmediğini, korku ve kaygı ile verilen şiddet içeren tepkiler olduğunu aktardı. Şiddeti şiddetle kınamanın doğru olmadığının altını çizen Sökmez, bu noktada çok yoğun bir eğitim eksikliği olduğunu söyledi. Kadına, çocuğa ve hayvana yönelik şiddetin altında yatan sebeplerden en önemlisinin onlara yönelik olumsuz tutumdan kaynaklandığına dikkat çeken Sökmez, eğer bunlara karşı olumsuz bir tutum varsa şiddet olumsuz tutumu olan kişinin kafasında meşrulaştığını belirtti. Dünya Sağlık Örgütünün raporlarında dünyada 3 kadından 1’i fiziksel şiddete uğrarken, her 10 çocuktan 6’sı da istismara uğradığını vurgulayan Sökmez, medyanın üzerine düşen görevin farkındalık yaratmak ve tutum değiştirmek olması gerektiğini söyledi. Şiddeti uzun dönemde eğitimle değiştirebileceğimizi aktaran Sökmez, Şeriata da şiddete şiddetle cevap verildiğini, hırsızlık yapanın elinin kesildiğini ama bunun çözüm olmadığını sözlerine ekledi.

“Olayların magazinsel kısmı konuşuluyor”

Ülkemizde yaşanan bir annenin çocuğunu öldürme vakasından yola çıkarak sözlerine devam eden Sökmez, herkesin olayın magazinsel yönünü konuştuğunu söyledi. Sökmez, KKTC’de yaşanan cinayetle ilgili olayın “Şuradan tanıyoruz, kocası da buymuş, şu işi yaparmış, bilmem kimin kızıymış” gibi detaylarının ve magazinsel kısmının konuşulduğunu da sözlerine ekledi. Ülkemiz için bu konuların yeni bir konu olduğunu, çünkü küçük toplumlarda bu tür olayların daha az yaşandığını vurgulayan Sökmez, KKTC’nin küçük toplum olmasından kaynaklı insanların birbirini tanıması ve bir hata yaptığı zaman komşularının yüzüne nasıl bakacağı yönünde bin kere düşünmesi anlamına geldiğini aktardı.

Küçük toplumun koruyucu bir faktör olduğunu ve bu nedenle insanların yaşanan olaydan dolayı şaşırdığını söyleyen Sökmez, Sosyal medya faktörü ile mesafelerin azaldığını ve Kıbrıs’taki bir habere Türkiye’den, Türkiye’deki bir habere de Kıbrıs’tan tepki olabileceğini kaydetti. Sökmez, Türkiye’de cinsel saldırı, cinayet, hayvana ve kadına şiddet gibi haberleri çok çıktığını ve bu durumun Kıbrıs halkını da etkilediğini belirtti.

“Hepimiz travmatize oluyoruz”

Yaşananların hepimizi travmatize ettiğini ve etkilediğimizi vurgulayan Sökmez, bu olaylardan herkesin aynı dereceden etkilenmesinin mümkün olmadığının altını çizdi. Sökmez; küçük çocuğu olanların ve benzer özelliklerde yaşamı olan insanların son zamanlarda yaşanan çocuk tecavüzleri ve çocuk cinayetleri karşısında daha çok etkilenebileceğini belirterek, hayvan besleyen kişilerin ve hayvanlara duyarlı olan kişilerin köpeğe işkence edildiğine dair bir haberden daha çok etkilenebileceğini söyledi. Sökmez, “Bu noktada demek istediğim hayvan beslemeyen kişilerin de hayvanlara duyarlı olabilmesi, aldıkları eğitimle o köpeği veya kediyi tekmelememesi gerektiğini bilmesidir” şeklinde sözlerine son verdi.