Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Tekerlek döndükçe Amerika da dönmekte!

Dışişleri Bakanı Kerry Rum Dışişleri Bakanı Kasulidis’le makamında görüşürken, “Amerika müzakerelere karışmaya devam edecektir” dediğini okuduğumda, “hah dedimdi Güney b…’u yedi!” Çünkü olaylarla ispatlıdır:

Bugüne kadar ABD’nin ilgilendiği, fiilen karıştığı yahut karıştırdığı veya bizzat savaştığı hiçbir ülke yoktur ki “bölünmesin!” “İki yahut çoklu devletler haline gelmesin!” “Kuzey Güney yönlerinde, ABD Rusya yanlıları olarak yerlerini almasın! Tutun ki Amerika bir dünya terminatörü! Öte yandan:

Müzakerelere zaten karışıyordu! Fakat öyle “bölünmeden” söz ederek değil. Nitekim adaya geldiğinde “Türk-Rum” demedi, “Kıbrıslılar” dedi! Tutun ki “Amerikalılık ruhundan” kaynaklı bir siyasi yaklaşım serdetti! “Halklar” değil, “halk vardır” demeye getirdi, birleşik Kıbrıs efkârına o da katıldı! Sanırsınız ki dünyanın jandarması değil, Allah’ın dünya yüzündeki barış meleği!

BUNA KARŞILIK: Ta geçmişlerde 1974’ün hemen sonrasında ki henüz Değirmenlikte şelale gibi su akardı.. İşte o yıllarda yine Ecevit’in büyük gafından dolayı çözümsüz kalan sorun nedeniyle büyük yeis içindeki halk “Kıbrıs siyasi sorununu çözecekse Amerika çözecek” diyordu. Ve ABD Dışişleri Bakanı Kissinger’in Ecevit’e adeta yalvarırcasına “ben yakında emekliye çıkıyorum aman bu sorunu çözelim” diyerek yırtındığını dönemler!

SONRA TEKERLEK DÖNDÜ: Amerika dünyanın öteki yörelerini parçalayıp bölmeye devam ederken ada üzerindeki inisiyatifini kaldırdı. Yerine Avrupa oturdu! Bize de “bu sorunu çözecekse AB çözer” demek kaldı!

TEKERLEK BİR DAHA DÖNDÜ: Çünkü ABD uzaklaştığı Ortadoğu’ya tekrar indi. Nedeni de Afganistan’da, Kore’de, Vietnam’da bile görülmeyen savaşların bu kez Ortadoğu’nun tepesine düşmesiydi! Ve Kıbrıs bir kez daha Amerika için gündem haline geldi!

ANCAK: Bu küçük adada sadece Türkler ve Rumlar yoktur! Sayalım: Türkiye vardır. Yunanistan vardır. İngiltere vardır. Nato vardır. Rusya vardır. Mısır İsrail vardır! Ayrıca Güney AB ve BM’ler üyesi olarak da vardır. Ve şimdi de Kerry’nin ifadesi ve müzakerelere “karışmacılığı” sözü ile bilfiil Amerika da vardır.

“Hoş geldin Amerika” diyelim ama soralım da: Bu ada bunca ülke teşkilat, birlik için çok küçük değil mi?


SUYUN İHALESİ NEDEN ANKARA’DA VE KKTC’SİZ AÇILDI!

Su sorunu, sorunlarına sorunlar ulanarak devam ediyor. Tam bunu düşünürken aklıma şu soru takıldı: “Devletler de insanlar gibi birbirleri ile inatlaşıp birbirlerinin ayaklarını kaydırmak için birbirlerine bayda atarlar mı?” Her halde!

Ve tam bu düşüncede “yoksa Ankara’yı fena mı kızdırdık” diyorum. Çünkü su ile ilgili bir ihale açılıyor ve KKTC yok sayılıyor!

Oysa ne diyoruz biz? “Hatta diyoruz bu sıkıntılı dönemlerde Türkiye’nin bize bu suyu bir süreliğine bedava vermesi gerekir ki hem ikili ilişkileri olumlu etkilesin hem de “evet belediyeler için bir hayat öpücüğü olsun!”

FAKAT: Eğer haberler doğruysa tersi olaylar cereyan ediyor. Suyun yönetimine ilişkin ihale bir yıllık geçiş süreci için TC’deki Devlet Su İşleri tarafından Ankara’da açılıyor.

İhalede KKTC’nin adı geçmiyor! Dolayısıyle KKTC Devlet Su İşleri Dairesi de dışta bırakılıyor!

İhalede 51 kişinin istihdamından söz ediliyor ama TC’den mi KKTC’den mi belirtilmiyor!

İhaleye KKTC firmalarının katılıp katılmayacağına yönelik bir belirti de yok!

Havadis gazetesinin dünkü haberinden aktardığım bu bilgiler de gösteriyor ki Ankara “geçiş dönemini” kendi yürütecek…

GÜVEN YARA ALDI! Aylardır TC’den akan su üzerinden Türkiye “hakaretlere” varan saldırılara uğramaktadır!

Böylesi bir dünyasal olayı o kadar basite indirgedik ki “bu su batan belediyeleri kurtarmak için Geçitköy’e akıtılmaktadır” imajını bile çaktık! Üstelik imajı geçin, gerçek!

SONUÇ: Yarın çözüm olursa bu adada Rum’la baş başa ve Türkiye’siz kalacağız! Hem de bu hasletlerimizle! Oysa:  “Politika yapmasını bilmiyoruz! İkili ilişkiler kurmasını becermiyoruz! Kaynaklarımıza nasıl sahip çıkacağımız konusunda bir fikrimiz yok!

Denetim yapamıyor, yapamadığımız için de memleketi “düzensizliğin anaforuna” sokuyoruz!

Laf dinlemiyor, buna karşılık çok lafazanlık yapıyoruz!..

DOĞRUSU Ankara bize iyi dayandı! Fakat tam da Ankara’ya daha fazla dayanıp güç almak istediğimiz bir sırada KKTC’e attığı bu ihale baydası “eğer canımızı yakmak için bu şekilde yapılmışsa” doğru olmadı!

Yok, eğer son zamanların siyaset trendi haline gelen “Kıbrıs’taki Türk halkını yaşadığına yaşayacağına pişman edip çözümde evet demesini dayatmak için bir tertipse” doğrusu iyi düşünülmüş modellerden biri oldu, çünkü gitgide, “evet” deyip bu karmaşa ile “yokluktan” kurtulma fikri beyinlere iyicene yerleşiyor!