Kıbrıs sorununda yeni süreç başlıyor

12 Temmuz 2018 Perşembe | 09:55

TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ülkemizi ziyareti esnasında Kıbrıs konusunda yaptığı açıklamaları değerlendiren Prof. Dr. Niyazi Kızılyürek ve Prof. Dr. Yücel Vural, Kıbrıs konusunda yeni bir süreç başlayacağını ve bu sürecin çok önemli olduğunu vurguladı

Eniz ORAKCIOĞLU

Türkiye Cumhuriyeti (TC) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ülkemizi ziyareti esnasında Kıbrıs konusuna yaptığı açıklamaları değerlendiren Prof. Dr. Niyazi Kızılyürek ve Prof. Dr. Yücel Vural, açıklamaları biraz abartılı bulduklarını belirtti.

Kızılyürek siyasilerin açıklamalarının günü birlik açıklamalar olduğunu söyleyerek, Kıbrıslı Rum yetkililerin veya Türkiye Yetkililerinin genellikle birbirlerini suçlayarak tavır aldıklarını belirtti.

DAÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Vural, Erdoğan’ın, mevcut durumu değerlendirirken de Kıbrıs Rum siyasetine ilişkin eksik verilerle hareket ettiğine dikkat çekerek, Kıbrıs Rum tarafının ilk kez çözüme bu kadar yakın durduğunu kaydetti.

Kızılyürek: Taraflar birbirlerini suçlayarak tavır alıyor

Prof. Dr. Niyazi Kızılyürek,  ülkemizi ziyaret eden TC Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kıbrıs konusundaki açıklamalarını değerlendirdi. Kızılyürek siyasilerin açıklamalarının günü birlik açıklamalar olduğunu söyleyerek, Kıbrıslı Rum yetkililerin veya Türkiye Yetkililerinin genellikle birbirlerini suçlayarak tavır aldıklarını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bahsettiği gibi son 50 yılda Türk tarafının çözüm çabası ortaya koyduğunu söylemenin abartılı bir söylem olduğunu aktaran Kızılyürek, “Crans Montana konferansı bilindiği üzere çökmüştür ve orada tarafsız bir gözlemcinin raporu vardır. Öte yandan tarihi bir fırsat heba ediliştir, bunlarda taraflar sorumludur” dedi.

“Erdoğan’ın açıklamaları yumuşaktı”

Yeni bir süreç başladığının altını çizen Kızılyürek, Türkiye’nin çözüme dönük desteğinin devam edeceğini söyleyen Sayın Erdoğan’ın açıklamalarını yumuşak bulduğunu kaydetti. Türkiye’nin onayı olmasaydı BM Genel Sekreteri Guterres’in  üst düzey bir BM yetkilisini tarafların nabzını yoklamak için adaya göndermeyeceğinin altını çizen Kızılyürek, Temmuz ayında ayaya gönderilecek Sayın Luther’in Kıbrıs sorununu çözmek için bir fırsat olduğunu belirtti.

“Yeni bir sürece girdik”

Sayın Luther’in yapacağı nabız yoklama sürecinden sonra Kıbrıs konusunun daha da netleşeceğine dikkat çeken Kızılyürek, eğer uygun zemin varsa yeni bir Crans Montana süreciyle, sürecin yeniden çalıştırılacağını kaydetti. Sayın Luther’in adada yapacağının tarafların iradelerini sınamak olacağını vurgulayan Kızılyürek, Kıbrıs Rum tarafının özellikle siyasi eşitlik ve katılım konusundaki tavrının, Kıbrıs Türk tarafının ise toprak konusundaki tavrının ne olacağının çok önemli olduğunu sözlerine ekledi. Öte yandan Türkiye’nin de garantörlük konusundaki düşüncesinin de bu süreçte oldukça önemli olduğunu söyleyen Kızılyürek, sınama sürecin bu üç başlık üzerinden gideceğini belirtti. Sonuç olarak da aktörlerin tavırlarına bağlı olarak ya yeni bir müzakere masasının kurulacağını, ya da kurulmayacağını aktaran Kızılyürek, tüm tarafların iradelerinin yeniden sınanacağı bir döneme girmiş olduğumuzu vurguladı.

“Siyasi eşitlik masada belli olacak”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerinden yola çıkarak tarafların genellikle öteki tarafın kusurunu söylemeye yatkın olduklarını belirten Kızılyürek, Kıbrıs Rum tarafının siyasi eşitlik konusunda Kıbrıslı Türklerle devlet erkini paylaşmaya niyetleri var mı, yok mu konusunun zaten açık bir konu olduğunu kaydetti. Guterres’in ortaya koyduğu çerçevede de Kıbrıslı Rumlardan istediği şeye bakıldığında Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliği ve dönüşümlü başkanlığını kabul etmeleri doğrultusunda olduğunu söyleyen Kızılyürek, Kıbrıslı Rumların bunu kabul edip etmediğinin ise masada beli olacağının altını çizdi. Kıbrıs Rum tarafının böyle bir şartı kabul etmek için öne başka şartlar koştuğuna dikkat çeken Kızılyürek, Rumların güvenlik ve garantiler konusunda ne alacağını görmeden bu konuda bir şey vermeyeceğini dile getirdiğini söyledi. Kızılyürek, “Kıbrıslı Rumların devlet iktidarını paylaşmaya yanaşmıyor” söylemlerinin doğru olduğunu, fakat “garanti antlaşması ortadan kalkarsa dönüşümlü başkanlığı vermeye hazırız” diyen bir tavırları da olduğunu aktardı.

“Kim ayak sürüyor yeni süreçte belli olacaktır”

Taraflar zaten karşılıklı olarak bir suçluluk oyunu oynadıklarını belirten Kızılyürek, “Tarafların neyi kabul edip etmeyeceklerini daha net bir şekilde göreceğimiz bir süreç başlayacaktır. Bu yeni süreç eski süreçlerdeki gibi de olmayacak, dönüm noktası olacaktır. ve hangi tarafın ayak sürdüğünü, çözüme dönük ortaya sağlam irade koymadığını net bir şekilde dünya kamuoyunun göreceği bir dönem olacaktır” şeklinde konuştu.

Vural: Ortaklığı reddedenler vardır

DAÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Vural, TC Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Kıbrıslı Rumların Kıbrıslı Türklerle bir ortaklık kurma planları olmadığından artık kimsenin şüphe duymaması gerekir” açıklamalarını değerlendirdi. Öncelikle bu söylemin Kıbrıs Rum toplumu içinde “Kıbrıslı Türklerle ortaklık kurmama” yönünde yaygın bir mutabakatın olduğu şeklinde bir iddiayı içerdiğini söyleyerek, Kıbrıs Rum toplumu içinde mevcut durumu sürdürerek Kıbrıslı Türklerle ortaklığı reddedenlerin bulunduğunun bir gerçek olduğunu belirti.  Bu eğilimin Kıbrıs Rum toplumunu temsil etme kabiliyeti olan bir eğilim olmadığını vurgulayan Vural, Tam tersine siyaset sahnesindeki Kıbrıs Rum partilerinin önemli bir bölümü Federal ilkeler temelinde bir çözümü kabullenmiş durumda olduğunu aktardı. Bununla birlikte Kıbrıs Rum siyasetinde söz sahibi olan başlıca aktörlerin Kıbrıs Türk tarafının tarif ettiği şekilde bir federasyonu kabul etmediklerinin altını çizen Vural,  buradan “çözüm değil, adaya tek başlarına sahip olmak istiyorlar sonucunu çıkaramayacağımızı kaydetti.

“Başka bir çıkış yolu vardır yaklaşımı yanıltıcıdır”

Sayın Erdoğan’ın söylemindeki ikinci ana unsurun, Kıbrıslı Türklerin çözümden başka bir çıkış yolunun bulunduğu şeklindeki yanıltıcı yaklaşım olduğunun altını çizen Vural, “Kıbrıslı Rumlarla uzlaşmaya dayalı bir çözüm perspektifi dışında yer alan seçenekler Kıbrıs Türk toplumu için kalıcı siyasi ve ekonomik istikrar öngörmemektedir. Türkiye’nin çözüm perspektifinden uzaklaşması tarihsel olarak da kanıtlandığı gibi Kıbrıs Türk toplumunun yararına sonuçlar üretmemektedir. En azından konfederasyon ve ilhak söylemlerinin resmi düzeyde dile getirildiği 1990’lı yılların sonunda yaşananları hatırlamamız gereklidir” dedi.

“Rumlar, ilk kez çözüme bu kadar yakın duruyor”

Erdoğan’ın, mevcut durumu değerlendirirken de Kıbrıs Rum siyasetine ilişkin eksik verilerle hareket ettiğine dikkat çeken Vural, Kıbrıs Rum tarafının ilk kez çözüme bu kadar yakın durduğunu kaydetti. Bunun nedeninin de tarihsel olarak karşıt iki siyasi eğilimin federal çözüm konusunda dolaylı dahi olsa bir uzlaşıya varması olduğunu belirten Vural,Bunun ötesinde, son yıllarda yaşananların aksine, Kıbrıs Rum tarafının uluslararası toplumun çözüme katkı sağlayıcı adımlarına olumlu yanıt vermiş olması ve hatta dışarıdan bir müdahale anlamına gelebilecek olan Guterres çerçevesi zemininde müzakereleri kabul etmiş olması olduğunu söyledi.

“Stratejik anlaşma çözüm için önemli”

“Erdoğan’ın çözümden beklentisinin kalmadığını ifade etmesinin başka nedenleri de olabilir” diye konuşan Vural, “Özellikle Türkiye’nin Batı ile gerilen ilişkileri, Kıbrıs üzerinden Batı’ya bazı mesajlar gönderilmesini gerekli kılmış olabilir. Sayın Erdoğan’ın söylemlerinden ayrı olarak, uluslararası toplum önünde Kıbrıslı Türklerin temsilcisi olarak kabul edilen Sayın Akıncı’nın ne söylediği ya da ne söyleyebileceği de büyük önem taşımaktadır. Sayın Akıncı, BM Genel Sekreteri Sayın Guterres’ın müzakere sürecine kazandırdığı zemini yani Guterres Çerçevesi’ni kabul ettiğini açıklayarak çözümsüzlük perspektifine bir alternatif sunmuş bulunmaktadır. BM’nin nabız yoklayarak başlatacağı önümüzdeki dönem, tarafların bu alternatifi destekleyip desteklemeyeceklerine ya da bunu değerlendirmeyi becerip beceremeyeceklerine göre şekillenecektir. Sayın Guterres’in öngördüğü şekilde bir stratejik anlaşmaya ulaşılması Kıbrıs sorununun çözümü için önemli bir adım oluşturacaktır” diye konuştu.