KKTC’deki yükseköğretim politikasında ya da politikasızlığında bir dönüşüm yaşanıyor algısı uyanıyor bende… Uzun yıllardır devam eden “öğrenci sayısını sürekli artıralım” anlayışından uzaklaşılıyor veya uzaklaştırılıyoruz. Bende oluşan bu algıya neden olan kronolojik bir takım olaylar ve açıklamalar var.
Bugüne kadar hiç duymadığım açıklamaları duymaya başladık. Mayıs ayı sonunda yapılan “Yükseköğretim Çalıştayı”nda Türkiye’nin dönemin Lefkoşa Büyükelçisi Halil İbrahim Akça, KKTC’de 13 tane üniversite bulunduğunu, 13 tane daha onay için sırada beklediğini, ancak buna karşın üniversite kurma izninin yasa ile olması gerektiğini söyledi. Ben bunu sayın elçinin ağzından kulaklarımla duydum. Biz bugüne kadar Türkiyeli yetkililerin ağzından “üniversitelerde 60 bin öğrenci, 80 bin öğrenci, 100 bin öğrenci hedefleniyor” gibi ifadelere alışmıştık. Akça’nın söylediği çok doğruydu ve bu yapının sürdürülemez olduğu çok önceden anlaşılması gerekirdi. Belki Akça’nın söylediklerini daha önce de söyleyenler olmuştu ama etkisi bu şekilde olmamıştı.
Mayıs ayı sonunda yapılan bu konuşmanın ardından YÖK, haziran ayı ortasında bizi ilgilendiren bir başka karar aldı. YÖK, Türkiye üniversiteleri için tıp ve hukuk fakülteleriyle ilgili aldığı “sınırlandırma” kararının 2016 yılından itibaren KKTC üniversiteleri için de geçerli olacağını açıkladı. Bu şu demekti; LYS sınavında ilk 40 bin öğrenci içine giremeyenler Tıp fakültesine ve ilk 150 bin öğrenci içine giremeyenler de hukuk fakültesine tercih yapamayacak ve bu 2016’dan itibaren KKTC üniversiteleri için de geçerli olacak. Zaten YÖK bu kararını önümüzdeki yıllarda diğer bölümler için de uygulayabileceğinin sinyallerini vermiyor.
YÖK’ün bu kararından hemen sonra kurulan CTP-UBP hükümetinin hükümet programında konu ile ilgili şu ifadeler dikkat çekti: “KKTC’de üniversitelerin yasayla kurulmasını ve belirlenecek mali koşullar yerine getirilmeksizin faaliyete geçilmesine izin verilmemesini sağlayacak mevzuat değişikliği altı ay içerisinde yapılacaktır.”
Daha sonra da Milli Eğitim Bakanı Kemal Dürüst’ün geçtiğimiz günlerde konu ile ilgili yasanın çıkarılması konusundaki açıklamalarını ve yukarıda bahsettiklerimi üst üste koyduğumuz zaman, KKTC’deki üniversitelerin nitel değil de nicel büyümesinin Türkiye’de rahatsızlık yaratmaya başladığını söylemek mümkün…
Dolayısı ile ilgili yasanın çıkması halinde önüne gelen bu ülkede üniversite açamayacak. Ya da üniversite açma birilerini iki dudağı arasında olmayacak, meclis karar verecek.
******
2015 ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu’nda yer alan KKTC’de faaliyet gösteren üniversitelerin 12 olduğu göze çarpıyor. Kılavuzda yer alan üniversitelerin Akdeniz Karpaz Üniversitesi, Doğu Akdeniz Üniversitesi, Yakın Doğu Üniversitesi, Girne Amerikan Üniversitesi, Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi, Lefke Avrupa Üniversitesi, Girne Üniversitesi, Kıbrıs Amerikan Üniversitesi, Kıbrıs Sosyal Bilimler Üniversitesi, Lefkoşa İngiliz Üniversitesi, ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsü, İTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsü olduğunu görüyoruz.
Bunlara ek olarak izni alınmış ve faaliyete geçmeyen ve ÖSYS kılavuzunda yer almayan Çukurova Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Kampüsü, Gazi Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Kampüsü, Akdeniz Araştırma ve Bilim Üniversitesi, Lefkoşa Kozmopolitan Üniversitesi, Kıbrıs Metropolitan Üniversitesi var. 13 tane de sırada bekleyen varmış…
Türkiye, gerek Türkiye’de, gerek KKTC’de gerekse farklı ülkelerde öğrenim gören Türkiyeli öğrencilerin aldığı nitelikli/niteliksiz eğitim ile yakından ilgilenmeye başladı. Bununla ilgili kararlar alırken “kamu güvenliği ve sağlığı”na vurgu yapıyor. Aslında “her önüne geleni üniversiteye almayın” demek istiyor.
Peki biz KKTC olarak ne zaman kamu düzeni, güvenliği ve sağlığını düşünmeye başlayacağız. Herkesin üniversiteye girdiği bir ülkede bunları düşünmeye başlamanın zamanı geldi de geçti bile…
































