Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısMagazin

Talat’tan CTP’ye çağrı

İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Havadis’in geleneksel toplantısına konuk oldu ve hem cumhurbaşkanı adaylığı hem de ülke sorunlarıyla ilgili çok önemli açıklamalar yaptı:

 

İkinci Cumhurbaşkanı ve CTP’nin eski Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Havadis’in geleneksel toplantısına konuk oldu ve önemli açıklamalarda bulundu.

Talat, Havadis yazarlarının sorularına şu yanıtları verdi:

Soru: Bir Girneli olarak yaşadığımız sel felaketini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevap: Girne’de suyu çekecek toprak kalmadı. Bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Özellikle sel sularının dağdan denize doğru akması sırasında suları çekecek toprak çok azaldı. Dolayısıyla eskiden metrekareye 100 litre suyun yaptığı etki ile bugün aynı değil tabi.

İlkim değişiklikleri de son derece önemli. Dünyada çok ciddi sıkıntılar var iklim değişikliği ile ilgili. Zaten dünyaya baktığınızda Almanya’da sel duymamıştım ben İngiltere’de hem sel oldu hem de insanlar öldü. Bu kadar iklim değişiklikleri yaşanıyor ve iklimler çok sert geçiyor. Yağmur çok ani ve hızlı  yağıyor. Çok kısa süreler içerisinde sıcaklık çok ciddi düşüşler yaşıyor. Dolayısıyla iklim değişikliği ile birlikte yağışların da ani bastırması, toprak miktarının da azalmış olması tabi bunların yanı sıra derelerin akarların tahrip edilmesi, belki önlerinin tıkanması yanlış yapılaşma da birbirini çoğaltarak felaketi büyütüyor.

Burada önemli olan şudur, bizim yaşadığımız gerçek bir doğa felaketiydi. Çarpık yapılaşma ve diğer etkenler bir tarafa. Çeşitli altyapı sıkıntıları ile bu felaketin boyutu büyüdü. Dikmen’de yaşanan; kayalar doğrudan köye düştü, bu tabi önlenebilecek bir şey değildi. Sel felaketinin zararlarını tek bir şeye bağlamamak lazımdır. Bir tek çarpık yapılaşma veya bir tek dere yataklarının doldurulması değildir. Artık yağmurlar daha şiddetli olacak, daha kızsa sürelerde daha fazla yağmur yağacak. Tedbir alırken iklim değişikliğini de dikkate alarak tedbirleri daha büyük ve daha radikal almak zorundayız. Henüz hayatlarının baharında olan gençlerimizi kaybettik.  Onlara rahmet diledik ama geride kalanlar herhalde çok uzun yıllar bu acıyı yaşayacaklar. Üzücü şeyler demek ki ne yapmak gerek tedbir alacağız ve daha radikal şekilde tedbirler alacağız ama bileceğiz ki ne tedbir alacaksak alalım iklim değişikliğini de göz önünde bulunduracağız. Güney Kıbrıs’ta meclisi su bastı. AB üyesi ülke, altyapı sorunu olmaması lazım. Ama altyapısı mükemmel de olsa ki bize hep böyle söylendi, olan oldu. Kaldı ki Girne’nin  altyapısı yetersiz. Zaten Girne’nin en büyük sıkıntılarından biri de yağmur suları ile birlikte lağım sularının birleşmesi. Bu noktada tüm kentin sokaklarının dezenfekte edilmesi gerekmektedir. Benim evin kapısının önüne çakıllar yığıldı, rögarların tümü tıkandı. Zaten yağmur yağarken bu rögarları açmak da mümkün değil. Altyapı çok önemli ama yanı sıra iklim değişikliğine de dikkat etmemiz gerekmektedir.

Soru: Emirname ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Cevap: Emirname bir ön tedbirdir. Dolayısıyla uzun süre tartışmadan uygulamak lazımdır. Ama gecikmeden örneğin 1 yıl içerisinde de imar planını hazırlamak gerekmektedir. Ama iyi idare yasası çerçevesinde bölge insanını ilgilendiren konularda bir tartışmaya ihtiyaç vardır o yapılmıştır. Umarım en kısa zamanda emirname geçirilir ve bölge kontrol altına alınır. Eminim çok sayıda insan şuanda izin alma uğraşı içerisindedir. Bina inşası ile ilgili. Yapmayacak olanlar bile bunun peşindedir şuan. Çok katlı bina olacak mı evet ama belli yerlerde altyapısı yapılarak olmalıdır. Bizde bir apartman yönetim yasası yok bunun da bir an önce yapılması lazımdır. Biz apartman yaşamına uyumlu değiliz.

Soru: Koalisyon hükümetini nasıl buluyorsunuz?

Cevap: Hükümet çok ciddi sıkıntılar yaşıyor ama bu sıkıntılar hükümetten kaynaklanmayan nedenler çerçevesindedir. Önce bir döviz krizi yaşandı. Bu inanılmaz bir şeydi aniden herkesi şok etti. Arkasından sel felaketi. Bunun yaraları nasıl sarılacak? Bizim bütçeyi ciddi şekilde sarsan bir durumdur diye düşünüyorum. Hükümet kendi içerisinde uyumlu çalışıyor. Elbette hataları var ama dikkatimi çekti öyle hükümet üyeleri partiler zemininde bir gerginlik, çekişme yaşanmıyor bu da iyi bir şeydir. Çok uzun zamandır olmayan bir şey yani. Hükümetin bozulacağına ihtimal vermiyorum. UBP ile hükümet kurabilecek 2 parti var vekil sayılarına baktığımızda. CTP ve HP yapabilir ama hangisi yaparsa bana göre gelecekteki seçimlerde silinir. UBP ile bizim hükümet kurmamızın sebebi herkesin uzun yıllardır söylediği; geniş tabanlı bir hükümet olsun, reformlar yapsın memlekette geçirilmeyecek yasalar geçirilsin. Gerekirse anayasa bile değiştirilsin ve her şey yerli yerine otursun. Ve oldu hükümeti kurduk ama ondan sonra gördük ki UBP bu konuda samimi değilmiş. Özgürgün kurultaya hazırlanıyor ve onun için iktidarda olmak istiyor. Su meselesinde, mali protokol meselesinde de çok ilginç şeyler gördük. Konuyu hiç anlamamış insanlar gördük. Yahu hiç anlamamış olan insanları biz Türkiye’ye gönderirsek ne olacak? Aramızda toplantı yaptık ve bunu değerlendirdik. Yazılı hale getirdik bir anlaşma yaptık. Gittiler Türkiye’ye, Türkiye bir öneri getirdi. UBP’liler  bizi bıraktılar o tarafa geçtiler. Bunun dışında örneğin Ersin Tatar hükümetin bozulması için meclis gurubunda gürültü çıkardı bu hükümet bozulsun diye. Ben de Özgürgün’ü aradım, görüşelim dedim. Ertesi gün konuştuk. Bu Parti Meclisi toplantısı rutin toplantıdır değerlendirme yapacağız dedi. Bir şey olacağı yok dedi. Sonra Cumartesi günü  tören ile çekildiler. Bana öyle geliyor ki Özgürgün de bu mizansenin içindeydi.

Böyle davranan bir parti ile yakın zamanda bir hükümet kurulması çok mümkün değil ama uzun vadede bilemeyiz. Yıllar çok şeyi değiştirebilir.

 

Soru: Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday mısınız?

Cevap: Bu konuyu partinin değerlendirmesi ve kendi adayını belirlemesi lazım bana göre. Hem de geç kalmadan. Bunun duyurulmasına da gerek olmayabilir ama belirlenmesi lazım. CTP mutlaka aday çıkarmalıdır. Hem ülkenin durumu, ülke yönetimi ile ilgili iddialarını sağlam şekilde ortaya koyacaksa aday çıkarmalıdır. Hem de Kıbrıs konusundaki iddiaları.  CTP’nin göstereceği adaylar tabi ki var. Gelenek parti başkanının aday olmasıydı. Bu ilk olarak geçen defa kırıldı 2010’da. Ama ben o zaman cumhurbaşkanıydım ama parti bana bağımsız aday olarak devam et dedi. Ben de  bağımsız aday oldum. Kendi isteğimle değil. İlk defa CTP geleneği o gün bozuldu. Sonra da 2015’te.

Erhürman aday olursa parti arkasındadır çünkü partinin genel başkanıdır. Sibel hanımla yaşadığımız sıkıntıyı yaşamayız. Partiyi toparlayacak partinin benimseyeceği bir isim olmalıdır.  Parti birini bulamazsa mutlaka parti yöneticileri bunu telafi etmek zorundadır.

Soru: Parti görev verirse aday olur musunuz?

Cevap: Benim öyle bir arzum yok. Yeniden öyle bir maceraya girme arzum yok ama burada konu parti (CTP)tarafından ele alınmalıdır bir an önce.  Partinin ne düşündüğü ortaya çıkmalıdır. Bu ortaya çıktığı zaman bütün bu sorulara rahat cevap verebilirim.

Soru: CTP’nin son dönem özellikle federasyon tartışmalarında farklı bir tutum sergilediğini düşünüyor musunuz?

Cevap: Hayır CTP, birçok defa açıklama yaptı. Desantralizasyon önerisi Anastasiadis’ten  geldi. Anastasiadis zaten Türkiye’ye daha önceden “iki devletli bir çözümü konuşabiliriz” demiş.  Mont Peleren’de söylemiş. Ondan sonra konu gündeme geldiğinde Anastasiadis bunu inkar etti. “Ben Desantralizasyon  demek istedim” dedi. Halbuki gene Anastasiadis “konfederasyon gibi konularda bilimsel olarak tartışılmalıdır” dedi. Ama dediğim gibi Rum tarafından büyük tepkiler çıkınca da değiştirdi ve “Desantralizasyon” dedi. Desantralizasyon zaten Anastasiadis’in eski orijinal iradesiydi.

Rum tarafı bir Türk oyunun bile gerekli olduğunu kabul etmiyor. Federasyon veya konfederasyon veya  iki devlet…  Eğer bunlar Avrupa Birliği’nde birleşecekse ve Rumlar bu kabul ederse bu değerlendirmemiz gerekir tabî ki. Biz asla federasyon dışında başla bir şeyi kabul etmeyiz diye yemin mi ettik? Ama Rumların bunu kabul etme ihtimali yok. Federasyonu bile kabul etmiyor, ne konfederasyonu.

Soru: Peki siz neyi savunursunuz?

 

Cevap: Benim düşüncem şu federasyon dışında varılabilecek bir çözüm şekli yoktur. Çünkü konfederasyona meyil edersen Rum tarafı asla bunu kabul etmez. Federasyonu bile deforme etmeye çalışıyor. Üniterleştirmeye çalışıyor. Dolayısıyla konfederasyon diye bir çözüm şekli mümkün değil. Rum tarafının istediği üniter devlet yaklaşımı da bizim için kabul edilebilir değil. Dolayısıyla ya federasyon olacak ya da hiçbir şey olmayacak. Fiilen zaten şuanda iki devlettir ama çözüm yoktur. Bana göre Rum tarafının uğraşı çözüm değil. Sürecin bu şekilde devamından yanadır. Bazı Rumlarla konuşuyorum, üst düzey Rumlarla, siyasetçiler, gazeteciler. Onlar da Rum’un bu şartlar altında bir çözüm kabul edecek gibi görünmüyor görüşündeler. Rum halkı da kabul edecek gibi görünmüyor.

 

Soru: Şu anda Cumhurbaşkanı olsaydınız bu durumda nasıl davranırdınız?

Cevap: BM’yi zorlamak lazımdır. Cumhurbaşkanı  olsam da olmasam da yapılması gereken budur. Kıbrıslı Türk cumhurbaşkanı Rum tarafına yönelik çok bir şey yapamaz çünkü etkisi azdır. Ama örneğin Rum basınını bilgilendirerek belki daha sık resmi basın toplantısı dışında yolları da deneyerek kamuoyu oluşturabilir. Rum tarafında Anastasiadis’e ciddi bir güvensizlik zaten ortaya çıktı. Bunu fırsata çevirip Rum halkına  anlatmak lazım. Ben mesela bazı yazarlarla yemek yerdim, Rum yazarlarla. Tabi hangi yolların ne getireceğini bilmek için de o makamda olmak lazım. Bana göre bu yolları da şimdi sayın Cumhurbaşkanı  bilir.

 

Soru: Son dönemde Türkiye’den mali akışla ilgili problemler olduğu söylemleri var, siz ne düşünüyorsunuz?

Cevap: Kimse net bir fikir sahibi değil. TC’nin bu hükümet ile olan ilişkisinin olumsuz olduğu nedeni ile mi yoksa gerçekten ifade ettikleri gibi muhatabın hala daha belli olmaması mı net değil en azından bana söylenen bu.