Ülkemizdeki siyasi anlayış artık değişmeli.
Ve gücü ele geçirdiği anda her şeyi yapabileceği düşüncesi ile hareket edemeyeceğini bilmeli.
İlkesiz, yozlaşmış ve hukuk tanımaz siyasi yapı ile bir yere gidemeyiz.
Gelinen aşamada maalesef ülke “ben yaparım olur” anlayışı ile yönetilmeye devam ediyor.
Ve bu anlayış, sorgusuz bir şekilde taleplerini yerine getirebileceklerle çalışmayı tercih ediyor.
Aldığı talimatı sorgulamadan uygulayacak olanlarla…
Bu dün de böyle idi, bugün de böyle!
Siyasi iktidarlar geriye dönüp baktığımızda hukuk kurallarını birçok kez ihlal etmişler.
Çoğu zaman da kendilerini yasaların üzerinde görmüşler.
“Ben yaparım olur. Ben böyle istiyorum böyle olacak. Yasa, masa tanımam. Parti çıkarları ya da parti içi dengeler bunun böyle olmasını gerektiriyor. Sen istersen, gidebilirsen mahkemeye git hakkını ara” gibi yaklaşımlarla yıllarca bu ülke yönetildi.
Ve keyfi yönetim anlayışı her geçen gün biraz daha etki alanını genişletirken, hukuk devleti olmaktan uzaklaşıldı.
‘Sağcısı’ da ‘solcusu’ da bunu böyle yaptı.
Yapmaya da devam ediyor.
Nasıl olsa günün sonunda hukuku çiğneyenlere hesap soran yok.
Hesap sorulabilmesi için yasal bir düzenleme de yok.
Olsa da ne yazar.
Bu ülkede yasa yapıcılar yaptıkları yasalara sahip çıkıp uygulatma konusunda hassas değiller.
Siyaset sahnesinde her şey önce parti içi dengelere bakılarak, sonra da parti çıkarları dikkate alınarak şekilleniyor.
Kelli felli siyasilerimiz bile bunu böyle yapıyor.
Çünkü onlara göre de işin doğası bu ve böyle olmalı.
Hukukun üstünlüğü ya da bir işin doğru yapılması önemli değil.
Önemli olan oturulan koltuklarını koruyacak adımlar atmaları.
Gerisi onlara göre fasa fiso!
Varsa yoksa kendi çıkarlarını korumak.
Nasıl olsa ülkede denetim ve hesap sorma mekanizmaları çalışmıyor.
İnsanlar bir yıldırılmış.
“Hak, hukuk, adalet” diyenler iktidara gelince bu değerleri yok saydıkları için insanlar inançlarını ve umutlarını yitirmiş.
Sonuçta memlekette kural tanımazlık bir meziyet, “ben yaparım olur” anlayışı da yönetim şekli olarak egemen olmuş.
Bunun dışında bir şey yapmaya kalkanlar ötekileştiriliyor.
Yazık…
Peki bu düzen nasıl değişecek? Hukuk devleti nasıl olunabilecek? Keyfi yönetimin yerine hukuku nasıl koyacağız?
Bir kere herkes hakkını mutlaka aramalı, haksızlıklar karşısında sessiz kalmamalıdır.
Her ne kadar keyfi yönetim anlayışına sahip çıkanların sesi daha çok çıkabiliyorsa da bundan korkmamalı.
Hukuk devleti oluşturulabilmesi için birinci şart haksızlıklar ya da hukuksuzluklar karşısında kararlı bir şekilde hak aramaktır.
Mahkemeyi devreye sokmaktır.
Yani özetle toplumun tüm kesimleri bir haksızlığa maruz kaldıkları anda hukuk yoluna gitmeli ve hakkını sonuna kadar aramalıdır.
Yoksa bu düzen böyle devam eder.
Yapanın yanına kar kalır.
“Ben ne istersem yaparım” diyen mevcut siyasi anlayış daha da güçlenir.
Bu da iyi olmaz
Hiçbir ilkesi olmayıp, kendisini hukukun üstünde gören anlayışlar ülkede egemen olmaya devam eder.
Eminim bunu kimse istemez.
Ama tercih bu ise o zaman benim de daha fazla söyleyecek bir sözüm yoktur.

Sonraki Haber

























