Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Pek yakında

Lefkoşa’da yazlık sinemalar sıra sıraydı.

Çağlayan yolunda bir şiire dizilen mısra gibiydiler.
Sinema afişlerinin üzerinde “Pek yakında” yazardı,
Ama pek yakında neler olacağını kimse kestiremezdi…

Çatışmalar pek yakında yeniden başlayabilir,
Kapılar pek yakında yine açılabilir,
Pek yakında bir parti kurulabilirdi.
Kim bilebilirdi ki?
Pek yakında her şey olabilirdi.
Afişlere benzemezdi hayat…

Otobüslerin yolu pek yakında yine kesilebilir,
Henüz hayatta olanlar pek yakında olmayabilirlerdi…

Beklenmedik şeyler ansız anlarda olabilir,
Bir hayat yeniden başlar, bir hayat yeniden bitebilirdi…

Aşklar da kavgalar gibiydi ya da sinemalardaki hikayelere benzerdi.
Kim bilebilirdi.

Güneş tutulmasının zamanı var ama kalp tutulmasının zamanı yoktur; pek yakında tutulabilir hatta yakından da yakın ansız anlarda diyelim…

Yaseminler pek yakında açacak, çocuklar pek yakında yasemin satacaklardı.
Postaya verilmiş bir mektup pek yakında gelecek,
Hasret pek yakında dinecekti…

Birkaç militan bir gece yarısı, polisten ve herkesten habersiz bildiri dağıtmaya çıkacaklardı pek yakında.
Ki yakayı ele verirlerse ellerindeki mürekkep izlerinden endişe ederlerdi bir de parkalarından.
Hiç bilemedin bıyıkları ele verirdi onları,
Lakin yazdıklarından emindiler, aydınlık yarınlar pek yakında gelecekti…

Bir kış günü müydü bir anda aklıma gelmedi ne önemi var,
Amerika Vietnam’a girmişti,
O sıralarda mıydı emin değilim,
Che’nin cansız bedenini bir helikopterin ayaklarına bağlamışlardı,
Fransa’da Mayıs ayaklanması, İstanbul’da “defol” sesleri pek yakında duyulacaktı,
Ama ne yazık ki onca yıldır öfkesi dinmez, nasıl dinsin o gençler pek yakında asılacaklardı…

Sinema afişlerine bakarken, hangi filmin kaçırılmaması gerektiği unutulmamalıydı, o filmler görülmeye değerdi.
Acı ve Ağıt filmleri pek yakındaydı…

Hayat da acılarla ve ağıtlarla duluydu.
Fakat o sıralar Arap Ali’ye yakılan ağıt henüz bilinmiyordu,
Ki İskele’den yan basa basa çıkmış,
Altı süngü yarasına dayanmış, yedincisine dayanamamıştı…

Olacağı kimse kestiremez.
Hangisinin burcu pek yakında Suruç’ta vücutlarının parçalanacağını,
El ele tutuşurken hayata tutunmakla tutunmamak arasında kalacaklarını yazmıştır ki?

Dayan koca yürek dayan.
Ne yazıyordu militan?
Aydınlık yarınlar pek yakında…