UBP/DP-UG seçim ittifakının gerçekleşeceği ortaya çıktı. Bir anlamda beklenen oldu.
Neden beklenen diyorum onu anlatayım…
Daha bundan bir ay önce Hüseyin Özgürgün, Serdar Denktaş’ın ne samimiyetsizliğini bırakmıştı, ne sözünü tutmamasını. Geçmişte yaptıkları ittifaklarda da aldatıldığından dem vurmuştu… Serdar Denktaş’ın “sağın lideri” havalarına bozulduğunu söylüyordu. Hatta bundan daha on gün önce bir TV kanalında “ittifak olmayacak” bile demişti…
Bu sözleri söyledikten bir kaç gün sonra iki partinin ittifak çalışmaları başlaması, sonucunun geleceğini gösteriyordu zaten. İşte onun için beklenen oldu diyorum…
Özgürgün’ün atıp tutmaları, “hükümeti bırak da gel” söylemleri, daha önce yaptığı gaflar gibi ortada kaldı, hanesine yazıldı, o kadar. Daha açık ifadeyle, Özgürgün, özellikle Eroğlu’ndan gördüğü baskıya dayanamadı. Hatta baksanıza UBP Genel Sekreteri Sunat Atun daha ileriyi de işaret ederek, “Yerel seçimler güç birliğinin başlangıcıdır” ifadesini bile kullanmaktan çekinmiyor…
Serdar Denktaş’sa, hükümeti bırakmayı asla düşünmediği için, bu süreçte çok konuşmadı. Ortada görünenler ittifak lobisinin elemanlarıydı. Yani daha çok DP’nin UG’leri…
Ancak bu ittifak artık kesinleştiğine göre, ortada birçok yeni soru var. Nasıl bir ittifak yapacaklarını hafta sonundan önce, büyük bir ihtimalle Cuma günü açıklayacaklarmış. Şimdi CTP de bu açıklamayı bekleyecek herhalde. Yani UBP ile DP arasındaki işbirliğinin “kurumsal” mı, değil mi olduğunu belirleyecek…
Hani CTP milletvekilleri “Hükümeti bozarsak biz bozarız” diyorlardı ya, işte düğüm tarağa geldi. Hükümeti, kendilerine karşı ittifak yapanlar değil, bizzat kendileri bozmuş olacaklar.
Ta başından söylediğimiz gibi, CTP keşke bu krizi adam gibi yönetilebilseydi. Keşke CTP bu ittifak olayında bocalamasa, dik durabilseydi. “Benim derdim karşımdaki partilerin ortak aday çıkartması değil, ülkenin durumu, Kıbrıs konusu, benim bu konularda sorumluluğum var” diyebilseydi. Diyemedi. Bir kaşık suda boğuldu.
Bu arada, mutabakata göre bazı bölgelerde UBP’nin de DP-UG’nin de ayrı ayrı adaylar çıkartacağı açıklandı. Bakarsınız CTP bu durumu “Tamam, bu ittifak kurumsal değil” şeklinde değerlendirip, hükümetin devamı için kararı alabilir. Her ne kadar Kutlay Erk, bu ittifakı “kurumsal” olarak nitelese de, kararı bu akşam toplanacak Parti Meclisi’nin vereceğini söylüyor…
Ancak bu noktadan sonra ne yaparlarsa yapsınlar, bu hükümet artık topal ördektir. UBP/DP-UG adayları rahatlıkla seçime gidecekler, parsayı toplayacaklardır. 2015 hesabı yapanlar ise oturdukları koltukta, rahatlıkla arkalarına dayanmışlar keyfini sürüyorlar.
Durumun bu noktaya gelmesinin sorumlusu ne UBP, ne de DP’dir. İlle de bir sorumlu arayacaksak, bu krizi yönetemeyen CTP’dir…
YERİN KULAĞI VAR
SIRADAKİ GELSİN:
UBP ile DP arasında genel seçimlerin hemen ardından başlayan ve uzun bir süre gayrı resmi olarak sürdürülen “sağda güç birliği” denemesi, yerel seçimlerle birlikte hayata geçiriliyor. Bu güç birliğinin sadece yerel seçimlerde değil, daha da ileriye taşınacağı ve iki partinin tek çatı altında birleşeceği artık gerçeğe dönüşüyor. Önce yerel seçimler, ardından cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yapılacak güç birliği ve nihayetinde sağda tek partinin hayata geçmesi için ortada hiçbir engel kalmadı…
CTP PM TOPLANIYOR:
Sağda işbirliği konusunda UBP ile DP’nin genel çerçevede anlaşmalarının ardından gözler CTP’ye çevrildi. CTP Parti Meclisi bugün, son gelişmeleri değerlendirmek üzere toplanıyor. İnşallah UBP ile DP-UG arasındaki birlikteliğin “kurumsal” olup olmadığını tartışıp boşuna zaman kaybetmezler…
EĞLENCELİK:
Tehditler havada uçuşuyor… Serdar Denktaş ortağını medya yoluyla farklı bir görüntü ortaya çıkartmakla suçlarken, kendisinin de çıkıp, kamuoyuyla her şeyi paylaşacağını söylüyor. “Hükümet bozulursa, suçlusu ben olmayım” telaşından başka bir şey değil. Haydi, alın size yeni bir tiyatro. Boş verin yerel seçimlerden, ya da hükümetten beklediklerinizi, seyredin, eğlenin…
YAPTIKLARIMIZ YAPACAKLARIMIZIN TEMİNATI:
KKTC’deki mevcut 28 belediyenin 17’sini elinde bulunduran UBP ile DPUG, yeni birliktelikle bu sayıyı daha da yukarıya çıkartmaya çalışacak. Ancak mevcut 17 belediyenin mali yapısına baktığımızda, ikisi hariç neredeyse hepsi de borç batağında. Maaş ödemekten aciz bir belediyecilik örneği sergiliyorlar. Bu gerçekler ortada dururken, daha çok istemelerini anlamak mümkün değil. Yerel yönetimlerde hiçbir başarısı olmayan bu iki partiye güvenip nasıl oy vereceğiz bilmiyorum…
LEFKOŞA’DA HASAN SERTOĞLU:
UBP ile DP arasında varılan mutabakat gereği Mağusa’da ortak aday, DP’den İsmail Arter olurken, Lefkoşa adayı olarak UBP’den Hasan Sertoğlu’nun adı kesinleşmiş gibi. Özellikle KTFF başkanlığı sırasında KOP ile yapılan anlaşmadaki dik duruşu ile dikkat çeken Sertoğlu’nun sol seçmenden de oy alabileceğine dikkat çekiliyor… Tabii Sertoğlu’nun UBP adaylığı, Özgürgün’e onun hakkında söylediklerini de yutturmuş olacak.
DAHA NEYİ BEKLİYORLAR:
Dün Sim TV’de bir programa katılan CTP Genel Sekreteri Kutlay Erk, sağda işbirliğinin kesinleşmesine rağmen, hala daha “Bekleyip görmek lazım, ortağımızdan duymamız lazım… Bizim için UBP’nin veya DP’nin ne söyleyip söylemediği değil, CTP’nin ne söylediği önemlidir” diyordu. Anlaşılan Başbakan gibi onlar da akıllarını “kurumsal” söylemine takmışlar… Ellerinde kalan tek esneme payı bu.
CTP NASIL HÜKÜMET OLUR:
CTP Genel Sekreteri Kutlay Bey ısrarla, “hükümet düşse bile, yeni hükümetin büyük ortağı yine CTP olacak” diyor. Meclis aritmetiği belli, TDP’nin sayısı yetmeyeceğine göre, CTP’nin tek alternatifi UBP, o da CTP ile kurmam diyor, onun dışında 26’ya ulaşacak başka bir alternatif yok. Mevcut Meclis yapısı, yeni bir ÖRP’nin doğmasına da imkan vermediğine göre, “CTP’siz hükümet olamaz” iddiasını açıklarsa çok memnun oluruz… Aklıma 3 kere bozulup, 4 kere kurulan CTP-DP hükümetleri gelmiyor değil…
ZİRVEDEKİLER
Mehmet Ali Talat: Hükümet kurulurken CTP’nin kendisini bir tek DP-UG’yle bağlamasını eleştirirken, “DP, CTP’nin ciğerini söker” demişti. Şimdi haklı olarak “Ben demiştim” diyor. Yalnız dikkat çeken, bu işin bu kadar çabuk olması. Kimse de o beklenen sona bu kadar kısa sürede gelinmesini beklemiyordu. Herkes şapkasını önüne koyup düşünecek ama, iş işten geçmiş olacak…
DİPTEKİLER
Eğitim Şurası: Bu yıl beşincisi yapılan Eğitim Şurası’na öğretmenlerin eylemi damgasını vurdu. Yıllardır yılı hiç bir zaman yayınlanan sonuç bildirgesinde yer alanların hayata geçirilmediği bu çalıştayın yıllardır ısrarla yapılmasına anlam veremedim. Madem oturup birtakım kararlar alıyorsunuz, o zaman uygulayın. Bizde Şura’lar dostlar alışverişte görsün misali…
Fotoğraf Altı: Meclis, 1983’ten bugüne geçicileri araştıracak komite kurdu. Bu da bizden kendilerine katkı. 1983’ten bir yıl önceki durum… Tam 3 bin 41 geçici birikmiş…
































