Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

“Tek devlet, tek bayrak, tek vatan…” (Erdoğan ne demek istediydi?)

Barış Harekâtı’nın 41. yılı kutlamalarıyla yansımalarını belli ki bir süre daha konuşmaya devam edeceğiz. Çünkü verilen mesajlar, yapılan açıklamalar müzakere sürecinin en hararetli olduğu zamana rast geldi. Çözüm umutlarının yeniden yükseldiği bir dönem bu… Dolayısıyla Erdoğan da törende yaptığı konuşmasında kendine özgü “sert” üslubuyla değil, çözüm umutlarına Türkiye yönünden de umut katan yumuşak tonda konuştu. Aynen Annan Planı’nın referanduma gitmeye hazırlandığı o dönemlerdeki gibi. O zaman Erdoğan’ın umutları yine büyüktü. Kıbrıs’ta çözüm olacak, Kuzey “bütün Kıbrıs”ın federe kanadı olarak AB’ye üye alınırken, Türkiye’ye de AB kapıları açılacaktı. Rumlar “hayır” dedi ve tabii (bizim için) hayırlı olması gereken kararla plan kadük hale geldi.

PEKALA ŞİMDİ DURUM NE? Yine benzer bir senaryo yazılıyor: “Çözüm olacak, Rum gemileri Türkiye’nin limanlarına serbestçe girip çıkacak, özellikle tankerleri İskenderun’dan nakliye yapacak. Öte yandan Doğu Akdeniz’deki petrol ve doğal gaz da enerji ihtiyacı büyük olan Türkiye üzerinden AB’ye taşınacak. Tabii Kıbrıs’taki çözüm Türkiye ile Yunanistan’ın ilişkilerine olumlu yansıyacak, karşılıklı ticaret hacimleri artarken turizm gibi alanlarda işbirliği yapılacak. Artı AB’deki TC’ye yönelik Rum ve Yunan vetoları da kalkmış olacak… TELEFON EDENLERİN MERAKI: Yukarıda yazdıklarımızı bilmeyen yoktur. Bu kadar olağan ve bu kadar açık seçik. Zaten bizimkisi de sadece bilinenleri hatırlatmaktı çünkü dün Erdoğan’ın konuşması ile ilgili bir iki okuyucu telefon ettiydi. Kafaları karışıktı çünkü Erdoğan’ın konuşmasının sonunda Kıbrıs Türk halkına yaptığı “kardeş nasihati” kafalarını karıştırmıştı. Neydi Erdoğan’ın bu nasihatvari söylemi. Aktaralım:
“…Ama bu kardeşinizin sizlere burada bir hatırlatması var. İstiklâl şairimiz o veciz ifadesiyle şunu söylüyor: “Girmeden tefrika bir millete düşman giremez/ Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.” (Tefrika, bozgunculuk, nifak demektir) Onun için birliğiniz beraberliniz çok önemli. Onun için hep birlikte şunu söylememiz lazım. ‘Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bu yolu böyle yürüyeceğiz ve buna çok önem vereceğiz. Birlik ve beraberliğimizi muhafaza ettiğimiz müddetçe inşallah istikbalimiz bu günlerimizden çok daha aydınlık çok daha parlak olacaktır.” (Erdoğan slogan haline getirdiği bu “tek”li vurgulamalarını Türkiye’de Kürt sorunuyla ilgili çözüm sürecinde de sık sık ve aynen tekrarlar.)
Telefon edenlerin kafası bu “tek vatan, tek millet, tek bayrak” vurgulamasına takılmış, “yoksa Güney’le Kuzey’in birleşmesinden mi söz ediyor” sorusunu yöneltmişlerdi.
HAYIR: Basına yansıdığınca Erdoğan’ın konuşmasını tekrar okudum. Belli ki son zamanlarda KKTC’deki “dalgalanmalardan” ve bünyedeki “kamplaşmalarla” belki de “Türkiye ve Türkiyelilere yönelik provokatif saldırılardan” memnun değildi. Giderayak “Mehmet Akif Ersoy’un şiirinden bir dizeyi okuyarak “siz Kuzey’de tek vatan, tek milletsiniz” demek gereğini duydu ve birlik beraberlik çağrısı yaptı.             
**********      

Memleketin aynası: (Kararttıkları için kapkaranlıktır!)

Düşünün hükümet programı Meclis’te cumartesi günü okunacak. Bu toplumun hiç acelesi yok! Gerçi olay anayasal bir “prosedürdür” ama “değiştirin artık bu Anayasa’yı” dedirtiyor!
Kısaca zaman öldürüyoruz! İnsanlar tedirgin! Ortada fol yok yumurta yokken sürekli bir karamsarlık pompalanıyor, “battık mahvolduk” üzerine neredeyse ağıtlar yazılıyor! (Bana sorarsanız bu feveranlar asıl şikâyetçi olması gereken tabandaki dar gelirli kesimlerden değil, “devletin hazinesinden beleşine nemalanan kesimlerden çıkıyor!)
Mesela ikide birde halkın ve kendi “yöneticileri” ile bağlı olduğu bakanlığının karşısına dikilen Elektrik Kurumu Başkanı İsmet Akim daha dün “kâra geçirdim” dediği Kurumun şimdi 18 milyon TL zararda olduğunu yüzde 6’ya yakın zam yapmak için hükümete öneride bulunduklarını söylüyor.
Pekala hükümet yahut bağlı olduğu Maliye Bakanlığı (Hasan Başoğlu) “hayır yapamazsın” derse ne olacak? Elektriği kesecekler, milleti karanlıklara gömecekler, yollara düşecekler ve diyecekler ki hükümete, “kırk satır mı kırk katır mı?”
YA ÖTEKİLER: Tehdit üzerine tehdit. Önce haber uçuruyorlar.”Eğer istediklerimiz yerine gelmezse biz de süresiz eyleme gideriz.” Ne demektir “Birlik” ve “kuruluşlar” için bu “eylem” dedikleri? Yolları kesmek demektir! Başbakanlık kapılarına dayanmak demektir! Lefkoşalıyı canından bezdirmek demektir! İstedikleri verilene kadar bağırıp çağırmak demektir!”
Bu olaylar ayni minval sürer gider. Sonra da denir ki “memleket karalar bağladı, insanlar huzursuz!” Oysa huzursuzluğu yaratan da ayni insanlar, dönüp “memleket huzursuzdur” diyen de ayni insanlar!
YENİ HÜKÜMET: İşte böyle bir KKTC yükleniyor ve tabii merak konusu oluyor: “Yeni hükümet, Programına uygun mu davranacak?” (Program bugün okunuyor öğreneceğiz de Talat’ın 25 maddelik manifestosundan kaçı programa girdi?) Başbakan Kalyoncu birleştirici mi olacak ayrıştırıcı mı? Çünkü bu memlekette kimse huyundan vazgeçmek istemiyor… Huysuzlar da çok oldu muydu memleketin aynası kararıyor!         
**********

Kısaca takıldıklarım: (Çözüm de olur ama devlet olmaktır zor!)
 
Hiç düşündünüz mü? Güney dediğiniz bir dünya devleti! AB’ye BM’ye üye! Dünyada hatırı sayılır bir deniz filosu var… İstediği ülke ile ekonomik anlaşmalar yapabiliyor… İstediği ülkeye takabiliyor istediğine Güney’de üs veriyor… Yunanistan’la birlikte dünyada iki oya sahip talihli devletlerden biri… Her ülkede elçilikleri konsoloslukları var.
Fakat Güney battı ki batakta! Yunanistan da ayni durumda! Demek ki neymiş? Devlet olmak “refah, huzur dahası istikrar için yeterli değilmiş!”
MERAK BU YA: Çözüm olsa, biz de dünya devleti olsak.. Dünyaya açılsak.. Hellim çakızdez derken ihracat da yapsak… Fakat ve en basitinden ekonomi tepetaklak gitse Güney’in durumuna düşsek! “Ekmek elden su gölden” yaşadığımız bu çözümsüz günleri hasretle anarken, böylesi bir olayda ortada “çözümsüzlük” de kalmadığından hangi bahaneye sığınacağız? Demek ki neymiş asıl sorun? “İyi yönetilmek!” Bu da basiret sahibi iyi yöneticiler yönetimleri anlamına gelir!